• 26 Mart 2019, Salı 16:58
MustafaOnur Ustaoğlu

Mustafa Onur Ustaoğlu

Güneşe Akın (İBRAHİM USTA)

Bu bir tür tutkuydu belki, belki bir ulaşılmaz gaye, en doğrusu "eşsiz bir hikaye" olacak kanımca.
Çelişkiden kalem ağladı, ellerimi bağladı, bir süre yazdırmadı sözcüklerdeki yetersizlik. Uykusuzum gözlere revan fersizlik. 
Sisli tepelerini seyretmeye doyamadığım memleketim Güce'nin bir kuytu köşesinden, Gulpar'da (bugünkü Giyimli Mahallesi'nde) bir barakada akmaya başlamış bu nehir. Ey gidi bilinmeyen yaşamlara sahip, yolunu hiç bozmamış büyüdüğüm şehir.
O da senin evlatlarından biri idi. Şimdi diyeceksin, “kim bilir kimdi?”
O;yokluğun kol gezdiği zamanlarda, dönemin okullarının patika yollarının tozunu yamalı pantolonunda, arkası yırtık kara lastiğinde çamur yerine onur nişanı eden yorulmadan okuyacağını dile getiren bir azmin başrol oyuncusu, Ustalardan İbrahimdi. 
Ah sürati ibrelerce sınırlanamayan kalem, yol şeridi gibi dikiz aynasından akan kağıt. Hangisinden bahsedeyim, neyi yazayım… “Tirebolu'da bugünkü Yeniköy'de kaldırımda oturup sokak lambası ışığında kitap okuyup hazırlandığı sınavlardan mı”, “annesinin oğlum ortaokulu bitirsin diye üşümesin diye yüklenip kilometrelerce taşıdığı odunları mı” dile getireyim. Ben yazarım ama okurken sanırsın, bu bir ağıt. 
Okul günlerinde bile baskınmış hep bir şeyler öğrenme emeli. Memleketine faydalı bir adam olmak amacıyla çıkmış bir kere bu yola. Ya Trabzon Öğretmen Okulu'na yatılı başlayıp, zaten az olanlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmasına ne demeli...Aç olan ruhuymuş, azmiymiş der geçerdim. Lakin ne mütevazi, ne erdemli adammış.
Kendisine okul yıllarında destek olan Cafer Ağa'ya; Siirt Eruh'a öğretmen olarak atanınca, köydeki arazisini satıp karşılığını tastamam ödemiş. Adamlığına verdim. 
Bir gün traş olmaya gittiği berbere “Benim velim olur musun?”demiş. Malum velisi olmayanın okul kayıt işleri çok zor. Adam da bakmış gencin durumuna “olurum tabi” diye cevaplamış. Siirt'te göreve başladıktan kısa süre sonra gördüğü çöpten yiyecek aranması manzaralarından çok rahatsız olmuş. ”İnsanlar için daha iyi yerlerde daha iyi şeyler yapmam gerekli" demiş ve fark derslerini verip Mülkiye'yi on ikinci sıradan kazanmış. 1960 Darbesi sırasında okuldan kaçmış,memleketinde gizlenmiş bir süre."Eskiden köyden Tirebolu'ya giderken mezarlıktan geçer çok korkar,gözlerimi kapatırdım.O zaman da onun kadar korktum." diye bahsetmiş o günlerden.
 Sonrasında gelen sınavlarda üst üste başarılar, Gümrük ve Tekel Bakanlığı'nda Müfettişlik yılları…O kurumda bir yerde adı geçtiğinde herkes nizam kesilir, ayağa kalkarmış.
 Bir yemek esnasında “Yemeğiniz biraz gecikecek efendim” demişler. ”Trabzon'da Öğretmen Lisesi'nde okurken bir simitle üç gün dayanabilmiştim, sorun olmaz.” cevabını vermiş.
Karaköy'de geçen Baş Müfettişlik yıllarında da Giresunlu hemşerilerini unutmamış, pek çok insanın işe alınmalarına, yeni bir hayat kurmalarına destek olmuş.Büyük adamlara hep fakir fukaraya yardımlar yaptırmış.
İbrahim Usta karlı bir akşam gelmiş Güce Gulpar Mahallesi'ne ve uzaktan bakmış tavanı sıralı tahtalı evine, derin bir iç çekerek. Silahını ateşleyip sıkmış gökyüzüne penceresinden. Hemen jandarma gelmiş rahatsızlık duyulunca sesinden. Tirebolu Kaymakamı Mülkiyeden arkadaşıymış ses çıkarmamış, kimseye aslında çok şey anlatan bu harekete.  O, çeşme başında bulduğu gazete parçasını okuduğu için babasından dayak yiyen, Ankara'ya giden otobüse her defasında elinde iki kitapla binen, her hareketinde her işinde  önce insanlarım önce memleketim diyen İbrahim… Evet hayat her defasında onu daha fazla itti. Ama yılmadı,yıkılmadı,bazen insanlıkları bile insanlık sayılmadı. 
Emeklilik zamanlarında yurt dışından döndü.İzmir'de iş için bulunduğu bir sürede otelde fenalaşarak Zeki Müren'le aynı hastanede hayatını kaybetti. 
Bizler şimdi her şeye sahibiz. Kötülük cehalette saklı, okuyan-araştıran temiz de. Yollarımız çok, uçaklarımız, havaalanlarımız çok, elektrik üreten santrallerimiz bile çok, hatta bilgi bir tık ötemizde. Velev ki; Gulparlı İbrahim'in uğruna savaşlar verdiği, bir ömür adadığı azimden, gayretten eser yok.Çantamda evraklar, işyerinde dosyalar ve aklımı şarkılar aldı.Öğretmen okulunda edindiği huydan sonra binin üzerinde klasik müzik plağı,ailesinden ve herkesten gizlediği onlarca kimsesiz öğrenci gerçekten öksüz kaldı.
Bugün onun coğrafyasında herkes üniversite eğitimine göndermekte çocuklarını.Neticede bilgi bir bıçak,okul da onun kını.
Sen; ilk üniversiteli İbrahim Usta, kabrin nurla dolsun,sen başlattın güneşe akını.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık