• 18 Şubat 2015, Çarşamba 17:07
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

BAŞKAN KİM OLACAK?
Türkiye başkanlık sistemini konuşuyor. Başkanlık derken başkanın kim olacağını!
Haziran ayında yapılacak seçim çok önemli. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan anayasayı değiştirmek ve başkanlık sistemine geçmek için 400 milletvekili istiyor.
Başbakan Sayın Davutoğlu' nun ne istediğini tam olarak ifade ettiğini söyleyemeyiz. 
Parlamenter sistemde mi kalınmalı başkanlık sistemine mi geçilmeli? 
Başkanlık sistemine geçilirse başkan kim olacak? Sayın Erdoğan mı Sayın Davutoğlu mu? İstenilen modele göre Sayın Erdoğan. 
Bunun bütün hazırlıkları yapılıyor. Geçen hafta bazı gazetelerde bir anketin sonuçları yayınlandı. Halkın yüzde 54.5 i başkanlık sistemini istiyormuş. Belli ki seçmenlerimiz başkanlık sistemini çok kısa bir sürede özümsemişler!
Ankete katılanlara sorunun nasıl sorulduğunu bilmeliyiz ki bu sonucun doğru olduğundan emin olalım. Almak istediğiniz cevaba göre soru sorarsanız istediğiniz sonuca ulaşmanız hiç de zor olmaz. 
Aynı insanlara başkanlık sisteminden ne anladıklarını da sorar mısınız? Başkanlık onlar için ne anlama geliyor? Başkanlık sisteminin yapısını bu ülkede kaç seçmen doğru dürüst biliyor ki?
Belki de başkanlık sistemi bazı ülkeler için parlamenter sistemden daha iyidir, ama tartışamıyoruz ki! İktidar yanlıları top yekun evet derken, muhalefet yanlıları ise toptan hayır diyorlar. Bu karmaşada neyin ne olduğunu anlamanın imkânı yok.
Televizyonları açıyorsunuz; hükümet yanlısı bir konuşmacı başkanlık sistemini yere göğe sığdıramıyor, karşıt görüşte olanlar ise yerden alıp yere vuruyorlar. Bu ülkenin insanı doğruyu nasıl görecek?
Dünya'da her iki görüşün de örnek verebileceği ülkeler var. Başkanlık sistemiyle kalkınmış ülkeler de var parlamenter sistemle kalkınmış ülkeler de… Her ülkenin de kendine has özel şartları var. Her sistem her ülkeye tıpa tıp uymaz ki.
İş, iktidar istiyorsa doğrudur zeminine çekiliyor. 
Geçmişte Sayın Özal'ın da başkanlık tutkusu vardı, şimdi Sayın Erdoğan'da görüyoruz bu isteği. Kişisel mi değil mi ayırt etmekte zorlanıyoruz. Son dönemde yaptığı konuşmalarda 400 vekille anayasayı değiştirip başkanlık sistemine geçme isteğini açık açık ifade ediyor. 
Geçen dönemde anayasa değişikliği yapmak için kurulan komisyonun başkanlık sistemi gündeme gelinceye kadar uyumlu bir çalışma ortaya koyduğunu biliyoruz. Ancak başkanlık sistemi isteğiyle komisyon dağıldı ve yapılması gerekli değişiklikler yapılamadı. 
Bugün yeniden aynı yerdeyiz. 
Bu defa seçimle anayasayı değiştirecek sonucu elde etmek istiyorlar.
Burada Halkların Demokratik Partisi'nin durumu çok önemli… Geçmiş dönemlerde tek tek, bağımsız olarak seçime katılıp daha sonra bir partide toplanan HDP liler bu defa parti olarak seçime katılacaklar. 
HDP barajı aşabilecek mi? Aşamazsa durum Adalet ve Kalınma Partisi'nin işine gelecek, 2002 de olduğu gibi o bölgedeki vekillerin hepsini o alacak. Baraj aşılırsa başkanlık konusunda Erdoğana'a destek olmak için bir pazarlık kapısı açılacak. 
Demirtaş'ın şimdi başkanlık sitemine karşı çıkmasını dikkate almayın diyor bazı siyasi gözlemciler.  Şartlara göre politika belirleyecekler diyenler var.
Türkiye seçime giderken işte böylesine karmaşık konularla cebelleşiyor. Ülke sorunları ve Türkiye'nin gerçek problemleri yerine yönetim sisteminde yapılması istenilen bir değişikliğe odaklanıyor seçmen. 
Bunun sonucunda da ülke eksenli bir seçim sürecinden çok kişisel eksenli bir seçim dönemi çıkıyor karşımıza. 
Kişilerin adları öne çıkınca insan sormadan edemiyor; başkan kim olacak?      

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık