• 27 Aralık 2016, Salı 7:53
KenanÖzkaya

Kenan Özkaya

ŞAPKA
 Sarı şeritli okul şapkalarımızı kafamıza pek takmak istemezdik o yıllarda.Evde aynanın karşısında avucumuza limonu sıkıp saçımıza zorla şekil verdikten sonra kim takardı o koca külüstürü kafasına.
Giresun Liseliydik.Daha özgür, daha bir yaramazdık.Şapkayı okul merdivenlerine kadar koltuğumuzun altında taşır sonra laf olsun Galip Tamtürk ve Emin Hoca görsün diye öylesine başımızın tepe kısmına değdirerek sırayla sınıflara girerdik.
Her lisenin bir şapkası ve şapkasında o okulu tanıtan kırmızı, yeşil şeritleri vardı.
Hele toplu iğnelerle o kocaman şapkayı yanlardan altındaki kumaşına birleştirmemiz yok mu... Küçültürdük güya şapkayı. Ama havalı da olurdu hani...
Şimdi ne şapkası...Kravat bile birleşme düğümü olarak neredeyse öğrencinin göğüs kafesi altına kadar indi.
Ah okul şapkalarımız...Senin için neler çekmedik hocalarımızın elinden ve dilinden...
Özledim seni ... Ama 70'lerden bugüne dönmen ve o yolu dönerek o yılları bizlere yaşatman öylesine imkansız ki... 13.12.2014
***
ÇERKEZ
Delikanlılığımızın en ateşli dönemlerinde mahalledeki arkadaşlarımla birlikte denizine girdiğim,sularına başüstü dalıp karşı kayalıklarından midyeler çıkardığımız,hemen hemen her günümüzün yaz mevsiminde bizi oyaladığı yer...
Karşıda Küçük Ada.... 
Arkasında Büyük Ada...
Paslı tenekelerde çalı çırpı toplayarak ateş yakıp midyeleri nar gibi kızarttığımız, Nazım'dan şiirler okuduğumuz, Cem Karaca'dan şarkılar söylediğimiz, aşklarımızdan sözettiğimiz büyülü deniz...
Yaşlandım artık... Bil özlendiğini...
***
AYTEN ABLA
Küçüklüğümün sokaklarında ha bre top koşturur ve sabahtan giydiğimiz o tertemiz pantolon ve tişörtümüz ıpıslak,akşam karanlığında eve dönerdik.
Topumuz çoğu zaman sokakta ya Ayten Abla'nın mandalina ve portakal dolu bahçesine kaçar ya da sokağın bir köşesine parketmiş aylardır orada duran çalışmayan Kuduruk Mehmet'in kamyonunun altına kaçardı.
Yalandan topa abanır o sapsarı mandalina vermiş ağaçların olduğu yere naylon topumuzu atardık. Başka türlü o mandalinaları ağaçtan koparmamız,çalmamız mümkün değildi. Ayten Abla,bahçeye bakan evinin balkonunda nöbet tutardı. Ne yapsın, haklıydı... Yoksa ona, eşi Ali Osman Abi'ye ve çocuklarına yiyecek mandalina kalmazdı.
Biz haydutlar ağaçta bir tane bile bırakmazdık.
Maç esnasında topu kim bahçeye göndermişse ağaçlardan sulu mandalinaları da çalmak o arkadaşımıza düşerdi.
Az bağırmazdın bizlere... Ama baş edemezdin mahallenin çocuklarıyla.
Nur içinde uyu Ayten Abla...
Mandalinaların için bizi affet.
Güzel günlerdi çocuklar, helal-i hoş olsun de...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık