• 26 Şubat 2013, Salı 8:57
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

ASGARİ ÜCRET BİLE ALAMAYANLAR
 Asgari ücretin resmen belirlendiği bir ortamda bu ücretin altında işçi çalıştırmak mümkün mü? Elbette mümkün! Kolayı var!
Ülkemizde asgari ücretin altında bir ücretle çalışanlar var mı? Olmaz olur mu?
Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü İLO' nun çalışma koşullarını belirleyen sözleşmesini imzalamakla birlikte uygulamalarıyla bu sözleşmeye ne kadar uyup uymadığı tartışılan bir ülke…
Yasal anlamda İLO sözleşmelerine uyum konusunda bir sorun yaşanmıyor gibi görünse de uygulamada durum hiç de öyle değil. Yani yasalar var ancak uygulayan yok.
Daha da kötüsü, yasaların uygulanıp uygulanmadığını denetleyen yok.
İşte, hükümetler ülkede uygulanacak asgari ücreti belirliyorlar. Ancak işverenler asgari ücretin altında işçi çalıştırabiliyorlar.
Türkiye İstatistik Kurumu ülkenin işsizlikle ilgili rakamlarını açıklıyor. En son açıklanan rakamlara bakılırsa Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 9.1. Yani yüz kişiden 91 i çalışıyor. Yüz kişiden 9 kişinin işi yok.
İnanıyor musunuz? Ya da işsizlikten ne anlıyorsunuz?
Uluslararası Çalışma Örgütü ILO' nun Örgütlenme Özgürlüğü başlığıyla güvenceye aldığı sendikalaşma hakkından, sosyal güvenlik kapsamına alınıp alınmadığından vazgeçtik; asgari ücretin bile altında çalışanları da saysanız bu orana ulaşamazsınız. 
İstanbul'da bir tanıdığım var. Baba, anne ve iki çocuklarıyla çalışıyorlar. Sabah 6 da evden çıkıyorlar akşam 7 de geliyorlar. Ancak ay sonunda dört kişinin eve getirdiği para TÜRK-İŞ' in belirlediği dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı olan 3265 TL'nin altında. 
Hesap ortada; asgari ücret 773 TL, dört asgari ücret 3092 TL.
İşte işsizlik dedikleri bu!
Çalışanların örgütlenme özgürlüğüne gelince: 
Siz bakmayın 12 Eylül 2011 tarihinde yapılan Anayasa değişikliğiyle bir işçinin birden fazla sendikaya üye olması yönünde düzenleme yapıldığına… Çalışanların fiilen bir sendikaya bile üye olma hakları yok. 
Yüzde 91 lik çalışan oranının yüzde kaçı bir sendikaya üye ve ücretlerini toplu sözleşmeyle belirliyorlar? 
Kamu işyerlerinde örgütlü sendikaların üye sayıları taşeronlaşma yöntemiyle hızla azalıyor. Özel sektörde örgütlenmek ise hiç de kolay değil ülkemizde. Memur sendikalarının durumu ise bir başka facia… Sosyal Güvenlik Kurumu açıkladı: Çalışanların yüzde 40 ı kayıt dışı. Sosyal güvenceleri bile yok.
Hal böyle olunca çalışanlar da asgari ücretin bile altında çalışmaya mecbur kalıyorlar.
Devlet belki de bunu önlemek için çalışanların ücretlerinin bankaya yatırılması zorunluluğu getirdi. İşveren çalışanın aylık ücretini bankaya yatıracak, çalışan da banka kartıyla maaşını çekecek. Ancak işveren bunun da kolayını bulmuş. 
İşe eleman alırken vereceği ücreti söylüyor. Çalışacak olan eğer kabul ederse işbaşı yapıyor. 
Ay sonunda çalışanın adına asgari ücret kadar para banka hesabına yatırılıyor. 
Buraya kadar her şey normal; normal olmayan nedir öyleyse?
İşveren banka kartlarını çalışanlara vermediği için o kartla yatırdığı asgari ücreti yine kendisi çeliyor ve çalışana ne kadar verecekse onu veriyor.
Diyelim ki 500 TL'ye çalışmak zorunda olan bir işçi adına bankaya 773 TL yatırılıyor. Banka kartı ve kart şifresi işverende olduğu için yatırdığı 773 TL'yi i işveren çekiyor ve 500 TL'sini çalışana veriyor  
Çalışanın bu duruma yasal olarak itiraz etme hakkı yok mu?
Elbette var; yarın işsiz kalmayı güze alabiliyorsa elbette var!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık