• 17 Nisan 2019, Çarşamba 13:36
MustafaAyhan

Mustafa Ayhan

Etik Fakiri Siyasetin Yerel Seçimi

Türkiye’nin seçimi yine nev’i şahsına münhasır bir hüviyette seyretti. Her şeyi bir tarafa bırakalım, en önemlisi “politik etik” bilincinden ne kadar uzak olduğumuz bir kez daha kanıtlanmış oldu. Türkiye’de politik etik konusu aslında bir doktora tezi olma özelliği ihtiva etmektedir zira Avrupa ülkelerindeki veya ABD’deki siyasal süreçlere göre bizdeki oldukça gergin ve iftiralarla bezeli seyrediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye seçiminde olan biteni hepimiz biliyoruz, her gün ayrı bir “son dakika” haberi veriliyor, kazanan her an değişecek mi diye herkeste bir endişe (Bu yazı yayınlandığında kazanan netleşmiş olacaktır diye umuyorum)… AKP kanadı, henüz seçim gecesi, kendi kendini “kazanmış” ilan edip, otobanlardaki üst geçitlere, billboardlara “teşekkürler” yazıları astırdı… Hem de bunu, YSK resmi verileri Sayın İmamoğlu’nu kazanmış göstermekteyken yaptı ama CHP’yi de hadsizlikle suçladı. Yetmedi, ülkedeki birçok kurum AKP’nin gölgesinden ürkmekteyken, CHP’yi oy hırsızlığıyla suçladı… Tabii ki hukuken her partinin, yasal itiraz süresi dolmadan itiraz hakkı vardır, AKP de doğal olarak bu hakkını kullanıyor. Sorun şu ki siz, kendi kendinizi kazanmış ilan edip, gayri etik bir eyleme kalkışıyorsunuz ve sağa sola teşekkür pankartları astırıyorsunuz ama karşı tarafı da sizin hukukî hakkınıza saygı duymamakla suçluyorsunuz. Yahu CHP saygı duysun veya duymasın, sizi kimse itiraz etmekten geri alamaz. Allah’a şükür henüz tüm kurumların içi boşalmadı, halen bir hukuk devletiyiz. Hele ki siz iktidar partisisiniz, size kim, nasıl engel olsun!

Sayın İmamoğlu’nun hatası da Anıtkabir defterine imza atarken henüz kesinleşmemiş olan seçim sonuçlarını dikkate almayarak “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı” unvanını kullanması oldu. Bakınız aynı bağlamda, bu da etik değildir! Ülkede temel sorun bu: Yasalar var ama uygulanmaz, uygulansa da yasaları delmeden, vicdanlar tarumar edilir. İşte bunun akademik tarifi, politik etik yoksulluğudur. Türk siyasetinde yeşermeyen ve yeşermesi her şekilde engellenen, gelişmiş ülkelerde ise adeta bir gelenek haline gelen, siyasî eylemlerin vicdanî ölçütü. Ne yazık ki bizde durum içler acısı.

Giresun’daki seçim sonuçlarına gelirsek, beklendiği gibi kıran kırana geçti ve Sayın Aytekin Şenlikoğlu kazandı, e demokrasi gereği kendisini kutlamak farzdır ve umarım şehrimiz için verimli projeleri vardır ve bunları hayata geçirebilir. Türkiye genelinde ise Ankara beklenen sonucu verdi, İstanbul sürpriz oldu ama yukarıda bahsettiğim tatsız meseleleri doğurdu. Öte yandan Türk halkının politik tercihini şekillendiren en önemli faktörün “ekonomi” olduğunu bu seçimde de görmüş olduk. Kendi adıma söylersem, her seçimde bundan dem vururum: Bizim insanımız Ecevit’i de severdi… Koskoca Kıbrıs Fatihi, Karaoğlan mahlasına haiz rahmetli Bülent Ecevit… Son seçimde aldığı oyu hatırlarsınız… Başka söze gerek kalmıyor; bunun bilincinde olmak ve ekonomiyi toparlayacak hamleler yapmak zarurîdir. Elbette bunu yapacak olan AKP iktidarıdır. Yoksa insanlarımızın birbiriyle derdi yok, birkaç sosyopat trol dışında, sokakta kimsenin eşiyle, dostuyla, komşusuyla siyasal problemleri olmuyor. Toplumumuz her şeye rağmen özünü kaybetmedi ama tüm bu yaşananlar sağlıklı bir şekilde değerlendirilmeli ve parti liderleri de kulüp başkanı gibi davranmamalı! Yoksa bütün yabancı istihbarat servisleri, toplumun bir açık vermesini, bir gerginlik doğmasını ellerini ovuşturarak bekliyor. Siyasîler, her iktidarın bir gün değişmek zorunda olduğunu bilmeliler. Kitleleri coşturmak ve oy devşirmek adına saçma sapan, kanunsuz nutuklar atmak, kimseye bir fayda getirmeyecektir.

Sonuç olarak bu seçim geçti, pek tabii yenisi de gelecek, o zaman halk, hak edene cezasını yine kesecektir. Yapılması gereken, geçmişi ve bugünü doğru analiz edebilmektir ki geleceği en iyi şekilde tasarlayıp kurabilelim. Kaybettiğini kabullenememek gibi âciz bir tavır içinde olmak, sadece kendi kendimizi kandırmak olacaktır. Bir de bakmışsınız, Gallilei’yi “dünyanın, güneşin etrafında dönmediğini” kabul etmesi ve keşfettiği gerçeği yadsıması için yargılayan ve onu mahkûm eden skolastik kafa siz oluvermişsiniz!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık