• 23 Temmuz 2012, Pazartesi 9:17
MustafaAyhan

Mustafa Ayhan

PEPEE’nin Şifresi

TRT’de yayınlanan ve çocukların çok sevdiği, güya özgün bir format olan çizgi film üzerine bir şeyler söylemek istiyorum… Pepee’den bahsediyorum… Hani şu, zürafaların insan gibi davrandığı, oyunlar oynadığı çizgi film… Bu gibi formatlar için şu hep söylenir: “Çocukların hayal gücüne hitap ediyor ve onların hayal gücünü geliştiriyor.” Bence, pek de öyle değil… Neden öyle değil? Cevabı vermeye çalışırken, birkaç analiz de yapalım…

 

Birinci olarak, pepe veya benzeri bir çizgi filme baktığınızda, yani özellikle yeni nesil çizgi filmlerde, çizgi filmin kahramanının yaşadığı, oyunlar oynadığı ortam çok nezih, güvenli, sakin bir atmosfere sahiptir. Çocukla oynayan ya bir tane arkadaşı vardır ya da yukarıda da bahsettiğim gibi iki üç hayvan vardır. Kahramanın ailesi de kapitalist toplumun tipik ailesidir: Anne, baba ve iki çocuk. Bu aile deniz kenarına, pikniğe ve muhtelif gezintilere çıkar fakat çevrede bir tane insan yoktur. Hatta bu ailenin gittiği denizde, çok samimiyetle söylüyorum dalga bile yoktur. Durgun bir deniz, durağan bir ortam ve bence durağan bir hayat tablosu!

 

Çocukların hayal gücünü kuvvetlendiren bu çizgi filmi izleyen ve gerçekten dahi olacak çocuk şu soruyu sorar: “Tamam da insanlar nerde?” Cevap, herkes kendi kabuğunda...

Acaba pepe ve benzeri kahramanlar ve onların aileleri çok zenginler de şehrin epey dışında mı ikamet ediyorlar? Sanmıyorum, çünkü resmedilen ev ve diğer şartlara bakılınca asıl verilmek istenenin, özlenen köy ortamı olduğu anlaşılır. O halde bizim sorumuz elzem olarak sorulur: Peki köylüler nerede? Çizgi filmin içine düştüğü çelişki yumağı da burada kendini gösterir: Bir köy hasretiyle, bir Anadolu çocuğunu çizgi film kahramanı yapmak ama onu büyük şehirlerdeki rezidansların “güvenli” ortamında yaşatmak isteği, pilav üstüne keşgül olmaktan öteye geçemiyor.

 

5-6 yaşlarındaki bir çocuk ne yapar dediğimizde, pepee ve benzeri yapımlardan referans alırsak, her gün, bilinen, güvenilen bir ortamda, bilinen ve sınırlı sayıda olan oyunlarını, zürafalarla oynayarak vakit geçirir diyebiliriz. Şimdi zürafa kısmını- hayal gücünü geliştirmesin varsın- bir kenara atalım, cümlenin geri kalanı iş görür. Bugünün ekonomik ve sosyal yapısı, gerek dizilerde, gerek sıradan gişe filmlerinde ve işte çizgi filmlerde kendini gösteriyor ve hatta yazarından habersiz bir şekilde bunu yapıyor. Böylece çocukların hayal gücü de gelişmekten ziyade, sınırlanıyor diye düşünüyorum.

 

Şimdi bir de şunu söyleyeyim de bu adam işi gücü bıraktı, pepee’yi mi analiz etti deyip, kızmasınlar: Fransız bir yazar, “kamusal alanın nötr olmadığını” söylüyor, yani biz evimizden dışarı adımımızı attığımız an kendimizi, belli bir kuralı, geleneği, dini, çeşitli söylemleri ve politik-kültürel sembolleri olan bir ortamda buluruz. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Alev Alatlı’nın da bir televizyon programında dediği gibi, birileri, bir yerlerde illa ki istenmeyen, tasvip edilmeyen, hoşlanılmayan olacaktır. Ben de pepee’yi veri olarak aldım ve naçizane, politik, ekonomik ve sosyal değişimlerin, oluşumların, hayatın her alanına yansıdığını ve bu gerçekleşirken de söz konusu çizgi filmde olduğu gibi, verilmek istenenin de doğru dürüst verilemediğini göstermek istedim. Genel olarak hayatlarımızı, modernleşmeden bu yana ekonomik gelişmeler belirlemekte ve ekonomik talepler de patronlardan geldiği gibi siyasi iktidarlarca uygulanmaktadır. Genç ve çok genç (pepee’lerden) nesilden istenen, beklenen de bu yönde olacaktır. İnsan ilişkilerinin zayıf, bireyci, yalnız ama güvenli bir toplumsal yapıda, sınırlı bir hayal gücü ile yaşayabilecek bir genç nesil! Ben bunları söylerken, “kapitalizmi yıkalım, bu sisteme hayır” vb. naralar atmak niyetinde değilim; ama kapitalizmin söylemlerinin, kurallarının, beklentilerinin ve mesajlarının nerelerde olduğunu göstermek niyetindeyim. Hatta biraz paranoyakça gelebilir ama özellikle 20.yüzyılın sonlarından itibaren popüler kültüre yerleşmiş olan birçok ritüel, kapitalist ekonomik sistemin “kutsallaştırdığı” eylemlerdir diyebilirim. Söz gelimi, tek taş pırlanta almak, yılbaşında hediyeler almak, almak oğlu almak, diğer bir deyişle tüketmek oğlu tüketmek! Bunlar kutsal değil diyene, yoldan geçen bir genç kıza veya bir kadına, pırlanta hakkında düşüncelerini sor bir zahmet demek zorundayım. İstisna da çıkar elbet; ah bir de istisnalar olmasa???

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık