• 19 Ağustos 2013, Pazartesi 9:42
KenanÖzkaya

Kenan Özkaya

KARANLIK ŞEHİR GİRESUN
 Geçen yıl İstanbul'da “Feshane Günleri”ne gittiğimde Feshane girişinde kocaman bir bez afişte yine koskoca harflerle şu yazıyordu: “Giresun kabuğunu kırdı.”
Aradan bir yıl geçti.
Bu nasıl bir kabuk acaba? Diye meraktan kendimi alamıyorum. 
“Kabuğu kırmak” demek Giresun gelişti, ekonomide, tarımda, şehirleşmede, aklımıza gelecek her ilerlemede refaha kavuştu, anlamında bir deyim.
Bu kabuk ne kadar ince, hatta çatlak bir kabukmuş inanılır gibi değil.
Doğma büyüme Giresun'un merkezindenim. Bu şehrin çocuğuyum.
Yıllardır Giresun'u yazıyorum.
Yıl 2013…
Kırılan bir kabuk yok.
Kimse yalandan nağme yapmasın.
İnsanların Cumhuriyet Parkında birbirine hava attığı, çekirdek çıtlatıp nargile içtiği hiçbir şeyi umursamaz bir şehirde yaşıyoruz.
Bu nasıl bir kabuk kırmaktır?
Etliye sütlüye karışmayan, haklarını aramayan devletlü padişahımın verdiği memur ve emekli maaşıyla geçinmesine rağmen süsünden püsünden geri kalmayan bir minnacık şehirde yaşıyoruz.
Bu şehrin bir aya yakındır, sahilindeki direkler karanlıkta komedi oyununu oynuyorlar.
Lambalar yanmıyor.
Her gün en az beş defa elektrikler kesiliyor.
Belediye plajında açılan alt geçidin lambaları da yanmadığından zifiri karanlık.
Giresun merkezden Ordu sınırına kadar ana yol kapkaranlık.
Sahil yolunda karanlıktan ötürü önünü göremiyorsun.
Bu alt geçitte olumsuz bir olay olsa mesela bir saldırı, bir tecavüz sorumlusu kim olacak?
Hiç no'lacak?
Genç kızımız tecavüz edildiğiyle kalacak.
AKSA ise bir bahane uyduracak.
Elektrik borcu olanın elektriğini üç gün sonra kesen AKSA!
Kalkın koltuğunuzdan!
Ya da işinizi adam gibi yapın!
Ne kabukmuş be!
Hemen de kırdık.
Geliştik.
Güre Deresi'nin yanındaki boşluğa beş senedir birkaç ağaç diktirip birkaç oturma alanı yaptıramadık.
Sahil Yolu'na adınlatma lambalarıyla oturma kanepeleri koyduramadık. Kumsallarımızı temiz tutalım diye birkaç tabela astıramadık. Yine kumsallarımızdaki duvar diplerine üçbeş çöp bidonu koyduramadık.
Volswagen'den başka hiçbir otomobil bayiini Giresun'a alamadık.
Biz köy kaldık Ordu Büyükşehir oldu.
Yağmasa da gürleyen Sayın Valiyi elimizde tutamayıp pasif göreve çektirdik.
Lağımları dereye akıttık, çöpleri denize döktük.
Sekayı sattırdık, Fiskobilik'i mamayla besliyoruz.
Söyleyin şimdi.
Biz kabuğumuzu kırdık mı?
Ölü kentin nabzı durmak üzere. Kabuğunu kıran Giresun mu yoksa Ordu mu?
Ordu'nun dereli yukarı bile akarken biz deremizi aşağılara bile akıtamıyoruz.
Uyanın ey halkım!
Karanlık şehirde bir mum da siz yakın.
Uyanın!
Not: Bu yazı pazartesi çıkacağından oto yol lambaları yanarsa yalancı ben olmayacağım.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık