• 26 Nisan 2012, Perşembe 9:04
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

BAŞBAKAN BAYKAL'IN YAPTIĞINI YAPMALI
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 3 Kasım 2002 de yapılan seçimleri kazanarak iktidara geldiği günlerde bugün Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklıydı.
O meşhur ifadeyle muhtar bile olamıyordu.
Türkiye'nin, Cumhuriyet Halk Partisi dışında bilinen partileri barajın altında kalmıştı ve meclise girememişlerdi. CHP' nin Genel Başkanı Deniz Baykal'dı…
Deniz Baykal demokrasilerde siyasi yasak olamayacağını, siyasetçilerin ancak halkoyuyla siyaset dışı kalması gerektiğini düşünüyordu. Onun için de Erdoğan'ın siyasi yasağının kalması gerekiyordu.
Sorunun tek bir çözümü vardı, Anayasa değişikliği yapmak gerekiyordu.
Lideri siyasi yasaklı olan iktidar partisinin tek başına bunu yapması sayısal anlamda imkânsızdı. Muhalefetin de sayısal destek vermesi gerekiyordu.
Erdoğan'ın siyasi yasağının kalması için iktidar ve muhalefet el ele vererek gerekli değişikliği 13 Aralık 2002 tarihinde yaptılar. Ancak Cumhurbaşkanı Sezer yapılan değişikliği kişiye özel olduğu gerekçesiyle veto etti ve Meclise geri gönderdi.
Baykal'ın desteğiyle 26 Aralık 2002 de ikinci görüşme yapılarak değişiklik halk oylamasına gidilmeyecek çoğunluk sayısıyla Cumhurbaşkanı'na tekrar gönderildi ve Erdoğan'ın siyasi yasağı kalktı
Bundan sonrası biliniyor. Ayrıntıya girmeye gerek yok… Siirt'te 9 Mart 2003 de seçimler yenilendi ve Muhtar bile olamaz denilen Erdoğan Milletvekili seçildi.
Bunları neden yazdık? Son günlerde yasaklı milletvekillerinin durumu yeniden gündeme geldi. Yeniden tartışılıyor.
Hükümet pek oralı görünmüyor. Siyasi yasağın ne demek olduğunu çok iyi bilen Başbakan bazen “Bu yargının işi” diyor bazen da “Olamayacaklarını bile bile neden aday oldular?” diyerek lafı “ Onlar da aday olmasalardı” demeye getiriyor.
Bu yaklaşım doğru değil. Adaylık başvuruları sürecinde ilgili kurumlardan gerekli belgeleri alan bu adaylara hiçbir kurum hukuki bir sorun çıkarmadı. Onlar da resmen aday oldular. Ve halk da bunlara oy verdi. Yani milli irade gerçekleşti. Halk öyle istedi.
Kaldı ki 22 Temmuz 2007 seçimlerinde benzer bir olay yaşanmış ve terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılanan Sabahat Tuncel serbest bırakılmıştı.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Anayasa'nın yasama dokunulmazlığını düzenleyen ilgili maddesi gereği 25 Temmuz 2007 de Sabahat Tuncel'i tahliye etmişti. Tuncel büyük bir gövde gösterisiyle uzaklaşmıştı cezaevinden.
Bugün tutuklu milletvekillerinin tahliye olması mahkemenin kararıyla mümkün… Ancak mahkemelerde yasalarla göre kararlar veriyorlar. Bir de Tuncel olayı da ortada; hukukta yorum faklılığının olması normaldir ama bu kadar da olabilir mi?
Diyelim ki olabilir, 2002 de Erdoğan'ı siyasi yasaklı kılan da bir mahkeme kararıydı. Ancak Meclis gerekli değişikliği yaparak bu yasağın kalmasını sağladı. Bugün de aynı yöntemle sorun aşılabilir.
İlgili mahkemelerin bu saaten sonra tutuklu milletvekilleriyle ilgili tahliye kararı vermesini beklemiyorum. Ancak meclis bu sorunu çözebilir. Başbakan, Baykal gibi “ Demokrasilerde siyasi yasak ve yasaklılık olmamalı, halk tutuklu olmalarına rağmen onları seçmişse, milli irade onlardan yana oluşmuşsa buna saygı duymak gerek” diyerek bu işe el atarsa bu iş biter.
Başbakan bunu yapmalı… Geçmişte Baykal'ın kendisi için yaptığının diyetini ödemek için değil, halk iradesine ne kadar önem verdiğini ortaya koymak için yapmalı.
Kısaca, demokrasi adına bu sorun Meclis'te çözülmeli.
İstediğinde neler yapabildiğini bilmeyen kalmadı.     

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık