• 20 Haziran 2019, Perşembe 16:45
MustafaAyhan

Mustafa Ayhan

Meşhur Şarkı

Son zamanlarda sık sık duyduğumuz “hukuk size hesabını soracak!” sözleri artık kurumsal bir kimliğe büründü. Daha evvel de bahsettiğim gibi bu durum, hukukun siyasallaşmasıdır. Adalet dağıtma mekanizması böyle bir yapıya bürünmeye başlayınca, tıpkı tüm baskı dönemlerinde olduğu gibi bütün bürokrasi kurumları ve aktörleri aynı hızla siyasallaşır. Hâl böyle olunca, defaatle yerilen tek parti dönemi misali İl Başkanlarınız Vâlî, Vâlîleriniz de Belediye Başkanı oluverir. 
Ankara'da kazanan Mansur Yavaş için de adeta aba altından sopa gösterircesine, “görevi almaya bana geleceksin bana!” sözleri henüz çok geride kalmadı. Bu sözlerin benzeri ise şimdi Sayın Ekrem İmamoğlu için sarf edilmeye başlandı. Doğal olarak akıllarda bir senaryo belirdi: İmamoğlu seçilirse, Ordu Vâlîsi'ne “it” dediği iddiasına binaen hakkında soruşturma açılacak ve bir şekilde görevinden alınmaya veya en azından itibarsızlaştırılmaya çalışılacak. Bu bir senaryo ama gerçek olmaz diyebilir miyiz? CHP için pisliktir, çamurdur demek gayet serbest iken diğer bazı partilere böyle sözlerle yüklenebilmek yürek ister oldu. Ancak bu siyaset ve iktidar hırsı öyle cilvelidir ki mağdur edilmiş biri olarak mazlumların safında duran kimliğinizle fethettiğiniz gönülleri, hiddetinizle, şatafatınızla küstürüverirsiniz de bunu fark edemezsiniz. Neden fark edemezsiniz biliyor musunuz? Yanınızda gerçek dostlar, bilge insanlar kalmamıştır da ondan. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Bilginler, padişahla düşüp kalkmadıkça, dünyaya dalmadıkça peygamberlerin eminleridir; fakat padişahla düşüp kalkarlar, dünyaya dalarlarsa, peygamberlere hıyanette bulunmuş olurlar, o vakit çekinin onlardan.” Tabi ki bu hadiste bahsi geçen padişah, günümüz dünyasında devlet başkanlarına tekabül eder… Bu bağlamda ne düşünmemiz gerektiğini anlamış olmalıyız: Size yardakçı olan, sizin kudretinizden beslenen ve her dediğinizi sorgulamadan emir telâkki eden eşiniz-dostunuz veya danışmanlarınız, size sadece zarar vermektedir. “Acı da olsa doğruyu söyleyin.” hadisini de hatırlarsak, konuyu netleştirmiş oluruz.
Önümüzde büyük bir seçim var, aslında bu büyüklük, İstanbul'un korkunç derecece maddi rant sağlıyor olmasından kaynaklanıyor ve bunu memleketin en ücra köşesindeki vatandaşımız da biliyor. Henüz birçok kimse fark edememişken ekonomik krizin ayak sesleri, tabii olarak İstanbul'da duyulmuştu ve bugün krizin tam ortasındayken, belediyeyi kaybetmiş olmak tesadüf olarak yorumlanabilir mi? Şimdi iki veriyi toplayalım: Eski karakterinden uzaklaşan bir hareket, sadece liderinin siyasî karizmasıyla yol almaya devam ederken, net bir şekilde krize giren ekonomi, insanların tahammül sınırını zorlamaya başladı. Eğer mâziyi anımsamaktan kaçınarak, ciddi dersler çıkarmamakta ısrar edilirse, meşhur şarkının sözlerini hatırlamak işten değil: Kim bilir bu gidişin, dönüşü olacak mı…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık