• 02 Ekim 2018, Salı 9:15
MustafaAyhan

Mustafa Ayhan

Aleyna Tilki Paradoksu
 Kabul ediyorum, başlık dikkat çeksin istedim ama hemen belirtmeliyim ki aslında sevgili Aleyna Tilki'nin paradoksal bir durumunu değil, toplumdaki küçük bir açmazı, onun popülaritesi üzerinden işlemek üzere böyle bir başlık seçtim ya da daha doğru ifadeyle kapitalizmin bu açmazdaki rolünü popüler bir figür üzerinden tartışmayı yeğledim.
Kapitalizm, tabiri caizse icat edildiği günden bu yana alışkanlıklarımızı, geleneklerimizi, ritüellerimizi ve daha nicesini şekillendirmiştir, şekillendirmektedir. Yüzde yüz yön veriyor diyemeyiz fakat etkisi muazzamdır. Modern ülkeler için Milli Eğitim'den Hukuk'a her türlü sosyal kurumun da icadında başroldedir. Kapitalizm dediğimiz, bir anlamda kârın maksimize edilmesinin önüne ket vuracak herhangi bir yapıyı veya oluşumu sürekli olarak bertaraf edebilmenin kurumsallaşmasıdır. Düşünsenize, serbest piyasayı hukukla korursunuz ve yine piyasaya “milli eğitim” kurumlarıyla personel ve hatta kolluk kuvveti yetiştirirsiniz. Politik ve sosyal uygulamaların alt veya üst sınırlarını da hukuk aracılığıyla çizersiniz vesaire…
Buradan devam edelim: 18 yaşından küçüklerin seçmen olamama kuralı, modern devletlerin ekseriyetinde geçerlidir ve yine 18 yaşından küçüklerin evlenememesi de buna benzer genel-geçer bir yasa olarak karşımıza çıkar. Türkiye'de de pek isabetli olarak 18 yaşından küçük kız ve erkek çocukları evlendirilememektedir, onlar yasa nezdinde çocuktur, bunu biliyoruz. Öte yandan ülkemizin doğu bölgelerinde bu kural, elbette kızların aleyhine sık sık çiğnenir ve buna birçoğumuz sert tepki veririz. Bu gibi durumlar ister istemez bir çocuğun masum bedenine ve saf aklına ayrıca istikbâline bir istismar zemini yaratmaktadır ve bizi de en çok yaralayan bunu biliyor olmamızdır. Tabi ki sevgili Aleyna Tilki ülke gündemine ilk oturduğunda, konu ilgili bakanlığa kadar gidiverdi. Elbette bir gelin olma durumu yoktu ortada ama 18 yaşından küçük bir kızın herhangi bir gece kulübü veya başka bir mekânda sahne alması, hem yasal olarak hem de ahlaki anlamda doğru bulunmuyordu. Bunun da önüne “ailesi/velisi yanındayken sahne alabilir” şartıyla geçildi diye hatırlıyorum, belki yanlış olabilir ama böyle bir şey gündeme getirilmişti… Hâsılı bugün kendisi 18 yaşını doldurdu ve sanırım ilk klibinde, güzelliğini her popçu gibi sergiledi. Yani artık ne bakanlığın müdahalesine ne de toplumsal ahlaki tepkilere mahâl verecek bir durum kaldı.
Diğer yandan baktığımızda sevgili şirin popçumuz ve bence Türkiye'nin kadın Justin Bieber örneği olan Aleyna, 18 yaşından küçükken de seksi danslar ediyordu, Youtube'daki videolardan bunu biliyoruz. Aynı dönemde 18 yaşından küçük kızlar evlendirilirken sosyal bilinci yüksek herkes feryat ediyordu lakin Aleyna için pek de rencide olunmadığını gözlemledik… Acaba kapitalizmin işine yaraması ve popüler kültür çarkının bir dişlisi olması vesilesiyle mi kıyamet kopmamıştı ya da “erkeklerin beğenisine” mazhar olan Aleyna'ya kıyılamadığı için mi beklenenden az tepki verilmişti? Yoksa topluma söylenmek istenen şu mudur: Sosyal medyadaki klip cinselliği, evlilik ile aynı muhteviyatta değil, o yüzden yaygaraya gerek yok! Veyahut “şarkıcı olan kız çocuğu kendi isteğiyle yarı erotik danslarını tüm topluma açık şekilde sergileyebilir ama evlilik bir kızın hayatına tek boyutlu değil çok boyutlu bir sınırlama getirebileceği için buna karşı yasayı kat'i suretle uyguluyoruz” deniyor olabilir mi?
Aman akıllar karışmasın, benim kişisel fikrim odur ki 18 yaşından küçük olan çocuklarımız zorla evlendirilemesin hatta mümkünse 25'ten önce kendi istekleriyle de evlenmesinler zira içlerindeki herhangi bir cevheri en iyi şekilde işleme yaşlarını evlenme meşgalesiyle kaybetmeleri iyi olmayabilir. Gel gelelim Aleyna veya bir başkası da arzu ettiği yaştayken sahne alabilir. Zaten şahsım adına söylersem, bir toplumun “çatışma ve zıtlıklarla” olgunlaşacağından yanayım, yani aslında bilen bilir Lacan'cıyım ama kapitalizmin bize çaktırmadan öğrettiklerini veya kabul ettirdiklerini görmek zorundayım. Aslında yukarıdaki sorular, bizi bazı şeyler hakkında tekrar düşünmeye sevk etmeli: Neye, neden karşıyız, bunu kendimize doğru temelde açıklamalıyız ve dolayısıyla basmakalıp düşüncelere karşı temkinli olmalıyız. İşin özü şu ki kaz geleceği için tavuk kurban ediliyorsa, hayvan hakları savunucusu olmak zor bir zanaat haline geliyor. Anlayan arkadaşlara, bu yeterli olacaktır.

[1] Jacques Lacan, Fransız Psikanalist. Postmodern felsefe okumaları için şiddetle önerilir.



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık