• 13 Nisan 2012, Cuma 9:33
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

90 - 60 - 90
 Ülkemizle ilgili büyüme rakamları açıklandığında akıma 90 60 90 ölçüleri gelir.
Bu aralar 4+ 4+ 4 gibi arka arkaya gelen sayılarla çok iç içe olduğumuzdan olmalı ki son açıklanan büyüme rakamlarını görünce 90 60 90 ölçüleri yeniden dilimizin ucuna geliverdi.
Nedir bu 90 60 90 diyenler için açıklamada fayda var. 
Güzellik yarışmalarında birinci seçilip kraliçe tacını giymek için öncelikle olması gereken vücut ölçüleridir. Yarışmacı güzelimizin göğüs ölçüsü 90, bel ölçüsü 60 ve kalça ölçüsü 90 olmalı ki uyumlu bir fiziki görünüm ortaya çıksın ve seçici kurulun oylarını arak kraliçe seçilsin.
Bunun Türkiye'nin büyüme rakamlarıyla ne ilgisi var? 
Olmaz mı? Bir bütünü oluşturan parçalar ve birimler arasında fiziki bir oranın olması nasıl göze hoş geliyorsa bir ülkenin büyümesinde de o ülkeyi oluşturan katmanlar arasında fiziki bir oranın olması şarttır.
Yani bir büyüme gerçekleşiyorsa o büyüme toplumun her kesimine aynı oranda yansımalıdır. Yoksa 90 60 90 ölçüleriyle uyuşmaz ve ortaya göbeği veya kalçası büyüyen bir görünüm çıkar ki bırakınız güzellik yarışmasına katılmayı sokakta görseniz yüzünüzü çevirirsiniz.
Son yılların bir hastalığı var. Obez dedikleri aşırı kilo ve şişmanlık… Ya da vücudun bazı bölümleri aşırı büyürken bazı bölümlerinin zayıf kalması… 
Bırakınız bunun getirdiği sağlık sorunlarını, görünüm olarak da rahatsız edici bir fiziki yapı!
 Vücudun belli bölümleri aynı kalırken özellikle göbek ve kalça kesiminde aşırı bir büyüme ortaya çıkmakta ve sağlıksız bir içyapı oluşmakta… Ülkemizin büyüme rakamları böyle bir büyümeyi hatırlattığı için 90 60 90 la bağlantı kurmak kaçınılmaz oluyor.
Türkiye 2011 yılına yüzde 8.5 büyümüş. Milli gelir kişi başına 10 bin doları aşmış. Çin'den sonra dünyanın ikinci büyüyen ekonomisi olmuş Türk ekonomisi.
Bu rakamlara inanmıyor muyum? Hayır, devletin resmi rakamlarına inanıyorum. Ancak bu büyüme yukarıda örneğini verdiğim gibi toplumun bazı kesimlerimde aşırı hissedilirken bazı kesimlerini teğet geçiyor.
Vücudumuz göbeği ve kalçası büyürken ana gövde hep zayıf kalıyor. 
Neden asgari ücretle çalışanların gelirleri de yüzde 8.5 büyümüyor? Ya da alım gücü artmıyor ve refah seviyesi yükselmiyor?
Mesela 2000 yılından önce emekli olanların aylıklarında yapılacak iyileştirmeyle ilgili uygulama neden gelecek yıla kaldı? Büyümüşüz, ekonomimiz hamdolsun dünyayı kıskandıracak düzeyde iyi. Neden memur maaşları bundan daha iyi olamıyor?
Neden tarımda kullanılan gübreden yüzde 18 KDV alıyoruz? Buna ihtiyacımız mı var?
Cep telefonu görüşmelerinden yüzde 35 vergi almaya ihtiyacı var mı dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip bir ülkenin?... 
Akaryakıttan bu kadar vergi almak yakışıyor mu bu büyümeye? Dünyanın ikinci büyük ekonomisinde benzin 5 TL'ye dayanmışsa Allah diğer ülkeleri korusun, kim bilir onlar da kaç liradır benzinin litresi!... 
Büyümesi bu kadar yüksek olmayan ülkelerde sefalet diz boyu olmalı! 
Bunların hepsi bir yana bir de bu ekonomik gerçekleri görmezden gelenler yok mu?
Ülkemizin ekonomik anlamda büyümesi ve dünyanın gelişen ikinci büyük ekonomisi olmasından elbette gurur duyacağız ancak bu büyümenin ve gelişmişliğin toplumu oluşturan her kesimde görülmesi de 90 60 90 kuralının bir gereği değil midir?
Son yıllarda insanlar kazançlarının büyük bir bölümünü vücutlarında oluşan orantısız büyümelerden kurtulmak için harcıyorlar. Bu ülkeler için de böyle olabilir, söylemediniz denilmesin! 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık