• 16 Aralık 2014, Salı 9:32
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

BARAJ DARBE ÜRÜNÜ DEĞİL Mİ?
 Asıl komik olan, bir yandan darbecileri yargılarken öte yandan darbe ürünü yasalarla ülkeyi yönetmektir. Hemen ifade eldim ki seçim barajı da darbe yönetiminin getirdiği bir düzenlemedir.
Bu yazı hazırlandığında Anayasa Mahkemesi'nin kararı açıklanmamıştı. Tartışmalar sürüyordu. Ancak sonucun açıklanması tartışmaları bitirmeyecektir. 
Neredeyse uçan kuştan darbe yapacak kuşkusuyla koltuğunda hâlâ rahat oturamayan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti darbe ürünü olan yüzde 10 luk seçim barajını düşürmeye hiç yanaşmadı. 
Ve bunu da istikrarla açıklamaya çalıştı. Seçim barajı düşerse küçük partiler de Meclise girermiş ve tek parti iktidarı gerçekleşemez, koalisyon hükümetleri iş başına gelirmiş.
Ne var bunda? Daha demokratik değil mi? Ülkede yaşayan her siyasi görüşün Mecliste temsil edilmesinin kime ne zararı olabilir? Bunlar hükümetlerde de yer alabilmeli, bakanlık da yapabilmeli. 
Mozaik diyorsunuz ya işte ülkenin her renginden temsilcilerin yer aldığı demokratik bir mozaik. Her kesim temsil ediliyor, fena mı?
Hükümet Anayasa Mahkemesi'nin buna karar veremeyeceğini, Meclis'in üzerinde bir gücün olamayacağını söylüyor. İyi de Meclis neden halledemiyor bu sorunu? Bir torba yasaya bir madde koyarsınız olur biter. 
Ama yapmıyorsunuz! Darbecilerin getirdiği baraja sımsıkı tutunmuşsunuz, hem darbeyi eleştiriyorsunuz hem de darbecilerden medet umuyorsunuz.
Öte yandan biz barajdan falan korkmayız diyorsunuz ama Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karardan da ödünüz patlıyor. 
Elbette buna Anayasa Mahkemesi karar vermemeli, elbette sorun parlamentoda çözülmeli ama çözmüyorsunuz! İsteseniz bir saatte halledersiniz.
Halk iradesi çok önemli ancak halkın yüzde 36 oyuyla parlamentonun yüzde 65 ini ele geçirmek halk iradesi mi Allah aşkına! Demokratik bir sonuç mu bu? 
Halk öyle istedi, öylemi? 
İstikrar palavrasına gelince; seçim barajının bu kadar yüksek olması istikrarlı bir hükümetin kurulmasını sağlamıyor. Tek parti hükümetlerinin oluşum nedeni baraj değildir. Koalisyonların olmayışını barajın yüksekliği sağlamaz. 
Hatırlayınız 1991 yılından 2002 yılına kadar 49, hükümetten 57. hükümete kadar 9 koalisyon hükümeti kurulmuş. Neredeyse bir yılda bir hükümet…
Peki, baraj bu dönemde neden istikrarı sağlamaya yetmemiş. Yüzde 10 barajı o yıllarda yok muymuş? Olmaz olur mu? 
Ama siyasi istikrarı yakalamaya yetmemiş. Demek ki neymiş? Barajın yüksek oluşu siyasi istikrar sağlamıyormuş. Siyasi istikrarın, tek parti iktidarlarının başka nedenleri var. 
Türkiye'de Özal ve Erdoğan dönemi farklı dönemlerdir. Bunların neden ve sonuçlarını ayrıca tartışmak mümkündür ancak kesinlikle bu siyasi tablo seçim barajının yüksek oluşuyla ilgili değildir.
Bugünkü iktidarın bir oy kaygısı olabilir mi?
Onlara sorarsanız böyle bir kaygıdan söz edilemez. Her durumda tek başlarına iktidar olacaklarına inanıyorlar. Öyleyse barajı düşürmekten neden kaçıyorlar? 
Velev ki düşük baraj siyasi istikrarsızlık yaratıyor, iktidarın hesabına göre kendi açılarından böyle bir sorun yoksa ülke açısından da sorun yok demektir.
Ve en önemlisi:
Seçim barajının böylesine yüksek oluşu 12 Eylül 1980 darbesinin bir ürünüdür, darbenin liderini yargılayacak kadar güçlü bir yönetim, barajı kaldırmakta neden böylesine aciz kalmaktadır, anlaşılır gibi değildir!
Perhiz ve lahana turşusu hikayesi kısaca!     

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık