• 14 Mart 2016, Pazartesi 8:54
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

SURİYE İLE UZLAŞMAK ZORUNDAYIZ!
 Rus uçağını düşürmek vahim bir hataydı. Bu hadise üzerine Rusya ile hemen ilişkiye geçerek, Rusya'yı yatıştırmanın yollarını arayacağımıza, doğru NATO'ya koştuk! Türkiye'nin bu basiretsizliği için Putin, “Atatürk mezarda ters döndü” açıklamasını yaptı.
İsrail'e yıllardır kök söktüren Hizbullah'la ve 1979'dan beri emperyalizme karşı direnen İran'la Suriye'de karşı karşıyayız! Iraklı din adamları,  Türk mallarını kullanmayın diye fetva veriyorlar! İktidarın uyguladığı gayri millî dış siyaset bizi hem bölgemizde, hem dünyada yalnızlaştırdı. İktidarın en güvendiği dostu Vahabî Suudî Krallığı, 'İran'la Türkiye arasında bir Kürdistan kurulmasını iste-diklerini' açıkça söylüyor! Buna rağmen, Suudîlerle sıkı işbirliğimizi, hiçbir şey olmamış gibi sürdürüyoruz! İncirlik'te artık Suudî uçakları da var!
Gazze'ye yıllardır ambargo uygulayan, Filistin halkına kan kusturan Siyonist İsrail ile anlaşıyo-ruz; fakat, aramızda hiçbir ciddî millî mesele olma-dığı hâlde, sınır komşumuz Müslüman Suriye ile anlaşma yollarını aramıyoruz!  Bu nasıl bir kindir? 
Rusya Türk mallarına ambargo uyguluyor. Deri ihracatçıları, sebze meyve ihracatçıları ve Turizmciler kan ağlıyor! Çünkü en büyük müşterileri Rusya'ydı.  Başbakan Turizme destek programını açıklarken; Rus turistlerinin, ne yapıp edip Türkiye'ye geleceklerini söyleyerek Turizmcilerin gönüllerine sözde su serpiyor!
Ruslar bizim uçağımızı düşürmüş ve pilotumuzu havada hunharca öldürmüş olsalardı, Türk vatandaşları hiçbir şey olmamış gibi,  Rusya'ya turist olarak giderler miydi?   Ruslar bizden daha mı az vatansever? Demek ki, olayın vahameti hâlâ daha kavranabilmiş değil!
Samimiyetine inandığımız; birçokları gibi 'Sahte İslâmcı' olmayan, TV 5'de yıllarca, çok içerikli kültür programlarını izlediğimiz Yenişafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan,  Suriye siyasetine itiraz ediyor. TRT canlı yayınında “Jölelilere kanıp ülkeyi batırdılar” ifadesini kullanıyor! Yine Yenişafak gazetesinin İslâmcı yazarlarından,  üslubunda her zaman özenli davranan bir yazar olan Akif Emre de,  iktidarın Suriye siyasetini açıkça eleştiriyor! 
Ülkemize sığınan Suriye vatandaşlarının sayısı 3 milyonu buldu. Bizzat sayın Başbakan,  Suriye'de iç savaş başladığında ülkemize gelebilecek sığınmacı sayısını yüz bin olarak açıklamışlardı. Öngörüleri işte bu kadar basiretli! Suriye'nin kan gölüne dönmesinde,  bu iktidarın ve Batılı 'dostların' büyük gayretleri oldu. Başbakan da bu durumu açıklamaktan çekinmiyor; hattâ neredeyse, bununla iftihar ediyor! Bir Arap kanalına yaptığı açıklamada, “Esad toprağını bizim sayemizde kontrol edemiyor” diye övünüyor! 
Suriye'de bizim sayemizde meydan gelen kaosun nelere sebep olduğunu ise bakınız Cumhurbaşkanımız nasıl açıklıyor: “Suriye'deki kaos DAİŞ, El Nusra, PYD, YPG gibi terör örgütleri için büyüyüp serpilecekleri ortam sağladı. Nitekim, Suriye şu an, terör ihraç eden bir ülke konumuna gelmiştir. Türkiye, Suriye kaynaklı tehditlerin acısını en  fazla hisseden, terör saldırılarından en çok etkilenen ülkedir!”
Buna rağmen Suriye'deki iç savaşa destek vermeyi; Rusya ve Suriye Devlet Başkanlarına diplomatik dile hiç yakışmayan bir üslupla hitap etmeyi sürdürüyoruz! 
Hüsnü Maliki, Sözcü gazetesindeki, 22.2.2016 tarihli mülâkatında, önemli bir gerçeği gözler önüne serdi. Suriye nüfusu 23 milyon! Bunun, 4 milyonu yurt dışında mülteci! 5 milyonu IŞİD, Nusra ve El Kaide gibi örgütlerin kontrolündeki bölgelerde yaşıyor. Kalanı Esad'ın kontrolünde olan bölgelerde! Yani, Esad Suriye topraklarının –bizim de sayemizde-  büyük bir kesiminde hâkim olmasa bile, Suriye vatandaşlarının (Türkmenler de dahil) büyük bir çoğunluğu 'Katil Esed'in hâkim olduğu bölgede yaşamayı tercih etmiş!  
Hüsnü Maliki, “Türkiye yarın 'Ben yanlış yaptım! Ben artık bu işe karışmıyorum' desin;  Suriye sorunu bir ay içinde çözülür. Hepsi biter. İŞİD  de biter, Rakka da düşer; terör örgütleri de biter” diyor. Fakat bütün bu yaşananlara rağmen, iktidarın Esad düşmanlığı siyaseti gaz kesmeden devam ediyor! Cumhurbaşkanının ve Başbakanın açıklamalarında bu açıkça görülüyor! Peki, sormak gerekiyor: Esad devrilince Suriye'de iç savaş sona erecek mi; yoksa Şam'da, iktidarı ele geçirmek için savaşın ikinci evresi mi başlayacak?”
Bu durum, bizi çok daha olumsuz etkilemeyecek mi?
Ayrıca, bu iktidarın PYD karşıtlığını da anlamak mümkün değil! Terör örgütü olarak tanıdığımız bu yapıya, müttefikimiz ABD İncirlik'i kullanarak yardım yapıyorsa, biz de terör örgütüne desteğe yataklık yapıyor olmuyor muyuz?
Evet, böyle çelişkiler de söz konusu! 
İktidar, hem Suriye'nin kuzeyinde bir PYD varlığına izin veremeyeceğini açıklıyor; hem de bunu önlemenin yegâne yolu olan Suriye yönetimi ile uzlaşmaya yanaşmıyor! Olacak iş değil! 
Suriye'nin kuzeyindeki, aralarında Türkmenlerin de olduğu muhalifleri açıkça destekliyoruz. Zaten PYD'nin Afrin'den Azez yönüne ilerleyerek Halep hattını kesmesine itirazımız da bu yüzden. Çünkü Esad güçleri ile savaşan isyancıları biz bu yoldan besliyorduk! Peki, bu doğru bir davranış mıydı? Yarın bizden bunun hesabı sorulmayacak mı?
Bölgede 12 yıl Büyükelçi olarak görev yapan eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın sözlerine kulak verelim: Sayın Yakış, Suriye'nin kuzeyindeki bütün Türkmen köylerini gezdiğini söylüyor ve “Hepsinde Türlük bilinci var. Fakat hepsi Suriye devletine bağlı” diyor! 
Biz bu insanları ayarttık ve büyük mağduriyetler yaşamalarına sebep olduk!
Amerika Suriye siyasetini değiştirdi; artık,  'Esad gitsin' demiyor! Fakat biz hâlâ Esad'sız bir Suriye'de ısrarlıyız! Ödediğimiz bunca bedele rağmen!
Ne yazık ki, iktidarın bu gayri millî siyasetine destek olanların sayısı da az değil. Son olarak bu kervana, eski CHP Genel Başkanı sayın Deniz Baykal'ın da katılması çok hazin bir durum. Baykal, CNN Türk'teki bir programda, iktidara destek anlamına gelen şu tespitleri yapmış:  “Azez-Halep hattını açık tutmak için Türkiye'nin bombalama hakkı vardır. Tarihî kimliği değiştirecek süreç yaşanırken, 'karışmayın, seyredin' yaklaşımı çok anlamlı gelmiyor bana. Güneyden Halep'e yönelik bir sızma plânlaması yapılmakta olduğu görülüyor. Halep bir Sünnî kentidir; tarihî olarak öyledir. Bu kenti Rusya himayesinde, Esad'a; Şiî Nusayri güçlerine teslim etmeye yönelik bir politikayı çok ciddî sorgulamak lâzım!” 
Deniz Baykal'ın,  AKP'nin Suriye'deki son adımlarını desteklemesi, AKP politikasına destek vermek anlamına gelmez mi? Çünkü bu Türkiye'nin millî politikası değil!
Ayrıca merak ediyoruz; Baykal acaba hiç mi tarih okumamış. Suriye hakkında hiç mi bilgi sahibi değil?  Suriye'de bir Nusayri diktatörlüğü olduğunu mu sanıyor? Bunun bir kara propaganda olduğunu bilmiyor mu? 
Acı olan ülke siyasetindeki baş aktörlerin bu sığlığıdır.
Ne yazık ki, bunca başarısızlığa rağmen,  hâlâ MHP'nin başında kalmakta ısrar eden,  Devlet Bahçeli de, iktidarın Suriye siyasetine tam destek veriyor ve şu sözleri sarf edebiliyor: “Suriye'nin kuzeyine yıldırım gibi saplanın!”
İktidar bu; muhalefet de işte bu!  Allah bu milletin yardımcısı olsun!
23.2.2016 tarihli Milliyet'te Güneri Civaoğlu, “Sultan Abdülhamid'in, daha önce Osmanlı'nın Balkanlara olan ilgisini bu bölgeye çevirdiğini fakat bunun Arapların I. Dünya Harbi'nde bizi arkadan vurmalarını engelleyemediğini” yazmış!
Bunu hep yapıyorlar. Araplar bizi arkadan vurdu ya; biz artık Araplarla kesinlikle bir araya gelmemeliyiz! Peki, bu doğru bir anlayış mı? Dış politika kin üzerine kurulur mu?  Türkiye'nin, Atatürk'ün siyasetini takip ederek, komşumuz Müslüman devletlerle ve Rusya ile dostluk ilişkilerini geliştirmesi gerekmez mi? Millî menfaatlerimiz bunu gerektirmiyor mu? Türkiye'nin bölgeye kayıtsız kalması, emperyalist devletlerin işine yaramıyor mu? 
Atatürk'ün bölgemizle ilgili düşüncelerini daha yeni, bir yazı dizimizde aktardık! Ne yazık ki, tarih okumuyoruz! 'Batı Aşkı'nın etkisiyle, yaşadığımız bölgeye, tarihin ve millî menfaatlerimizin ışığında bakamıyoruz! Bu aydın gafleti ihanete kadar gidiyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık