• 27 Mayıs 2016, Cuma 16:14
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

DAVUTOĞLU'NUN ARDINDAN
 Davutoğlu'nun genel başkanlıktan ve başbakanlıktan uzaklaştırılması Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin Türkiye'yi artık yönetemediği anlamına geliyor. 
Belli ki bir arayış içindeler.
Oysa Davutoğlu'nun son seçimde aldığı oy neredeyse yüzde 50… Halk desteği ve milli irade diyorsanız işte ortada. Daha ne olacaktı?
Oy aldı ama ülkeyi yönetemedi diyorsanız onun hesabını bir sonraki seçimde seçmen soracaktır. Demokrasi böyle bir şey… Demokrasilerde seçimle gelinir seçimle gidilir.
İşin en acısı, altı ay önce yüzde 50 oy desteğiyle başbakan seçtikleri ismin görevden uzaklaştırılmasına ses çıkarmayan ve bir gecede oyunu satan seçmen topluluğunun halidir.
Bu seçmen herkesi satar. 
Bakmayın bugün Binali Yıldırım'ı alkışladıklarına, bir işaretle O'nu da alaşağı ederler.
Demokrasi adına korkulması gereken de budur.
İşin gerçeği Türkiye iyi idare edilemiyor. Bunun için de sürekli bir arayış içinde ülkeyi yöneten siyasi yapı. Başarısızlıklarını, bir gün idare şeklini suçlayarak bir başka gün de insanları suçlayarak kapatmaya çalışıyorlar. 
Yaşadığımız terör olayları ve komşularımızla ortaya çıkan manzara her şeyi özetlemeye yetiyor. Bunlarda bir iyileşme mi bekliyorsunuz yoksa!
Davutoğlu'nun gidişi bana meşhur üç zarf hikâyesini hatırlattı.
Çok değişik anlatım şekilleri olsa da genelde aynı mesajı verirler. Bazıları bir ülkede diye başlar bazıları bir firmada ve bazıları da bir kurumda diye…
Biz bir kurumda diye başlayalım ancak siz bir ülkede diye okuyun.
Bir firmada göreve yeni başlayan genel müdüre eski genel müdür üç zarf verir ve sıkıştığında numara sırasına göre zarfları açmasını ve içindeki yazıyı okumasını söyler.
Yeni müdür canla başla çalışmaya gayret eder ama işler bir türlü iyi gitmez. Gecesini gündüzüne katar, kan ter içinde uğraşmasına rağmen istediği verimi alamaz. 
Aklına zarflar gelir ve bir numaralı zarfı açar. İçinden çıkan notta: “Senden önceki yönetimi suçla” yazmaktadır. Başlar önceki yönetimi suçlamaya… Demediğini bırakmaz. Bir küfretmediği kalır. Arada gizli gizli onu da yapar.
Ama işler yine düzelmez. 
Öyleyse ikinci zarfı açmanın zamanı gelmiştir. 
İkinci zarfı açtığında şöyle bir yazıyla karşılaşır: “Çalıştığın insanları değiştir”
Onu da yapar; bütün yardımcılarını görevden alır ve yeni bir yönetim oluşturur. Bu defa heyecanlıdır ve umutludur. Artık işler yoluna girecektir.
Ancak bu defa da onun beklediği gibi gelişmez olaylar. İşler bir türlü yoluna girmez. Sorunlar devam eder, sıkıntılar her gün artmaktadır. İşin içinden iyice çıkılmaz olmuştur.
Yönetici bütün umudunun üçüncü zarfa bağlamıştır. Kurtuluş üçüncü zarftadır. Bu sorunları ancak üçüncü zarfı açmakla aşacaktır.
Sonunda üçüncü zarfı da açar ve yazılanları okur: “ Üç zarf da sen hazırla!...”
Eskiler teşbihte hata olmaz derlerdi. Ülkemizin yönetim katında yaşananları görünce insan bu hikâyeyi anımsıyor. İşin ilginç yanı ise iki zarftaki önerilerin bire bir gözümüzün önünde yaşanıyor olması.
Eski yönetimi suçla ve olmazsa çalıştığın insanları değiştir…
Türkiye'nin sorunu çalıştığımız insanları değiştirmekle çözülecek kadar basit değildir. Çünkü bu sorunlar kolay birikmedi. Sorunların nedenlerini görmemezlikten gelirsek, onları ortadan kaldırmazsak enerjimizi adam değiştirmekle tüketiriz.
Bu arada seçmenin durumuna bakacak olursak; “Hem ağlarım hem giderim” mantığıyla, “Kral öldü yaşasın yeni kral” söyleminde…
Türkiye'de buna “ Giden ağam gelen paşam” diyorlar. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık