• 11 Mayıs 2013, Cumartesi 11:45
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

1 MAYIS'IN ANLAMI NE?
 Her yıl mayıs ayının ilk yarısı 1 Mayıs tartışmalarıyla geçer. Bu yıl da öyle oldu.
Tartışmaların en başında kutlamaların nerede yapılacağı konusu gelir. Sendikalar 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isterlerken hükümetler çeşitli bahanelerle genelde Taksim kutlamalarına izin vermezler.
Özellikle, 1977 yılında yaşanan Taksim 1 Mayıs olaylarından sonra Taksim kutlamaları daha bir tartışılır olmuştur. Taksim bir sembol haline gelmiş ve bu sembol üzerinden bir güç gösterisine dönüşmüştür 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanıp kutlanamayacağı…
Geçtiğimiz son üç yılda 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasına izin verilmesine rağmen bu yıl inşaat bahanesiyle Taksim kutlamalarına izin verilmeyişi konuyu yeniden tartışılır hale getirdi.
Sendikalar Taksim'e çıkmak isterken polis buna engel olmak adına bildiğini okudu. Ortaya o görüntüler çıktı. Oysa geçtiğimiz yıllarda bu yasak yoktu ve her şey ne kadar güzel olmuştu.
İşte bu karmaşa arasında 1 Mayıs'ın gerçek anlamı hiç gündeme gelmeden kaynayıp gitti. İnsanlar 1 Mayıs deyince o görüntüleri ve fotoğrafları hatırlıyorlar.
Acaba 1 Mayıs'ın gerçek anlamı gündeme gelmesin diye mi bu karmaşa planlanarak ortaya konuluyor?
Öyle ya, 1 Mayıs'ın kavgasız ve dövüşsüz kutlanacağı bir ortamda bakarsınız birileri çıkar da neden çalışanların sendikasız, sosyal güvencesiz ve asgari ücretin de altında bir ücretle 12 saat çalıştırıldığını sorgulamaya başlar! 
12 Eylül askeri yönetimi yasaklayana kadar 1 Mayıs, Bahar Bayramı olarak kutlanıyordu ülkemizde. Her ne kadar işçiler 1 Mayıs'ın bir hak arama ve bir mücadele günü olduğunu öne sürerek bazı girişimlerde bulunsalar da tatil oluşunun nedeni bahar bayramı olmasıydı.
Peki, bugün hiç gündeme getiremediğimiz gerçek anlamı neydi 1 Mayıs'ın?
Geçmişe kısa bir dönüş yaparak hatırlamaya çalışalım. Hatırlayalım ki gelecek 1 Mayısları bu anlam içinde değerlendirelim.
1856 yılında1 Mayıs'ta Avustralya' da inşaat işçileri çalışma sürelerinin 12 saatten 8 saate indirilmesi isteğiyle bir yürüyüş yapıyorlar. İşte başlangıç noktası burası…
Amaç 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate indirilmesi!
Ne gariptir ki bugün bile ülkemizde çoğu sektörde işçiler 12 saat çalışıyorlar.
Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyon'u 1886 yılında yine aynı taleple, çalışma saatlerinin 12 den 8 e indirilmesi talebiyle iş bırakma eylemi yapıyor.
 Belli ölçüde bu eylemler sonuç verse de Türkiye'de bugün bile resmi kurumlar dışında 12 saatlik çalışma süreleri geçerliliğini koruyor.
1923 de Emek ve İşçi Bayramı ilan edilen 1 Mayıs'a 1924 yılında kitlesel kutlamalar yapılamaz yasağı getiriliyor. 1935 yılında Bahar Bayramı'na dönüşüyor 1 Mayıs.
Yakın tarihimizde 1981 yılında askeri yönetim tarafından kaldırılıyor.
2008 yılında Emek ve Dayanışma Günü adını alan 1 Mayıs, 2009 yılında resmi tatil ilan ediliyor.
Günümüze geldiğimizde kopartılan bu gürültüler arasında çalışanların sorunlarının kaynayıp gittiğini görüyoruz. 
Taşeron işçiliği, sendikasızlaştırma, asgari ücretin bile altında ücretle çalışma, iş güvenliği ve sağlıksız koşularda çalışma, sosyal güvenlikten uzak kayıt dışı istihdam, 65 yaşında emeklilik ve günlük 12 saat çalışma zorunluluğu gibi İLO sözleşmesini yok sayan uygulamalar hiç gündeme gelmiyor.
Son 10 yılda 12 binden fazla çalışanın iş kazalarında hayatlarını kaybettikleri hiç konuşulmuyor.
Ve her 1 Mayıs kuru gürültüyle kaynayıp gidiyor.      

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık