• 06 Nisan 2015, Pazartesi 9:38
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

CUMHURİYET KURBANI OSMAN AĞA
Her yıl 2 Nisan'da ölüm yıldönümü nedeniyle Osman Ağa'yı anma etkinlikleri düzenleniyor Giresun'da. Bu yıl da 2 Nisan'da Osman Ağayı andı Giresunlu.
Tarihte hiçbir olay bu kadar tartışılmamıştır. Hiçbir ismin üzerinde bu kadar durulmamıştır. Tarihin hiçbir dönemi bu kadar sisli değildir. 
Özellikle Osman Ağa'nın ölümüyle ilgili sis perdesi nedense geçen bunca zamana rağmen kalkmamıştır. O dönemde bilinen ve bilinmeyen bu karmaşık olayların ardındaki gerçek bir türlü gün yüzüne çıkamamıştır.
Gerçi Atatürk Giresun'a geldiğinde Osman Ağa'yla ilgili en gerçekçi tanımlamayı yaparak “ Cumhuriyet kurbanı” ifadesini kullanmıştır ancak bu, tartışmaların sona ermesine yetmemiştir.
Yetmemiştir, çünkü Osman Ağa'yla ilgili 1923 yılından bu güne yazılan onlarca kitap, yüzlerce makale ve binlerce söze rağmen bir tarihi gerçek aydınlığa kavuşamamıştır.
Osman Ağa'nın bir Milli Mücadele kahramanı olduğu tartışmasız bir gerçektir. Öncesinde ve sonrasında ülkesi için verdiği mücadeleyi kimse vermemiştir. Katıldığı savaşlar ve gösterdiği kahramanlıklar başlı başına bir destandır. 
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün muhafızlığını yapması başlı başına bir onurdur. Tarih Osman Ağa'nın bu tarafını tartışmıyor. Bu gerçeği herkes kabul ediyor. 
Ancak 1923 ün Nisan ayında meydana gelen ve herkesin bildiği o olayla bütün bu kahramanlıkların üstüne sünger çekilmek isteniyor. O destanın hafızalardan silinmesine çalışılıyor. 
Bütün kitapların, bütün yazılanların ve bütün söylenenlerin ortak paydası bu dönemde yaşanan belirsizliklerin aydınlanamayışı olarak karşımıza çıkıyor. 
İşte tarihte hiçbir ismin üzerinde bu kadar durulmamıştır dediğimiz bundandır.
Osman Ağa'yla ilgili kitaplar ve yazılar 1923 yılında yazılmaya başlanmış. Bu gün bile Osman Ağa'yla ilgili yeni kitaplar çıkıyor, yeni yazılar yazılıyor. Artık bu kitapların son bölümlerini okuyorum sadece, yeni ve farklı bir bilgiye rastlar mıyım diye. 
Rastlıyor muyum? Hayır. Tarih tartışılmaya devam ediyor. 
Murat Sertoğlu 3 Mart 1964 yılında altı ay süreyle Tercüman Gazetesi'nde yayınladığı ve Osman Ağa'nın hayatını anlattığı “Atatürk'ün Fedaisi Topal Osman” başlıklı tefrikasının giriş bölümünde şöyle bir ifade kullanıyor:
“Topal Osman ve vatan hainliği; Acaba yeryüzünde birbirine uymayacak, bundan daha aykırı iki kelime, iki tabir olabilir mi?”
İşte işin özü bu! 
Biz Osman Ağa'ya buradan bakıyoruz. Osman Ağa'nın katıldığı savaşlar, kurduğu gönüllü alaylar, Kurtuluş Savaşında gösterdiği kahramanlıklar… İşte tarihin kaydettiği gerçekler. Bunları tekrar takrar yazmanın gereği de yok zaten. Bunları tarih kaydetmiş, merak eder bulur ve okur. O kadar çok kaynak var ki.
Tarihin bu bölümü bu kadar açıkken neden 1923 ün Nisan'ın da kapkaranlık bir gece çıkıyor karşımıza. Neden kitaplarda bu bölüm bir iki cümleyle geçiştiriliyor? 
Olay böylesine önemliyken tarih bunu bir iki cümleyle anlatmayı yeterli görüyor!
Ve bu bir iki cümleyle Osman Ağa'yı tarih önünde mahkûm ediyor.
Hepsi bu mu? 
Değil elbette; bütün her şeyi koyun bir yana, en azından eksik bütün bu ifade edilenler.
Bugün bile tartışması sürüyorsa bütün bunların, 100 yıla yaklaşan bir süreçte hâlâ konuşulacak bir şeylerimiz varsa Osman Ağa üzerine, tarihi sorgulama ihtiyacımız ortadan kalkmamışsa demek ki eksik bir şeylerin varlığı zorluyor bizleri.
Hani hep derler ya arşivler açılsın diye; biz de mi öyle diyelim. Diyelim de bir yararı olacaksa!
Ölümünün yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz Osman Ağa'yı.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık