• 28 Şubat 2019, Perşembe 17:24
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

UYGUR TÜRKLERİNE ÇİN ZULMÜ ! (1)

Uygur Türklerine zulmediliyor yalanları yine devrede! Zaten hiç devreden çıkmadı ki! Unutulur gibi olduğunda, hemen bir el düğmeye basıyor ve yine gündemimize oturuyor!  Bunlar herhâlde tesadüfî gelişmeler değil. 
Sanırım ABD Başkanı Roosevelt'e ait bir sözdü ve mealen şöyleydi: “Bir siyasî olay meydana geliyorsa, biliniz ki, o önceden ayarlanmıştır!”
Bu söz çok mu abartılı? Kesinlikle hayır. Tarihe biraz dikkatle bakıldığında, Kapitalist-Emperyalist ülkelerin, sömürecekleri ülkeleri kendi kontrolleri altında tutmak için hangi tezgâhları kurdukları kolaylıkla görülebilir. 
Amerikalı misyonerler 1820'den itibaren ülkemizde ağlarını örmeye başladılar. Osmanlı Devleti yıkıldığında yüzlerce misyoner okulu faaliyetteydi! 1900'lerde İngiltere'de kurulan Tavistog örgütünün işlevi neydi?  Rockefeller'in kurduğu bu örgüt, halkların düşünce yapısını okuyor sonra da, bu yapıya uygun telkin teknikleri ile halkı kendi amaçlarına göre biçimlendiriyordu!  Kurdukları enstitüler sayesinde genç ve işe yarar beyinleri topluyorlardı! 
Bunlar hiçbir şeyi tesadüflere bırakmıyorlar! Bir tek Atatürk döneminde Türkiye'de etkili olamadılar. Sonra, bilindiği gibi, 1945'den itibaren Amerika ile imzaladığımız  İkili Antlaşmalarla bizim ülkemizde de etkili olmaya başladılar. 1960'larda Barış Gönüllüleri operasyonunu başlattılar! Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da NGO'lar; yanı Sivil Toplum Örgütleri devreye sokuldu.  Bunların amacı, özgürlüklerin ve insan haklarının geliştirilmesi gibi, yüce amaçlar için mücadele ettikleri görüntüsü vererek, aydınlarımızı ve siyasetçilerimizi avlamaktı. Bunda da ne kadar başarılı oldukları meydandadır.
 'Uygur Türklerine Çin zulmü' yayınlarının da bu merkezlerden devreye sokulduğu, bir iddia değil; gerçeğin ta kendisidir.  
Geçenlerde Aydınlık Gazetesi, Attilâ İlhan'ın bu konuda, 15.10.2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan bir yazısına yer vermiş. Rahmetli Attila İlhan bundan tam 15 yıl önce konuyu o kadar güzel gözler önüne sermiş ki!
Attilâ İlhan yazısında, Erzurum Anadolu Haber Gazetesinden özetle şu alıntıyı yapmış: “Sevinmeli miyiz, yoksa endişe mi etmeliyiz? Dünyanın süper gücü, Amerika'da kurulan sürgündeki hükümet, Doğu Türkistan'daki kanı bir, canı bir insanımızı nasıl etkiler? Çin, daha çok cana mı kıyar? Böyle bir hükümet iyi midir, yoksa kötü müdür?  Yoksa son ata, son fişeğe kadar savaşmak mı gerekir? Irak'ta kadınlara tecavüz eden bir medeniyet; Türkmenleri bombalayan bir zihniyet, Türk askerinin başına çuval geçiren bir illet, gerçekten Türk dostu mudur? Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti ilk açıklamalarında, mandacı olmadıklarının, Amerika'nın güdümünde bulunmayacaklarının  altını çizip durdu. Bütün bu açıklamalara karşın, hükümet için enformasyon merkezine bakınca, işin renginin değiştiğini söylemeliyiz.  Enformasyon için: Kongre üyesi D.J. McGuire/ABD China e-Lobby Bşk!!”
Yani, Bağımsız Türkistan Hükümeti hakkında, Amerikan kongre üyesinden bilgi alınacak! 
Attilâ İlhan daha sonra, bir Parisli arkadaşının Amerikalılar hakkındaki “Hayal güçleri sıfır. Kesinlikle yaratıcı değil bunlar!” yorumunu vererek, bunun üzerine şu değerlendirmeyi yapmış: “Haksız mıdır?  Yaratıcı olsalar, Ruslara karşı oynadıkları oyunu, Çin'de Uygurlarla oynamaya kalkışırlar mı? İnsanın içini elbet, Çeçenlerin de Uygurların da soydaşımız olması sızlatıyor.”
Evet, rahmetli Attilâ ilhan bize, Çeçenlerin başlarına gelenleri hatırlatıyor ve aynı  oyuna tekrar düşmememizi istiyor. 
Aradan 15 yıl geçmiş, Doğu Türkistan'la yine teste tabiyiz!  Düz milliyetçi mantığıyla bakacak olursak; 'Doğu Türkistan'daki kardeşlerimizin bağımsızlığı için elimizden geleni yapmalıyız' diye düşünürüz.  Fakat bu doğru mudur? Doğu Türkistan konusuna doğrudan müdahil olmamızın, Tük-Çin ilişkilerini ve Doğu Türkistan'da yaşayan soydaşlarımızı nasıl etkileyeceğini düşünmemiz gerekmez mi? Ne yazık ki, çalakalem yazan milliyetçi yazarlarda hadisenin bu boyutu üzerinde fikir yürüten pek az. 
23 Aralık tarihinde Abdi ipekçi Parkı'nda Büyük Birlik Partisi'nin düzenlediği bir miting yapılarak, Çin'in Türklere zulmettiği yalanları tekrarlandı. Mitingde konuşan Doğu Türkistan Derneği Başkanı Seyit Tümtürk, Sincian'da Uygurların insanlık tarihinin görmediği bir katliamla karşı karşıya kaldığını iddia etti! 35 Milyon Müslüman Türk 1.5 milyar komünist ateist dinsiz Çin'in işgali altındaymış!  Bu mitingin yapıldığı tarihte Pekin'de, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı “Türkiye-Çin Uzun Vadeli İşbirliği Paneli” yapıyordu! 
Kendisi Afganistan'da doğan, Doğu Türkistan'da hiç yaşamamış olan Tümtürk'ün şu  sözleri de hazin: “Çin zulmünü annemden, dedemden duymuştum!”
 Seyit Tümtürk valilerimizin müsaadesiyle, camilerimizde vaazlar vererek Doğu Türkistan Türkleri için destek topluyor! 
 Tümtürk'ün sicili: Tümtürk'ün bağlı olduğu örgüt, 1997 yılında Doğu Türkistan İslâmî Hareketi adıyla kurulmuş.   Daha sonra partileşerek “Doğu Türkistan İslâm Partisi” adını almış. Örgüt, bir kısım Özbek kökenli İslâmî örgüt mensubuyla da birleşerek, “Türkistan İslâm Partisi” adını almış. Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da ve Çin'de terör eylemleri gerçekleştiren bu örgüt, Çin Halk Cumhuriyetinden ayrılma amacı güdüyor!  
Uygur ayrılıkçılığı, bütün dünyanın bildiği gibi CIA'nın denetiminde.  Dün Çeçenlerin mücadelesinde de böyleydi! Amerika dün Çeçenler üzerinden Rusya'yı hizaya getirmeye çalışıyordu; bugün de, Uygurları kullanarak Çin'i istikrarsızlaştırmaya çalışıyor. Tıpkı Irak'ta, Libya'da ve Suriye yaptığı gibi ve bizi PKK ile 50 yıldır yorduğu gibi! 
Doğu Türkistan İslâmî Hareketinin ağırlığını oluşturduğu çevreler  1 Ekim 2018 günü Paris'te toplandılar  ve Doğu Türkistan Milli Meclisi'ni kurdular. Başkanlığa Seyit Tümtürk getirildi.  Tümtürk,  CİA'nın kurduğu Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti ile de bağlantılı. Bu sözde hükümetin kuruluşu 14 Eylül 2004'te ABD Parlamento binasında (Capitol Hill) ilân edilmişti!
“YAŞASIN KÜRDİSTAN” DİYEN UYGUR DERNEĞİ! 
Sabahattin Önkibar, Aydınlık'taki 14 Temmuz 2015 tarihli yazısında yazıyor: Telefonda ülkücülerin iyi tanıdığı bir milliyetçi arkadaş, Uygurlarla ilgili bir anısını anlatıyor. Kayseri Erciyes Üniversitesinde görev yaparken, bir gün Uygur Türkleri heyeti ziyarete gelir ve dergilerine abone olmamı ister. Dergiyi inceleyince bir de ne görsün? Her sayısında Amerikancılık yapılıyor! Aradan zaman geçer. Seyit Tümtürk bir grupla, üniversitelerini ziyarete gelir. Bizim milliyetçi akademisyen hemen, dergilerinde Amerikancılık yaptıklarını dile getirir. Seyit Tümtürk ona şu cevabı verir: “Hoca'm ne var bunda? Amerika özgürlük savaşçısı bir büyük ülke ve bizim doğal müttefikimiz. Beni defalarca ABD'de ağırladılar. Biz mücadelemizi onlarla beraber veriyoruz!”
Akademisyen, Seyit Tümtürk'e “Yahu ABD'nin ipi ile kuyuya inilir mi? Bunlar kullanır atar, emperyalist! ABD sayesinde kim özgür olup, devlet kurmuş?” der. Seyit Tümtürk şu cevabı verir: “Vallahi Kürtler ABD sayesinde devlet kuruyor, onlardan sonra sıra bizde!” Bizim akademisyen hiddetle, “Kürtlerin devlet kurmasına taraftar mısınız?” deyince, Tümtürk,  “Elbette.  Onlardan sonra sıra bize gelecek” demesin mi?
Bir de Rabia Kadir vardı. Amerika'da yaşayan bu Hanımefendi de, Uygur Türklerinin temsilcisi rolünde ülke ülke dolaştırılmıştı. 'Uygur Türklerinin haklarını savunduğu için' Uygur Ana diye şereflendirilen bu Hanımefendi, kendisine vize verilmediği için Türkiye'ye gelemiyor. Vize verilmemekle de iyi edilmiş. Çünkü bu, Çin'le ilişkilerimizi bozmaktan başka bir işe yaramazdı. Görüntü olarak,  Uygur Türklerinin haklarını savunuyorlar. Fakat aslında Uygur Türklerinin huzurlarını bozmaktan başka bir şey değil yaptıkları. Çünkü bunların yurt dışındaki faaliyetleri Çin'i haklı olarak işkillendiriyor.  Biz,  Amerika ve AB üyesi ülkeler, Kürt ayrılıkçılığını destekledikleri için mutlu muyuz? Avrupa'ya ve Amerika'ya bu yüzden sitem etmiyor muyuz? Ne demişler? “İğneyi kendine çuvaldızı ele batır!” Milliyetçi arkadaşlarımız Uygur Türklerinin haklarını savunacağız derken onlara kötülük yapabileceklerinin farkındalar mı?... 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık