• 25 Kasım 2015, Çarşamba 8:55
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

ARAP BAHARI VE KELEBEKLER
 Dünyanın her yerine demokrasi götürmeyi üzerlerine vazife sayan ülkelerin yöneticileri bir anda bazı Arap ülkelerinin demokrasiyle yönetilmediğini fark ettiler. 
Mesela 23 yıldır Tunus'u demokrasi dışı bir yöntemle yöneten Zeynel Abidin'i bir anda fark ettiler!
Mısır'ı 30 yıldır yöneten baskıcı Hüsnü Mübarek'i gördüler bir anda.
Kaddafi' nin 42 yıl Libyay'ı diktatörlükle idare ettiği şimşekleri çaktı kafalarında… 
Ve Suriye'de Esat diye birisinin halkına zulm eden bir yönetim sergilediğini gördüler.
Allah'ın işi, 40 yıldır bu ülkelerde nasıl bir yönetimin olduğunu far edemeden yaşamışlar. 
Gaflet ki ne gaflet… 
Mesela, Saddam Hüseyin'in de 1979 dan bu yana Irak'ı demokrasi dışı bir yöntemle yönettiğini göremedikleri gibi! 
Adeta bir anda gözleri açılmış ve Arap dünyasında demokrasi olmadığını gömenin şaşkınlığı içindeydiler. 
Bir geç kalmışlık telaşıyla işe koyuldular. Arap dünyasına demokrasi ve özgürlük gelmeliydi. 
Arap dünyası derken, tabi ki sadece bazılarına… 
Diktatörler gitmeli, demokrasi gelmeliydi… Bu, onların üstlerine vazifeydi. Biraz abartılı bir söylem olacak belki ama bir tür tanrı buyruğuydu.
İşe, Irak'ı işgal edip Saddam Hüseyin'i devirmekle başladılar. Saddam, halkına zulmeden bir diktatör olmaktan öteye dünyayı tehdit eden bir unsurdu. Elinde kıtalar arası füzeler vardı ve bir düğmeye basmakla İstanbul'u bile vurabilirdi. 
Ya da nükleer silahlarıyla insanlığın kökünü kurutabilirdi.
Her şeyi planladıkları gibi uyguladılar, hatta Irak'ın komşusu bir ülke “ Buyur benim topraklarımdan geçebilirsin” bile demişti. Yeter ki demokrasi gelsin!
Saddam gitti ama Irak'a neyin geldiğini bilmiyoruz.
Arap Baharı Tunus'tan başladı. Tunus'a demokrasi gelmezse olmazdı. Tunus'un demokrasiye çok ihtiyacı vardı. Ülkeyi 23 yıldır Zeynel Abidin adında bir diktatör yönetiyordu. 
Zeynel Abidin gitti ve herhalde Tunus'a demokrasi gelmiştir.
Dünyanın her yerine demokrasi götürmeyi üzerlerine vazife sayan devletler Kuzey Afrika'ya ulaşınca bir de ne görsünler; Mısırda da demokrasi yok… Hüsnü Mübarek 30 yıldır Mısır'ı baskıcı bir yönetimle idare ediyor. 
Hadi Onu da devirelim ve Mısır'a da Arap Baharı sunalım dediler. Hüsnü Mübarek gitti ama Mısır'a demokrasi ve özgürlük geldi mi bilmiyorum. Bildiğin, askerlerin darbe yaparak yönetime el koyduğuydu.
Hazır başlamışken Libya'ya da demokrasi getirmeseniz olmazdı. Askerleriniz, topunuz, tüfeğiniz yanınızdayken, uçaklarınız havadayken Kaddafi'yi de devirmek artık farz-ı ayin olmuştu. Demokrasi Libyalıların da hakkıydı. 
Gerçi komşu ülkelerden birisinin lideri “Nato'nun Libya'da ne işi var “ demişti ama demokrasi adına kolay ikna olmuştu. Libya'ya demokrasi gelmiş midir sizce?
Şimdi geldik Suriye'ye ve Esat yönetimine… Onu yıkmak kolay olmadı nedense; İki büyük abi Esat'ın arkasında yer aldı. Arap Baharı'nın esintisi bir anda çöl fırtınasına dönüştü. 
Esat'a önce “kardeşim” sonra da “zalim” diyen komşu ülkenin yönetimi, öngörüsünde müthiş yanıldı. Birkaç günde gidecek dediği Esat bir türlü gitmiyor.
Peki, bu Arap baharı dikleri her neyse; ne kadar kelebek öldürdü dersiniz? 
Hani bahar da kelebekler çıkar da sonra bir fırtınayla ölürler ya…
Bu bahar kelebeklerin öldüğü baharları çağrıştırmıyor değil mi? 
Kelebekler masumdur ya! 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık