• 30 Nisan 2019, Salı 16:54
MustafaAyhan

Mustafa Ayhan

VİCDANÎ BELLEK

Toplumların vicdanî belleği, bütün siyasi söylemlerin, popülist ve seviyesiz nutukların üzerinde ve onlardan bağımsız bir kayıt merkezi gibi çalışır. Öyle ki kendi döneminizde tek egemen bile olsanız, ne kadar can yaktığınız, nasıl baskıcı bir yönetime dönüştüğünüz bu kayıt merkezinden çıkar gelir ve önünüze konur. Düşünün ki CHP'nin tek parti yönetiminde yaşanmış olan tüm hukuksuz ve anti demokrat uygulamalar, bugüne farklı bir şekilde aktarılmamış, her şey, nasıl olduysa öyle verilebilmiştir. Halbuki politik anlamda birçok etkili kurum veya kuruluş CHP'nin kontrolünde addedilirdi ama hakikat bir şekilde bizlere ulaştı. Keza tek parti yönetiminin akabinde çok partili hayata geçilmesiyle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde de yaşanmış olan hukuksuzluklar, partizanların yanlı yorumlarıyla değil, dürüst tanıkların ve araştırmacıların ayrıca namuslu tarihçilerin objektif aktarımıyla, sonraki nesillere anlatılmıştır. Bugüne gelelim ve siyaha beyaz denilmesinin, verilen örnekler bağlamında ne denli yersiz olduğunu görelim istiyorum. Gerçekler, yandaş medyanın haber bülteninden veya fanatik particilerin bakış açısından çıkan nutuklarla bastırılamayacak, bilakis toplumun tüm aklı selim fertleri tarafından anlaşılacak ve daha önce de bahsettiğim Anadolu ferasetinden süzülüp önümüze konacaktır. Tabi işin ilginç tarafı odur ki bizim siyasetçilerimiz asla hatasını, başarısızlığını kabul etmiyor ve mesuliyeti herhangi bir dış etkene bağlıyorlar. Ne yazık ki bu da normal düşünebilen, vicdanî muhakeme yapabilen kimsede karşılık bulmuyor. 
Ülkemizin ekonomik şartlarını göz önünde bulundurduğumuzda hangimiz krizi yok sayabilir? En yaygın tarım ürünleri ateş pahası olmuşken, bunu bir başarı olarak yorumlamak nasıl izah edilebilir? Hadi ekonomiyi geçelim, kapitalizm zaten 10-15 yılda bir krize saplanır ve bir şekilde bu krizler atlatılır diyelim… E eğitim, sağlık, hukuk, bunlar ne durumda? Eğitimi ele alalım, kabaca hem de… Biliyorsunuz eğitim sektörü, fetöcü hainlerin ana kaynağı olmuştu ve onların maşası olan bazı eller sayesinde, yersiz/temelsiz sistemler adapte edilmek istendi… Övüle övüle bitirilemeyen o sistemler, eninde sonunda, belki de çocuklarımıza ve velîlere bazı bedeller ödeterek duvara tosladı. “En iyisi budur, eskisi baskıcıdır, Kemalistlerin eğitimidir o! ” diye bağıran arkadaşlar, o gün kendilerini ne de haklı görüyorlardı, medya da onları nasıl pohpohluyordu; peki sonuç ne oldu? 
Hukuk konusunda içi rahat olanımız kaldı mı bilemiyorum… İddianamelerde geçen cümleler, “öyle değilsin de sanki öylecilerin lehine çekilebilecek yazı yazmışsın” minvâlinde olunca, insan ne diyeceğini kestiremiyor. Hukukçu olmayın, hayatınızda mahkeme görmemiş, iddianame okumamış olun ama herkes şunu bilir: Hukuk sistemi, zorlama suçlamalarla, -mış gibilerle işlemez! Net kanıtlara göre yol alır; -mış gibilere göre işleyen hukuk ise artık siyasîleşmiş hukuk olur. Dolayısıyla yönetenlerin fikirlerine göre değişen hukuk, özünden sapmış bir kurallar silsilesi olmaktan öteye gidemez.
Hükümet 17 senelik grafiğine bakmalı, özellikle siyaset alanında etik değerleri bir türlü gelişemeyen toplumun sağ duyusunu da baltalamamak birinci vazifemiz olmalı. Bunun için gün gibi ortada olan sosyo-ekonomik ve politik hakikatleri yok saymamalıyız aksi halde ileride bu yapılanlar için mantıklı bir açıklama bulamaz oluruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık