• 30 Kasım -1, Pazartesi 0:00
KenanÖzkaya

Kenan Özkaya

GİRESUN'UN İÇİNDE
 Şimdiki çocukları anlamakta zorlanıyorum. Oyunları tükenmiş. Her şeyleri, oyunları cep telefonu ve doğal olarak internet...Halbuki bizim çocukluğumuzun sokak kültürü bambaşkaydı.
Ben Hacıhüseyin Mahalleliyim. Doğma büyüme oralıyım. Caminin hemen karşısındaki eski mezarlığın çayır çimeni bizim oyun alanlarımızdan biriydi.
Uzun eşek oyununu Hamam Sokakta Akkız Teyze"nin bahçe duvarının dibinde oynardık çoğu kez. Kopçasına ya da sakızların içinden çıkan futbolcu ve artist fotoğraflarının bulunduğu karton fotoğrafını duvara çarpıp üst üste getirip kazanma oyununu da Ayten Abla'nın evinin duvar dibinde oynardık.
Rahmetli anamın eski mantolarının, babamın küçülen ceketlerinden ve pantolonlarından kopardığım düğmeleri bilye yani mile oyununda kaybettiğimi bugün bile hiç unutamam.
Sokak aralarında Komen adlı bir oyun oynardık. İki ayrı takım kurar sokak aralarında kuytu yerlere saklanır karşı takımdan bir oyuncuyu gördüğümüzde "komen" diye bağırır onu oyundan saf dışı bırakırdık.
Portakalların, bahçeli evlerin bahçesinde olgunlaştığı mevsimde "patlanguç" yapardık. Patlanguç, orman gülü ya da incir ağacı dallarından yapılırdı. Dalın içindeki öd çıkarılarak yapılan patlanguç savaşları vazgeçilmez oyunlarımızdandı.
Üç tekerlekli tahta arabalarımız vardı. Hacıhüseyin yokuşundan hamama inen ve yalıya kavuşan sokakta ne yarışlar yapardık.
Osman Nuri denilen yerde Sütlaş'ın harmanında Gedikkaya Gazozuna kıran kırana ne futbol maçları yapardık. Gedikkaya Gazozu o yıllar yerli, Giresun'a özgü marka bir gazozdu. Cevat Amca'nın ürettiği bir gazozdu.
Sinemalar vardı Giresun'da...Lale, Saray ve Yeni sinemalar...Lale Sineması'nda cumartesi günleri üç film birden oynar sabah saat onda girdiğimiz sinemadan kış günü akşam karanlığında çıkardık. Yılmaz Güney hayranlığım belki de Lale Sinemasından kalmadır.
Saray Sinemasında açık saçık filmler gösterilirdi. Gençtik. Okuldan kaçıp gittiğimiz bu o biçim filmleri izlerken okul öğretmenlerimiz Düdük Yılmaz ve Emin Hocanın filmin ortasında sinema salonunun ışıklarını yaktırıp biz okul kaçkınlarını kulaklarımızdan tutup doğruca okula götürdükleri çok olmuştur.
Yaz akşamları limanda Ege Vapuru'nu yolculara el sallayarak İstanbul'a uğurlama geleneği de ayrı bir keyifti.
Ya Çerkezdeki deniz günlerimiz...
Çıkarıp teneke üstünde pişirip yediğimiz midye günleri...
Her şey güzeldi. Arkadaşlığımız, dostluğumuz...
Kayalara vurarak kurutmaya çalıştığımız donlarımız.
Analarımızdan dayak, terlik yemeden geçirdiğimiz günler...
Kazancılar Yokuşundaki bakırcıların bakır kaplara vurduğu çekiç sesleri...Millet Bahçesi'ndeki Öztürk Seremgil twistleri...
Her şey çok anlamlı ve güzeldi.
Elimizde akıllı cep telefonları yoktu ama çok mutluyduk.
Oyunlarımız vardı işte böyle.
Yaşadığımız neşeli günlerimiz vardı.
Umudumuz vardı umutsuzluğumuz değil...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


nadir nadir nadir nadir 11.11.2018 21:17

Tahtadan yapma oyuncaklarımızı neden es geçtin Kenan kardeşim.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık