• 09 Ocak 2020, Perşembe 16:25
MustafaAyhan

Mustafa Ayhan

Romantik Temennîlerin Kifayetsizliği

Akım Derken…
Yaşadığımız devirde, lalettayin bir eylemimizin hemen öncesinde ettiğimiz niyetin, eylemden sonraki sonuçla uyuşamadığı, bilakis asıl amaçla tezatlık teşkil ettiği ilginç manzaraları sık sık görür olduk. Örnekse, gösterişi önermeyen İslâm dîn'i adına hayır işleme niyetiyle yapılan bir faaliyet, saray kiralanarak, instagram'dan canlı yayınlanınca, niyetle amacın absürt çatışması resmedilmiş oluyor. Keza fütursuzca paylaşılan devasa yemekleri, görgüsüzce yerken çekilen insanların videoları aynı bağlamda değerlendirilebilir.
Daha önceki yazılarda da değindiğimiz gibi biçim ve içerik uyumsuzluğunun ya da daha keskin söylemle içeriksiz biçimlerin döneminde yaşamak, niteliği önceleyen insanların ıstırap çekmesine neden oluyor. İşin biraz daha kötü tarafı, bunu engellemenin kurumsal bir yolunun olmaması… Yani son 20 yıldır devlet de bu gibi alanların kontrolünü ve organizasyonunu, tıpkı ekonomide olduğu gibi serbest piyasanın insafına terk etti. Söz gelimi, “ip attım ucu kaldı” adlı ağıt, “Ankara'nın Bağları” diye istinasız her organizasyonda çalınan bir pavyon havasına dönüştürülürken, TRT bile bunu repertuarına alabildi. Galiba serbest piyasanın, sanatsal uygulaması böyle olsa gerekti ve devlet de kendince, rakipleriyle rekabet ediyordu… Hâl böyle olunca her alandan çekilmek, insanlarda ister istemez bir başı boşluk ve akabinde bir cahil cesareti yaratmış olmalı ki sosyal medyanın yardımıyla, niteliksizlik alkışlanır oldu.
Tezatlık Temelinde 2020
Buradan siyasete ışık tutarsak, gazeteci Yılmaz Özdil'in birçok yazısında adeta Sokrates'in diyaloglarını döker gibi diyalektik zeminde bizlere özetlediği ve bir iki yıl arayla savrulmuş birbiriyle alâkasız sloganlar, durumu anlamak isteyenler için kâfidir. Bir de bugün, laikliği neredeyse ideoloji olarak görüp, Kemalist çizgiden hiç ayrılmamış yazarların fetöden mahkûm edilmeleri, bu tezatlıkların tüm alanlarda nasıl yaşandığını ve ne denli kurumsallaştığını göstermektedir. Modern devletlerde ana kurumların işleyişi keyfiyetten arındırılamadıysa, siyasette ve hatta ticarette doğrular, makam- mevki sahiplerinin ve patronların bakış açısına göre değişir. Liderin veya patronun fikri size yanlış geliyorsa, tek yapacağınız onu koltuktan kaldırıp, kendi fikrinizi oradan söylemektir. Tabii sizin söylediğinizin doğruluğunu gerçekten anlamak için tartışmaya açık olmanız gerekecektir, aksi takdirde sizin fikirleriniz de koltuğun doğrusu olarak görülecektir. Böyle bir dogmatik kültürü aşamamış olmamız, 2020'de, 21'de, 22'de, 33'te ve dahi 55'te de bizi ayağımızdan tutup aşağı çekmeye devam edecektir. Sözün özü, yeni yılın sayısal olarak değişmesi, ülkemize barış, huzur, refah falan veremeyecektir zîrâ bunlar klişe romantik temennîlerden öteye gidememektedir.
Biçim ve içerik uyumsuzluğunu hatta tezatlığını alıp, siyasî olayların ma'kûs sarmalına getirdik ve gayemiz, yeni günleri güzel kılacak etkenlerin bizzat bizlerin sosyopolitik evrimiyle mümkün olduğunu anlatmaktı… Bu çerçevede yeni yıldan pek bir şey ümit edemeyerek de olsa, herkes güzelliklere nail olsun istiyorum…. İsteyenin bir yüzü kara demişler. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık