• 14 Şubat 2012, Salı 9:13
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

ALİ YAZAR ALİ BOZAR
Bu deyimin Ali yazar Veli bozar şeklinde olduğunu biliyorum ancak anlatmak istediklerimizi tam olarak özetleyebilmek için böyle söylemenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Anadolu'da birisinin yaptığını ötekinin değiştirmesi durumunda Ali yazar Veli bozar denildiğini biliyorum. Fakat kendi yaptığı işi kendisi bozanlar için bir deyim henüz söylenmedi.
Anadolu insanı üç gün sonra bozacağı bir işi yapmayacağından olacak ki böyle bir deyim kullanmaya gerek duymamış. Çünkü o insanlar kırk defa ölçer bir kere biçerlermiş. Yaptıkları işi de buna göre yaparlarmış.
Önce futbolda şike yasasını çıkardılar. Yasa yürürlüğe girdi ve uygulanmaya başladı ki kıyamet koptu. Meğer kantarın topunu fazla kaçırmışlar. İnsanlar ceza evlerine girince, yüz yılı aşkın cezalar gündeme gelince bir hata yapmış olabileceklerini düşündüler ve daha mürekkebi kurumayan yasayı düzeltme ihtiyacı duydular.
Yani Ali yazdı yine aynı Ali bozdu.
Bir dönem Özal hükümeti emeklilik yaşını 65 e çıkarmıştı. Sonra Demirel geldi bu düzenlemeyi değiştirdi. Burada Ali'nin yazdığını bozan Veli'ydi, bunu anlarım ama kendi yaptığı yasayı bu kadar kısa zamanda değiştirmeyi anlayamam…
Şimdi de çek mağdurları yasası olarak kamuoyunda bilinen yasayı değiştirdiler. Karşılıksız çek verenlere uygulanan hapis cezasını kaldırdılar. Yine Ali yazdı Ali bozdu!
Emekli vekillerin maaşlarıyla ilgili yapılan düzenlemeler de Cumhurbaşkanı'nın vetosuyla yeniden gözden geçirildi.
Şimdilerde gündemde “Hukuk Reformu” diye sunulan, tutukluluğu cezalandırmaya dönüştüren yasanın değiştirilmesi var. Aslında biz yakın geçmişte bir hukuk reformu yapmıştık ve bugün uygulanan ceza kanunu çıkarmıştık.
Anlaşılan yeni bir reformla daha önce yaptığımız reformda bazı değişiklikler yapmak durumundayız. Burada Ali'nin işi zor, öyle kolay bozamıyor bir önceki yazdıklarını; reformu ancak bir başka reformla bozabilirsiniz! Ali' de öyle yapmaya uğraşıyor.
Bu yasaların içeriğiyle ilgili değil benim söyleyeceklerim; onu yasa yapanlar ve uygulayanlar düşünsün ancak bu yasalar ve reformlar yapılırken iki gün sonrası hiç mi düşünülmez? Hiç mi birisi ötekine “ Biz ne yapıyoruz” diye sormaz.
Ya da yasa tekliflerine parmak kaldırarak yasalaşmasını sağlayan vekiller bu metinleri hiç mi okumazlar, incelemezler?
Meclis'in görevi yasa yapmaktır, yasalar değişmez hükümler değildir, günün şartlarına ve ülkenin gelişimine göre yasalarda değişiklikler yapılabilir ama bu kadar da sık olmaz ki!
Bu kadar da sık pardon denilmez ki!
Oturun dersinize çalışın! Enini boyunu iyice hesap edin. İlgili birimlerin görüşlerini alın. Uygulanabilirliğini tartışın. Yasa metinlerini iyice bir okuyun. Muhalefetin eleştirilerini dikkate alın.
Karşılıksız çek verenlere hapis cezasına el kaldıra da aynı Ali, hapis cezasını kaldırmak için el kaldıran da aynı Ali… Bunlar hiç kendilerine; biz bu hapis cezası neden koyduk ta şimdi neden kaldırıyoruz diye sormazlar mı?
Benim asıl korkum bu yıl, yani 2012 de yapılacağı söylenen yeni Anayasa… 2012 yılı “Anayasa Yılı” olacakmış. Bu anayasayı da bu meclis yapacağına göre Allah bilir ama bu işi de bu yasalar gibi yaparlar diye korkuyorum.
Ondan sonra işin yoksa Anayasa değişikliği yapacağım diye uğraş gez!
Yapması bir dert değiştirmesi başka bir dert…
Ali bu, bir kere yazınca Veli'nin bozmasına da müsaade etmez. Kendi yazacak kendi bozacak. Bir yasa yapmada bile bu kadar tutarsız sonuçlar ortaya koyanların nasıl bir Anayasa yapacağını doğrusu merak ediyorum.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık