• 20 Eylül 2015, Pazar 10:09
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

BAŞKOMUTAN BÖLGEYE GİTMEYECEK Mİ?
 Türkiye'mizin bir bölgesinde adı konulmamış bir savaş var. Her gün askerlerimiz ve polislerimiz şehit oluyor. Al bayrağa sarılı tabutlar geliyor ülkemizin bir bölgesinden.
Türkiye'mizin bir bölgesinde adı konulmamış bir savaş sürerken diğer bölgeler de bu savaşın acılarını yaşıyor. O bölgeden gelen al bayrağa sarılı tabutlar ülkenin dört bir yanına dağılıyor ve yüreğimiz yanıyor, içimiz kan ağlıyor.
Teröre ve teröristlere lanetler olsun!
Peki, bunlar olurken ülkeyi yönetenler ne yapıyorlar? 
Öncelikle mesaj yayınlıyorlar, demeçler veriyorlar, açıklamalar yapıyorlar.
Sanki oturdukları mevkilerde yıllar önce yazılıp bırakılmış mesajlar var da onları alıp alıp okuyorlar. Yıllardır, kelimesi kelimesine aynı olan mesajları dinliyoruz. 
İnsan yeni bir mesaj kaleme alır! Farklı bir şeyler söyler. Değişik bir demeç verir. 
İnandırıcı olmuyor bunlar artık.
Mesela ben, bu günlerde Başkomutanın bölgeye gitmesini bekliyorum. 
Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi adına silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır. Böyle bir günde bölgeyi ziyaret etmesi anlamlı olmaz mı? Başbakan ve ilgili bakanları da alarak o bölgeye gitmesi gerekmez mi?
Bu ziyaret askerimize ve polisimize büyük bir moral olur. Artı, düşmanlarımız için de bir mesaj olmaz mı? Savaşlarda bu tür gösterilerin anlamı büyüktür. Devleti yönetenlerin cephede çarpışanların yanında olması onların manevi gücünü artıracaktır. 
Güçlerine güç katacaktır. 
Askerlerimizle bir karavana yiyin, onlarla kucaklaşın. Polis evlerine gidin, çay için. Ve teröristlere haykırın… Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olarak buradayım deyin. Şöyle bir celallenin! Öfkenizi açığa vurun, kararlılığınızı ifade edin.
Sonra; bölge insanlarıyla görüşün, konuşun, kucaklaşın ve o insanların da yanında olduğunuz mesajını verin. Bilsinler ki Türkiye Cumhuriyeti'nin en üst düzey yöneticileri ayaklarına kadar geldi ve onlarla beraber olduklarını dile getirdi.
Birlik ve beraberlik diyorsunuz ya; beraber ve bir olmak için o insanların size gelmesini mi bekliyorsunuz? Siz onlara gidin… Bir alçak günülülük gösterin. 
Dahası, bazı şehirlerde halkla toplantılar düzenleyin, mitingler yapın.       Televizyonlardan vermeye çalıştığınız mesajları yüz yüze konuşun. O bölge insanlarının kendi yöresel televizyonları dışında sizin konuştuğunuz televizyonları seyrettiğini sanmıyorum.
Onlar sizin konuşmalarınızdan habersiz olabilirler. Bire bir konuşmakta fayda var.
Bizim insanımız bu tür ziyaretleri çok anlamlı bulurlar, bir devletin başkomutanı ayaklarına gelmişse, o samimi insanlar için çok büyük bir onurdur.
Bakanlar kurulu toplantılarından birisini o bölgede yapın. 
Ve bütün Türkiye'ye o bölgenin güvenli olduğunu, o bölgenin her karışının Türkiye Cumhuriyeti devletinin denetimi ve kontrolünde olduğunu fiilen gösterin. 
Siz bakmıyor olabilirsiniz; sosyal medya diye bir ortam var ki, oradan öyle mesajlar ve görüntüler veriliyor ki… O görüntülere bakanlar o bölgenin devletin kontrolünden çıktığını zannedebilirler. 
Sanırsınız ki o bölgede bazı il ve ilçeleri terör örgütü ele geçirmiş de devlet geri almaya çalışıyor. 
O bölgeye gidin ki bu propagandaların kocaman bir yalan olduğunu görsün ülke insanı. Başkomutan olarak öyle bir gövde gösterisi yapın ki düşmanların yüreğine korku salınsın. Yöre insanı yüreklensin, askerimizin, polislerimizin maneviyatı yükselsin.
Eğer gitmezseniz, 1 Kasım seçimlerine giderken daha önce “Sivas'ın doğusuna geçemiyorsunuz” dediğiniz rakipleriniz bu defa o sözü size söyleyecekler haberiniz ola… 
Sivas'ın doğusu çok önemli biliyorsunuz Sayın Başkomutanım.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık