• 27 Ocak 2017, Cuma 9:19
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

RUSYA DÜŞMANLIĞININ ARKASINDA BATI VAR! (4)
 20 Aralık'taki Moskova mutabakatından sonra, Astana'da yapılan görüşmeler önemlidir. Astana'da,  barışçı bir çözüm için Esad rejimiyle muhaliflerin bir araya gelmeleri sağlandı. Türkiye; Rusya ve İran'la birlikte garantör ülke!  Görüşmelerde, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü esas alınacak. Bu bakımdan Amerika'ya rağmen gelinen nokta önemlidir.
Amerika, Suriye'deki kirli iç savaşı başlattığında,  komşumuz Suriye'nin yanında değil de, Amerika'nın yanında saf tutmamızın bu ülkeye faturası çok ağır oldu. Şimdi ise, Amerika'nın organize ettiği kaosu, Rusya ve İran'la anlaşarak ortadan kaldırmaya çalışıyoruz! Fakat, merkez medyada ve yandaş medyada hâlâ daha, bu gelişmelerin önemini idrak edemeyen bir kesim Rusya ve İran düşmanlığını sürdürüyor! Rusya ile gelişen ilişkilerimizin üzerine Halep gölgesi düşürülmek istendi. Suriye ordusuna bağlı güçlerle; Halep'in doğusunu elinde tutan muhalifler arasındaki savaşta, müthiş bir algı operasyonuna şahit olduk. 'Esed'in Halep'teki zulmüne'  örnek olarak, sürekli  üstü başı toz toprak içindeki o küçük Halepli kız çocuğu televizyonlarda gösterildi. Yüz binlerce insanın Halep'te yaşadığı drama ait hikâyeler anlatıldı. Müthiş bir algı operasyonu yapıldı.
 Halep konusunun tartışıldığı bir programda,  Haber Türk spikeri, Prof. Hasan Köni'ye, 'Halep'e giren İranlı Şiî milislerin,  evlere girerek, 60 sivili katlettiklerini' söylediğinde, Prof. Köni, bu haberin kaynağını sormuştu. Spikerin, “Londra” cevabı üzerine sayın Köni'nin, tebessüm ettiğini hatırlıyoruz. Spiker, 'Halep'teki muhaliflerin internet  üzerinden paylaştıkları katliamlardan' söz edince, sayın Köni, 'muhalifler internet de mi kullanıyorlarmış' diye esprili bir şekilde sorduğunda, “Evet ama, sık sık Suriye Devleti interneti kesiyormuş” şeklindeki zavallı cevabına, biz de gülmeden  edememiştik. 
Düşünebiliyor musunuz? Suriye Devleti bunların internetlerini bile kesmemiş! 
Halep savaşı boyunca, Türk kamuoyunu yalan haberlerle etkilemeye çalıştılar. Fransız Liberation gazetesi, Halep'le ilgili haberlerde, Suriye'deki bağımsız kaynaklara teyit ettirerek, bunların doğru, yalan ve çarpıtılmış olanlarını ayırdığı bir dosya yayınladı. Bu dosyadan, Doğu Halep'te dar bir alana sıkışmış olan ve kaçmak isteyen sivil halkın gitmesinin isyancılar tarafından engellendiği anlaşılıyor! BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü de, Doğu Halep'i terk etmek isteyen sayısız sivilin öldürüldüğünü  doğruluyor! Fakat yandaş medya da, merkez medya da bundan hiç söz etmedi! Şimdi bu  ahlâkî midir?
Batı'lı 'DOSTLAR', Rusya ve İran'la yakınlaşmamızdan son derece rahatsızlar. Var güçleri ile bunu önlemeye çalışıyorlar. Eksik olmasınlar, bu konuda, bizim Soğuk Harp artığı basınımız da elinden geleni yapıyor!
 Geçenlerde, TV NET kanalında, iktidar yanlısı bir gazete olan, Yenişafak gazetesi yazarı Salih Tuna'nın, Şiî düşmanlığı yapılan yayınlara eleştirisine şahit olduk. Sayın Tuna,  televizyonlarda, Halep'teki katliamları yaptığı öne sürülen “İranlı Şiî milisler” deyiminin kullanılmasının çok yanlış olduğunu; bizim, milyonlarca Şiî Türkmen kardeşimiz olduğuna dikkat çekerek, Esad yanlısı bu savaşçıların “İranlı milisler” olarak tanımlanmasının daha doğru  olduğunu söylemişti.  Salih Tuna'nın bu sağduyulu açıklamasına bile tepki gösterildi! 
Halep konusunda, medyamızda  sıradan bir haber: “Sadece rejimin uçakları değil, Rus uçakları da Halep'i bombaladı. Hastaneler dahil, muhaliflerin yaşadığı mahallelere bomba yağdırıldı. Halep'in, rejimin eline geçmesinde en büyük rolü Rusya oynadı. Rusya  olmasa Suriye Halep'i muhalif güçlerin elinden alamazdı.”
Allah aşkına, bu nasıl bir cahilliktir. Halep'in sadece doğu kesimi muhaliflerin elindeydi ve çatışmalar da buradaydı! Medyanın Halep konusundaki bu kışkırtıcı tavrından etkilenen İslâmcı kesimler,  İstanbul'daki Rus ve İran konsolosluklarının önünde  gösteriler yaptılar. Bu gösterilerde kullanılan pankartlardan birinde “Kahrolsun Rus emperyalizmi” yazıyordu! 
Bunlar kime hizmet ediyorlar? Amerika'ya çalıştıklarının  farkında değiller mi? Algı yönetiminin boyutlarını görüyor musunuz? 
Ülkemiz 'Uygar Batı'nın müthiş bir asimetrik taarruzu ile karşı karşıya! Sıkışan iktidar çare olarak Avrasya'ya yaklaşıyor. ŞİÖ'ne üyeliğimiz  gündemde! Bu konuda Çin de, Rusya da Türkiye'ye çok sıcak bakıyorlar. Üyeliğimiz gerçekleşmeden Çin, bizi Enerji Masası Başkanlığına aday gösteriyor. Suriye meselesini görüşmek üzere, Moskova'da Rus, Türk ve İran Dışişleri Bakanları bir araya geldiler. Şimdi de, Astana'da tekrar buluşuldu. Amerika'ya rağmen, böyle önemli gelişmeler yaşanıyor. Fakat Amerikasız yapamayanlar; kıbleleri Amerika olanlar  durumdan pek de memnun değiller!
 Bugün sayın Cumhurbaşkanı, Avrasya doğrultusunda bir politika izlemeye gayret ediyor; bunu bütün kalbimizle destekliyoruz. Fakat şu çok iyi bilinmelidir ki, AKP kadrolarında bile 'Batı'dan kopuyor muyuz' telâşında olanların sayısı az değildir.
Dikkat edilirse, bu gelişmelerin hepsi Rusya ile ilişkilerimizin düzelmesinden sonra gerçekleşti. Rusya  ile ilişkilerimizin gelişmesinin, Batı'ya olan bağımlılığımızı bir ölçüde dengeleyeceği açık. Fakat Türkiye'yi bugüne kadar rahatça kullananlar tabiî ki, buna karşı çıkacaklar. Bu bakımdan, ülkemizin Rusya ve bölge devletleri ile sıcak ilişkiler kurmasını Batılı 'dostlar' istemiyorlar. Karlov suikastının amacı da, Türk-Rus ilişkilerini bozmaktı. Fakat umulanın aksine, suikast Türk-Rus dostluğunu daha da pekiştirdi. 
Hemen bütün haber kanallarını takip ediyoruz. Yandaş Medyada, gerçekten Türk-Rus dostluğunun hayatî öneminin farkında olanlar az değil. Fakat, hâlâ daha, Soğuk Harp Döneminin Amerika kaynaklı manipülâsyonlarının etkisinde oldukları için, Cumhurbaşkanından çekindikleri için, Rusya'yla yakınlaşmamıza karşı çıkmamakla birlikte, akılları ve gönülleri Amerika'da ve Batı'da olanların sayısı da az değil. 
Bu ülkedeki batı hayranlığının temelleri Tanzimat dönemine kadar uzanmaktadır. Bugün, övgüler düzülen Jön Türkler, o  zamanın dünya gücü İngiltere olduğu için; İngiltere hayranıydılar. Bugün bu hayranlık Amerika'yadır.  Jön Türklerin içinde,  Dr. Abdullah Cevdet gibi,   “Batı'dan damızlık erkekler getirilerek neslimizin ıslâhını isteyenler' bile vardı! 
Batı hayranlığı Atatürk'le dizginlenmiştir. Atatürk boşuna “Türk! Övün Çalış Güven!” demedi. Türk Milleti'nin bu özgüvene ulaşabilmesi için çok önemli adımlar da attı. Millî eğitim, millî ekonomi ve millî kültür alanında yaptığı hamleler; 1934'te Balkan Paktı'nı,  1937'de Sadabat Paktı'nı kurması; Rusya ile kurduğu dostluk ilişkileri ile Atatürk; Batı emperyalizminin tasallutuna karşı sırtını Doğu'ya dayadı. Fakat, ne yazık ki, Atatürk'ün ölümünden sonra Batı ile kurulan ilişkiler millî reflekslerimizi aşındırdı. Eğitim sistemimiz vatansever, milliyetçi nesiller değil; Batı hayranı nesiller yetiştirmeye başladı!
 Bu bakımdan, zihinlerin Batı'nın vesayeti altında olduğu ülkemizde Batı hayranlığının  yok edilmesi o kadar da kolay değildir.  Bu bağımlılığın panzehirinin Atatürk olduğu iyi bilinmelidir.
 Batı hayranı oldukları için bunun önemini idrak edemeyenler, önce Batı emperyalizmini tanımalıdırlar.  20 yıl İngiltere Dışişlerinde çalışmış eski Büyükelçisi Craıg Murray'ın kendi ülkesi hakkındaki şu sözleri, umarız bu konuda onlara yardımcı  olur: “İngiliz hükümeti çok derin bir ahlâksızlığa sahip. Sistem çürümüş. Bizim devletimiz tam bir Haydut devlet!” 
Putin'in baş danışmanlarından General Ivaşhov'un şu sözleri ile noktalayalım: 
 “Bir Anglosakson'la düşman olmak çok kötüdür.  Bundan daha da kötü olan ise bir Anglosakson'la dost olmaktır!”  
Biz bu hatayı tam 70 yıl sürdürdük! Daha ne kadar sürdüreceğiz?
 BİR NOT: Hillary hayranları  Trump seçilince üzüldüler. Amerika'da, Londra'da, Paris'te Trump aleyhinde gösteriler yapılıyor! Soros'un devrede olduğundan emin olabilirsiniz. 
Hillary'nin Wall Street'in adayı  olduğunu kaç kişi biliyor?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık