• 01 Ekim 2018, Pazartesi 9:13
MustafaOnur Ustaoğlu

Mustafa Onur Ustaoğlu

İSTİKLAL MADALYASI
 Olmayanlarla bir mücadeleyi başarıya ulaştırmanın sembolüydü o.
Yokluklarla geçen yılları, sorunlarla nasıl başa çıkılabildiğinin hatırlatıcısı, tozlanmış bir defterin parlatıcısı;
son nefesini bayrağına adamış bir neslin ruhlarının günümüz ziyaretçisi ya da bağımsızlığın ateşten çemberine iliklenmiş bir şeref işaretçisiydi belki de.
O, Kurtuluş Savaş'ında yararlılık gösteren askerlere ve sivillere, dönemde milletvekili olanlara, savaşa katılan alayların sancaklarına, Erzurum ve Sivas Kongreleri'ne katılanlara, İstiklal Madalyası Kanunu adlı özel bir yasaya göre verilen madalyaydı.
15 Mayıs 1919'dan, 9 Eylül 1922 tarihine kadar süren Kurtuluş Savaşı'nda cephede veya cephe gerisinde kahramanlık ve fedakarlık gösterenlere verilmişti. 20 Kasım 1920'den itibaren 1926 yılına kadar, milletvekili, Kuvayı Milliyeci, PTT memuru, mülki amir ve askerlerden oluşan toplam altı bin dokuz yüz yirmi kişi TBMM tarafından onunla ödüllendirilmişti.
Yıllar geçti evet. Onurlu ve büyük mücadelelerin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, o günleri, o acıları hep yüreğinde hissediyor.Hala ilk anki sıcaklığında hem de.
Alt komşum Ahmet Amca'nın yakasında gözüme ilişti bir madalya. O da gayet dik bir duruşla bahsetti madalyanın tarihinden. ”Bu İstiklal Madalyası ben ölene dek yakamda olacak” dedi konuşmamızın sonunda.Babasının emanetini geleceğe taşımanın haklı gururunu taşıyordu yüzünde.
Ankara yolculuğumuzda durakladığımız Osmancıklı Remzi Bakkal'ın duvarında gördüm bir benzerini.Onun da babasına verilmişti. Anlata anlata bitiremedi. Biz de dinlemekten asla bıkmadan saatlerce dinledik İsmail Amcamızın kahramanlıklarını.
Bir diğer karşılaşmamız da arkadaşımızın birini hastanede ziyarete gittiğimizde oldu. Yakın zamanda dedesinden kalan bu güzide emaneti nerde çerçeveletebileceğini sormuştu bana. Ben de memnuniyetle yardımcı oldum. Çerçeveyi dedesinden kalan evinin baş köşesine astırmış.
İstiklal Madalyası bu…
Kolay mı…
Yakanda taşırsın…
Dükkanında sergilersin…
Evinin baş köşesine asarsın…

Ama bizi biz yapan bir milletin onurunu, şerefini, karakterini ve bağımsızlığını simgeleyen bu aziz hatırayı; bir satış sitesinde, bir akıllı telefon fiyatına satmak ne demektir…Bazı şeyler bu kadar mı basit…Bu kadar mı anlamsız…Bu kadar mı rezillik içerir…
Dilerim Allah o günleri bu millete bir daha yaşatmaz.Böyle nereden,nasıl geldiğini bilmeyen ya da unutanlara da dilerim biraz akıl fikir verir.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık