• 05 Şubat 2016, Cuma 21:15
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

BİR MADDELİK DEĞİŞİKLİK
 Türkiye'nin siyasi gündeminin bir numaralı maddesi anayasa değişikliği… 
12 Eylül Anayasası'ndan kurtulup sivil bir anayasa yapmak. 
Yıllardır siyasiler bu konuda çalışma yaparlar ancak ülkede anayasa tartışması hiç bitmez.
Aslında çoğu maddeleri değişik zamanlarda değiştirilmiştir 12 Eylül Anayasası'nın. Ama hâlâ değişmesi gereken maddeleri vardır.
Geçen dönemde bir komisyon kuruldu ve yanılmıyorsam 60 maddenin yeniden yazımı konusunda anlaşma sağlandı. Ancak bir maddede görüş ayrılığı çıktı ve komisyon dağıldı. 
Neydi bu madde? Başkanlık sistemine geçilmesi… Hükümeti oluşturan siyasi parti başkanlık sisteminde diretince komisyon dağıldı. Üzerinde uzlaşma sağlanan maddeler de gürültüye gitti.
Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; Aslında değişecek olan madde sadece bir tane, o maddeyi değiştirince bütün anayasayı değiştirmiş oluyorsunuz. 
Şimdi yeniden bir komisyon kuruldu ve anayasa değişikliği çalışmaları yeniden başladı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı bir konuşmasında bu konudaki görüşlerini şöyle özetledi:
Başkanlık sistemini getiren madde değişmezse değişiklik hiçbir işe yaramaz. Başkanlık sistemi gelmeyecekse diğer maddeleri değiştirmesek de olur. Anayasa ölü doğar, gudük olur falan…
Yani bizim sorunumuz bir maddelik değişiklik. Diğerleri teferruat
Ortalığı ayağa kaldırmaya gerek yok. Bir maddelik değişiklik yeter.
Sayın Cumhurbaşkanı bu anayasanın ülkenin önünü tıkadığı görüşünde. Bu anayasayala Türkiye ileriye gidemez. Yani bu yönetim modeliyle, yani başkanlık gerçekleşmezse…
Böyle bir öngörüye sahip Sayın Cumhurbaşkanı. 
Ancak karşı çıkanlar da var. Yani Cumhurbaşkanı'nın geçmişte ortaya koyduğu öngörülerinin pek de isabetli olmadığını söyleyenler var. 
Mesela diyorlar: Suriye Devlet Başkanı Esat bir ay dayanamaz devrilir dedi ama yıllar geçtiği halde, bu kadar savaşa rağmen devrilmedi diyorlar.
Barış sürecini örnek veriyorlar; Analar ağlamayacak, şehit cenazeleri gelmeyecek dedi; bedel ödemek gerekirse öderiz dedi, gerekirse baldıran zehri içerim dedi ama analar ağlamaya devam ediyor, sorun daha da derinleşti diyorlar.
Ergenekon davalarını işaret ediyorlar; Ben bu davaların savcısıyım dedi ama her şeyin düzmece olduğu ortaya çıktı ve tüm sanıklar beraat ettiğine dikkat çekiyorlar.
Ve uzattıkça uzatıyorlar listeyi.
Diyorlar ki ya bunda da isabetli olamazsa!
Ya, Türkiye için başkanlık modeli en iyi yönetim şekli değilse!
Her yönetim modelinin her ülkede başarılı olma şansı olmayabilir.
Öyleyse yapılacak anayasa değişikliğini başkanlık sistemine bağlamanın ne gereği var? Başkanlık sisteminde bu kadar ısrar etmek niye!
Dört siyasi partinin üzerinde uzlaştığı maddeleri öncelikle bir değiştirin, sonra da diğer maddeleri tartışırsınız. Öncelikli konumuz başkanlık sistemi değil ki!
Bir yandan bu yönetim şekliyle ülkeyi kalkındırdığınızı söylüyorsunuz sonra da bu sistemle olmaz diyorsunuz. Burada bir çelişki yok mu?
Başkanlık sistemine geçilmediğinde anayasa değişikliği yapılmış sayılmayacaksa boşuna mesai harcamanın da gereği yoktur. Bu kadar maddenin değiştirilmesini tartışmak yerine bir maddeyi tartışalım ve bir maddelik değişiklik yapalım olsun bitsin.
Taraftarlar da mutlu olsun. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık