• 22 Ekim 2013, Salı 9:44
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

AÇILIMIN ZAMANLAMASI VE ALGILANMASI
 Türkiye gündemi bayramdan sonra da yoğun olacak. Tartışmaların ardı arkası kesilmeyecek. 
Tartışmaların temelinde demokratik açılım paketi adıyla açıklanan hükümet kararları var. O kararların bir kısmı hemen ertesi gün yürürlüğe konuldu bir kısmı da bayramdan sonraya kaldı. Bayramdan önce başlayan tartışmalar bayramdan sonra da sürecek gibi.
Biraz daha ayrıntıya bakarsak tartışmaların asıl nedeninin açılımın zamanlaması ve algılanması olduğunu görürüz. 
Açılımla ilgili en fazla neyi tartışıyoruz? 
Andımızın kaldırılmasını, seçimlerde başka dil ve lehçelerde propaganda yapılmasını, W- X- Q harflerinin kullanılmasını, yerleşim yerlerinin eski isimlerine dönülmesini…
Bunlar ülkemizin belli bir bölgesini direkt olarak ilgilendiren konular. Bu harflerin nerede ve ne amaçla kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Yine burada geçen başka dil ve lehçelerle neyin kastedildiğini de bal gibi anlıyoruz. 
Andımızın da yine bir bölgemizle ilgili bir talebin sonunda kaldırıldığı apaçık ortada… Bunun dışında söylenenlerin hepsi hava cıva! Yok 1932 den kalmaymış da, yok soğuk savaş dönemlerini çağrıştırıyormuş da, yok falanmış ta filanmış da! 
Eğri oturup doğru konuşmak buna denilir: Bunlara kimse inanmıyor!
İşte zamanlama ve algılama da burada ortaya çıkıyor.
Adına ister demokratikleşme süreci deyin ister barış süreci deyin dünyanın terör örgütü olarak tanımladığı bir yapılanmayla bir müzakere sürdürülüyor. İşin kötüsü bu müzakereler gizli kapaklı yapılıyor. 
Terör örgütü ülke dışına çekilmemiş olsa da şu anda eylemsizliğini devam ettiriyor.
Yerel seçimlere kadar da bu eylemsizliğin süreceğini rahatlıkla öngörebiliriz.
Açılım ve demokratikleşme paketinin bu döneme rastlaması bütün bu yapılanların terör örgütünün talepleri karşılanıyor olarak algılanmasına neden oluyor. Bütün bunlar bir tesadüf olabilir mi?
Andımızın kaldırılması, başka dil ve lehçelerle ilgili düzenlemelerin yapılması hükümetin reform yapmasından çok bir yerlerin ve birilerinin talepleri doğrultusunda gerçekleşiyor izlenimini veriyor. 
Terör örgütü istiyordu, İmralı ve Kandil'in düğmeye basmasıyla da hükümet yapıverdi algılaması öne çıkıyor. Eylemsizliğin bedeli buydu deniliyor. 
Ve terör örgütü bütün bunları yıllardır sürdürdüğü silahlı mücadeleyle elde ettiğini söyleyerek terör eylemlerine meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Tabanına ve yöre insanına bunları böyle anlatıyor. Bu hakları ve talepleri silahlı eylemler sonunda halkına kazandırdıklarını iddia ediyor. Silahlı eylemleri kutsayarak taraftar topluyor.
İşte zamanlama bu açıdan doğru olmamıştır. 
Hükümet de bunun farkında olmalı ki bu konuda sık sık ve en üst düzeyden açıklamalar yapmak zorunda kalıyor. Ancak söz konusu bölgede algı hiç de hükümetin söylediği gibi değil. 
Hükümetin demokratik hak dediğini terör örgütü silahla elde edilmiş bir kazanım olarak tanımlıyor. 
Ve maalesef zamanlama bu tanımın kabul görmesine neden oluyor. Bölge siyasetçilerinin tavırlarından da bunu anlamak zor değil. Bu konuyu daha çok tartışacağız böyle giderse.   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık