• 21 Eylül 2012, Cuma 9:30
MustafaOnur Ustaoğlu

Mustafa Onur Ustaoğlu

MERDİVEN
 Kelimelerin kifayetsizliğinde başlıyordu bu yolculuk.Bir merdiven çıkmak kadar kolay görünse de gerçekte sırtınızdaki yükü hesaba katmamanız neticesinde yoruluyordunuz her basamakta. Çıkıyordunuz, merdivenin bittiği yerde rivayetler sayesinde gerçekliğine inandığınız ebedi mutluluğa açılan bir kapı bulma ümidiyle hem de .Bu merdiven o kadar yolcu gördü ki, iz bırakmak için gerekirse merdivenin en kıyı noktasına basmak gerekliydi.
Düşünce ve hayalin bir karışımıydı sayfalara dökülen mısralar.Titriyordu kalem ve ardından yas tutuyordu sayfalar. Çok bilmişlikten ziyade esareti altına alıyordu ortaya koyulan her emek üreteni.Bu yüzden hep hoş karşılamışımdır bir eser bir emek ortaya koyanı. Tam böyle eserdi emekti üretendi üretimdi derken yıllarını şiire adamış bir abi göründü kapının az ötesinden. 
“Yaşamı sar bir ağ gibi,
 Kar,fırtına sana ne der.
Yüreğin olsun bir dağ gibi,
Kendini sevenlere ver…
Bulancaklı Şair Mehmet Yılmaz'dan bahsediyorum.Yıllar boyunca şiirle uğraşmış hayatını şiire adamış bir şiir dostu abimizden yani. Kimseyi küçük görmeden,üzmeden bir emekle anılmanın onuruna ermek değil midir asıl mesele? Rahmetli Naim Tirali üstadımın söylediği söz hala aklımdadır: “Sanatçı, başka sanatçılara gösterdiği saygı kadar sanatçıdır.” İşte bu zihniyetle çıkmıştı O da bu zorlu yolculuğa 30 sene evvel.
Koltuğunun altında küçük bir dosya,başında kasketi yılların birikimleriyle,bugünlerde belli ki emeğinin mükafatını almak istiyordu. Yukarıda bahsettiğim dörtlük yeni çıkan “şiir kitabındaki bir şiire ait. Şiirlerinde hayata dair birçok duyguya yer veren Bulancaklı Şair hakkında saçma sapan yorumlar yapılıyormuş. Karşılaştıkları bir davette, kıyafetine bakıp “dilenciye benziyor” demiş bir yazar abimiz Mehmet Abi hakkında. Sanırım kişileri kıyafetlerine ya da dış görünüşlerine göre değerlendirmemek gerektiğini bir an da olsa unutuvermiş.Mehmet Yılmaz şiirin sadece eğitimle mümkün olamayacağını, doğuştan bir yetenek gerektirdiğini en güzel ispat eden şairlerden birisi bana kalırsa.
Bulunduğumuz coğrafyada bir şeyler üretmek, bir düşünce, bir ürün ortaya koyabilmek çok ama çok meşakkatli bir iştir. Üreten bir emek ortaya koyan bir avuç insanın hayat hikayelerini yazmaya kalksak ne sayfalar, ne de köşeler yeter diye düşünüyorum. Buna istinaden kızıl havaları seyretmeyi bırakıp bu üreten, emek ortaya koyan sanat ve sanatçılarımıza sahip çıksak ne kadar güzel olur bir düşünsenize.Bu bağlamda Can Akengin,Bedri Rahmi,Ahmet Kaçar,Bahtiyar Dayımoğlu,Hikmet Okuyar gibi Giresunumuzun şiir ustalarının da unutulmamasını diliyorum.
 Büyük Şair Ahmet Haşim 'in o eşsiz şiiri bize her şeyde başarının yolunu, zaman kavramını her mısrada üzerine basa basa anlatıyor aslında:
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak..
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak.
          Sular sarardı… 
Yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…”

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık