• 27 Haziran 2019, Perşembe 17:03
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

TÜRKİYE KAZANDI !

AKP'nin itirazı üzerine tekrarlanan İstanbul seçimleri yeniden yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanı, “13.700 oy farkıyla İstanbul yönetilemez” diyordu; İstanbul halkı yaklaşık 800 bin oy farkla, yeniden Ekrem İmamoğlu dedi! Artık itiraz edecek bir taraf kalmadı. Sayın İmamoğlu iki testten geçerek İstanbul'un Belediye Başkanı oldu. 
İstanbul BBB seçiminin iptali AKP'ye büyük itibar ve güven kaybettirdi. İstanbul halkının, seçimlerin üzerinden daha 3 ay bile geçmeden, bu defa 800 bin oy farkıyla sayın İmamoğlu'nu seçmesi de bunu göstermektedir. 
Bazı yorumcular AKP'nin İstanbul'u kaybetmesinin en önemli sebebi olarak hayat pahalılığını gösteriyorlar. Muhakkak ki, hayat pahalılığının da etkisi vardır. Fakat bize göre  asıl sebep,  AKP'ye yakın bir ismin de belirttiği gibi, AKP'nin ceza sahası içinde yapılmaması gereken 9 kusurlu hareketin tamamını yapmış olmasıdır! Evet, AKP 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri öncesinde yapılmaması gereken her şeyi yaptı ve benimsediği nefret söylemi milletimizin büyük tepkisini çekti.  Bunun yanında, sayın İmamoğlu, sakin ve kucaklayıcı üslubuyla vatandaşın sempatisini kazandı. 
Seçim gecesi,     sayın İmamoğlu'nun yaptığı teşekkür konuşmasını dinledik.  Çok kapsamlı, kucaklayıcı, olgun, inandırıcı, samimî ve adeta siyasî etik dersi veren çok içerikli  bir konuşmaydı. Halkın oyu ile seçildikten sonra halka tepeden bakanlara çok güzel mesajlarla dolu bir konuşmaydı. Doğrusunu söylemek gerekirse, siyasetçilerimizden böyle sözler dinlemeyi özlemiştik. 
Sayın İmamoğlu'nun “Partiler gibi liderleri de kutsal değildir. Onları kutsallaştırmak, milletin üzerinde bir yere konumlandırmak asla doğru değildir. En büyük millettir. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız sadece milletindir” hatırlatmasını  önemli buluyoruz.  Asıl olan budur. Fakat bu ülkede ne yazık ki, siyasî partilerimizde istisnasız, liderlere 'sorgulamadan biat kültürü' hâkimdir.
Sayın İmamoğlu'nun İstanbul'a başarılı hizmetler yapacağına ve söz verdiği gibi adaletten,  doğruluk ve dürüstlük yolundan (Sırat-el Müstakim) ayrılmayacağına inanıyoruz.  
Seçim sürecinde inanılmaz hatalar yapan iktidarın da,  seçim sonuçlarını sindirerek, sayın İmamoğlu ile birlikte çalışmak erdemliliğini göstereceğini umuyoruz. 
HDP AKLINI BAŞINA ALMALIDIR!
Seçim sonuçları HDP'yi umutlandırdı.  Sayın İmamoğlu'nun başarısını, kendileri için siyasî kazanca dönüştürmek arzusuna kapıldılar.  Nitekim, HDP Eş Başkanı sayın Pervin Buldan'ın, sayın İmamoğlu'nun seçilmesiyle ilgili olarak, “Bu seçimi Kürtler kazanmıştır” sözleri de bu niyetlerini ortaya koymaktadır. 
HDP Eş Başkanı Sezai Temelli de seçimlerin hemen ardından, partisinin genel merkezinde bir basın toplantısı düzenleyerek 'Demokratik Anayasa' taleplerini dile getirdi! 
Tabiî, anayasamızın demokratik olması için bu Beyefendilere göre, öncelikle özerkliğin kabul edilmesi gerekiyor! Bunun sonuçlarının ne olacağı, ülkemizin, dillerinden hiç düşürmedikleri barışa mı kavuşacağı, yoksa ebedî bir kaosa mı sürükleneceği kimin umurunda! 
Ne yazık ki,  siyasetçilerin iktidar hırsları, millî meselelerimiz konusunda ilkeli bir duruş içinde olmalarını da önlüyor. Milletimize,  'Kürt Meselesi' olarak belletilmeye çalışılan  hadisede de böyle!  HDP kendini, 'Kürtlerin Temsilcisi' olarak göstermeye çalışıyor. Batılı 'dostlarımız' da HDP'ye bu payeyi biçiyorlar. Fakat bir de, içimizdeki bazı gafiller var ki, onlar da, hiç düşünmeden, estirilen bu havadan etkilenerek olsa gerek, HDP için, 'Kürt siyasî hareketinin temsilcisi' diye konuşabiliyorlar!
Hemen şu soruyu soralım: Bütün Kürt kardeşlerimiz HDP ve PKK hareketini  destekliyorlar mı? 
 Kim bu soruya “EVET” diyebilir? Bu ülkede devletine bağlı ve Türk Kimliği altında yaşamaktan mutlu olan milyonlarca Kürt kardeşimiz var. Fakat, işte, geçtiğimiz günlerde  yazdığımız  “Kürt Açılımı Yeniden mi Başlayacak?” başlıklı üç yazımızda belirttiğimiz gibi, bu coğrafyada bu yer altı zenginlikleri var olduğu ve siyaset sahnesinde, Tarih Şuuruna sahip olmayan siyasetçiler etkili oldukları sürece,  Batılı 'dostlarımız' zayıf buldukları her yanımızdan bize saldırmayı sürdüreceklerdir. 
Gerek 31 Mart ve gerekse 23 Haziran propaganda sürecinde, sayın Ekrem İmamoğlu'na 'Kürt Meselesi' hakkında tuzak sorular soruldu.  Kürtçe kursları konusu soruldu.  Nerede ise, Kürtlere pozitif ayrımcılık yapacağını açıklaması istendi adeta!
Sayın İmamoğlu bu soruları ustalıkla geçiştirdi. Hâlbuki, Kürt kökenli seçmen vatandaşlarımızın oylarının bu seçimde çok etkili olacağı biliniyordu! Üstelik iktidar İmralı'yı da devreye sokmuştu! Sayın İmamoğlu buna rağmen Devlet Adamı duruşundan taviz vermedi. Doğrusunu söylememiz gerekirse, biz sayın İmamoğlu'dan bu kadarını beklemiyorduk.  Bu sağlam duruşu, geleceğe yönelik umutlarımızı da arttırdı. 
Şimdi lütfen sayın Binali Yıldırım'ın söylemlerini hatırlayınız ve sayın İmamoğlu ile kıyaslayınız. Sayın Binali Yıldırım Diyarbakır'daki konuşmasına Kürtçe başlamıştı. 'Kürdistan' ve 'Lazistan' ifadelerini kullanmaktan çekinmemişti ve Dersim'i  hatırlatmıştı!
Biz bütün siyasetçilerimizden sayın İmamoğlu'nun gösterdiği bu sağduyulu, bu ilkeli  tavrı göstermelerini bekleriz. Milletimiz de artık siyasî tercihlerini yaparken, gözleri önünde yaşanan bu seçim propaganda sürecinin siyasî hayatımıza kattığı artıları göz ardı etmemelidir.
HDP tabiî ki, bu seçim sonuçlarından bir hâsıla elde etmek isteyecektir. Fakat yanılıp da, HDP ile birlikte hareket etmeye kalkanlara AKP'nin, İmralı'nın desteğine rağmen İstanbul'u kaybettiğini hatırlatmak isteriz! 
Bu arada sayın Arslan Bulut'un Yeniçağ'da dikkat çektiği gibi, sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile sayın Ekrem İmamoğlu arasında çok ciddî bir  'Bakış Farkı' olduğu açıkça görülmektedir! Sayın Kılıçdaroğlu  seçim sonuçlarıyla ilgili konuşurken, “Her şey neyle başladı biliyor musunuz? Her şey Adalet Yürüyüşü ile başladı” diye bir ifade kullandı.
İşte burada duralım! 
Sayın Kılıçdaroğlu'nun o yürüyüşün sonunda okuduğu bildirideki “EŞİT VATANDAŞLIK” kavramı, Öcalan'ın ve HDP'nin taleplerini yansıtmaktadır. 
Bazı kavramları kullanırken dikkatli olunmalıdır. Öcalan ve HDP'nin buradaki örtülü talepleri, anayasamıza iki milletin adının yazılmasıdır! Bu, ülkemizin bölünmesi demektir. 
CHP, sayın Ekrem İmamoğlu'nun bu seçim başarısı ile çok yüksek bir moral gücüne ulaşmıştır. Bunu yurt sathında bir başarıya dönüştürebilir. Ancak bunun, “Eşit Vatandaşlık” gibi fantezilerin peşinde koşmakla değil, kendi köklerine dönmekle; ALTI OKU'U yeniden kılavuz edinmekle mümkün  olabileceği bilinmelidir.
Fakat sayın Kılıçdaroğlu'nu yine de, yanından hiç ayrılmayan Tuncay Özkan gibi bir isim yerine sayın Ekrem İmamoğlu'nu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan  adayı olarak gösterdiği için kutluyoruz.  Ya Tuncay Özkan aday olsaydı? 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık