• 04 Temmuz 2012, Çarşamba 9:33
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

BİZ NE YAPACAĞIMIZI BİLİRİZ!
Önce bir Nasrettin Hoca fıkrası: Hoca bir gün bir köye misafir olur. Eşeğini de köylülerden birisine emanet eder.
Yenilir, içilir sohbet edilir ve Hoca köylülerden izin isteyerek gitmek ister. Eşeğini getirirler ama eşeğin heybesi yoktur. Kaybolmuştur. Hoca' nın suratı asılır, morali bozulur ve köylülere dönerek sinirli bir ses tonuyla “ Ya eşeğimin heybesini bulursunuz ya da ben ne yapacağımı biliyorum” der.
Bütün köylü seferber olur, ararlar tararlar ve Hoca'nın eşeğinin heybesini bulurlar. Her şey tatlıya bağlanmıştır ama köylülerden birisi Nasrettin Hoca'ya sormadan edemez: “ Eğer heybeyi bulamasaydık ne yapacaktın Hocam?”
Hoca sakalını sıvazlayarak cevap verir: ” Yeni bir heybe alacaktım”
Ülkemizin gündemi komşumuz Suriye; işler iyice karışıyor. Keşif ve eğitim uçuşu yapan bir askeri uçağımızın Suriye tarafından düşürülmesi üzerine ortam iyice gerildi.
Resmi açıklamaların yanında televizyonların haber bültenleri ve tartışma programları nerdeyse tüm zamanlarını bu konuya ayırmışlar. Gazetelerin manşetleri ve köşe yazıları da bu konuyu öne çıkarıyor.
Tahminler, yorumlar, analizler, görüş ve fikirler hep bu alana yoğunlaşmış durumda. Ama herkes aynı şeyi söylüyor gibi: Biz ne yapacağımızı biliriz!
Tamam da birisi de ne yapacağımızı söylesin… Yeni bir uçak mı alacağız?
Söylemler hep politik ve diplomatik bir üslup içinde ifade ediliyor.
Belki de ülkeler arası ilişkilerde geçerli bir konuşma şeklidir ancak bir vatandaş olarak bir askeri uçağımızı düşüren ve iki pilotumuzu şehit eden komşumuz Suriye' ya karşı ne yapacağımızı bilmek istiyorum.
Herkes lâfı dolaştırıyor. Başbakan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmayı bir kahvede dikledik. Konuşma bittiğinde herkes birbirine aynı şeyi soruyordu: “Şimdi, bu ne demek istedi?”
Uluslar arası ilişkilerin belli bir üslubunun olması gerekebilir ama bu ülkenin vatandaşı bu dilden ne anlar? Ona çıkıp açık açık her şeyi söyleyeceksin.
Bütün dinlediklerimi, bütün okuduklarımı yan yan koyuyorum ancak ülke olarak Suriye'ye karşı ne yapacağımızı anlayamıyorum. Tek anladığım her konuşmacının, her yazarın, her analistin sonunda “Biz yapacağımızı biliriz” anlamında bir söz söylemesi.
O kadar toplantılar yapılıyor, Türkiye'nin de üyesi olduğu uluslar arası askeri ve siyasi örgütlerde konu görüşülüyor ancak net bir tavır ortaya konulamıyor.
Bu bana ülkeyi yönetenlerin kafalarının çok net olmadığını düşündürüyor. Suriye'den böyle bir tavır beklemeyen ülke yöneticileri bir anda karşılaştıkları gerçek karşısında ne yapacaklarını kestiremiyorlar. Onun için de açıklamalarında diplomatik bir söylem seçmeyi tercih ediyorlar.
Oysa Suriye'nin derdiyle bu kadar dertlenen Türkiye'nin bu konuda tavrı daha net olmalıydı. Savaş istemiyoruz. Kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok, Atatürk'ün “ Yurtta barış dünyada barış” deyişini önemsiyoruz ama Suriye'nin bu tavrı karşısında net bir söylem ortaya koymaktan da kaçınıyoruz.
Bütün bunlar hemen her konuyu iç politikada malzeme yapmamızdan kaynaklanıyor. Bir yanda dünya ve bölgesel gerçekler diğer yanda konuşmalarınızı alkışlamak için bekleyen ülkeniz insanı… Her ikisini de idare edeceksiniz!
Bu ülkeyi yönetenlerin işleri çok zor denildiğinde inanmayanlar şu duruma baksınlar da idareciliğin ne kadar zor olduğunu anlamaya çalışsınlar.
İnşallah gelecek günler bu günlerimizi aratmaz!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık