• 30 Mart 2015, Pazartesi 9:11
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

ORTA DOĞU NASIL BATAKLIK OLDU? (V)
 Milliyetçi  Arap aydınları nezdinde bize en büyük itibar kaybını yaşatan hadise, 1955 yılında BAĞDAT PAKTI'nın kurulmasıdır. Nâsır, kendisini bu anti komünist Pakt'a katılmaya dâvet eden ABD Dışişleri Bakanı Dulles'e, “Kime karşı bu pakt?” diye sorar. Dulles, “Rusya'ya karşı!” diye cevap verir. Nâsır ise, İngilizlerle mücadelededir ve “İngilizler 70 yıldır topraklarımızda” der (Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, .s.1634)!
Suriye Devlet Başkanı da, bu Pakta katılma teklifini, '70 yıl Fransız mandası altında çok çektiklerini; bu yüzden bir başka emperyalist devletle yeni bir ittifaka girmelerinin mümkün olmadığını bildire-rek' reddeder. Menderes, bu yüzden, Suriye'yi, işgal etmekle tehdit eder! Suriye bu tehditler karşısında Mısır'la birleşir. Arap Birliği yolundaki bu önemli adım, CIA'nın organize ettiği, Suudî Arabistan ve Ürdün'ün desteklediği bir darbe ile 29 Eylül 1961'de son bulur. Irak'ın da Arap Birliği'ne katılması, petrol şirketlerinin entrikaları ile engellenir. Türkiye, yeni Suriye yönetimini hemen tanır. Bu Nâsır'ı daha da kızdırır! 
Nâsır, 26 Temmuz 1956'da Süveyş Kanalı'nı millîleştirince, İngiltere Kanalı bombalamıştı! Türkiye'nin, 'Boğazlar Türkiye'nindir' görüşünü savunduğunu bilen Nâsır, bu önemli Kanal'da çıkan anlaşmazlığın çözülmesinde 'Mısır'ı destekleyeceğini sanarak', Londra Konferansı'nda, Ankara Hükümeti'nin aracılığını ister. Ama Türkiye Amerikan plânını destekler! Yunanistan ise Mısır'ın yanında yer alır! Yunanistan, Cezayir'in bağımsızlık savaşında da bu ülkenin yanında yer alacaktır! Biz ise, bir milyonun üzerinde Cezayirlinin hayatını kaybettiği bu bağımsızlık savaşında emperyalist Fransa'nın yanında yer alırız! 
1958 yılında Lübnan'da, Müslüman Araplarla, Hıristiyan Araplar (Falanjistler) arasında çıkan iç savaşta da Türkiye, Müslümanların değil,   Hıristiyanların tarafını tutar ve bunlara 85 uçak dolusu silâh yardımı yapar! Tıpkı bugün, Irak'ta, Libya'da ve Suriye'de Haçlı emperyalizmi ile birlikte hareket ettiğimiz gibi!
 14 Temmuz 1958'de Irak'ta bir ihtilâl olur ve Irak, Bağdat Paktı'ndan çekilir. Bunun üzerine, Dışişleri Bakanı Zorlu, Irak'a yürümeyi önerir. Bayar ve Menderes bunu onay! Genelkurmay Başkanı bu konuda plânlar hazırlar. Kabineye bile haber verilmez (Avcıoğlu, age. s. 1645)! 
Bu konuda Haydar Tunçkanat çok enteresan bir bilgiye yer vermiş: “15 Temmuz tarihinde İsrail Ataşesi,  Türk Genel Kurmayına giderek şu teklifi yapar: “Ürdün Krallığı İngilizler, Lübnan Cumhuriyeti Amerikalılar tarafından korunacaktır. İsrail de Suriye'yi Birleşik Arap Cumhuriyetinden ayıracaktır. Türkiye de İran'la birlikte, Irak'ta Nuri Essayit rejimini  restore edecektir” (“İkili Antlaşmaların İçyüzü”, s 182)! Bu teklif hükümetçe kabul edilmişse de uygulamasına geçilememiştir! 
Şimdi elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin, Türkiye Batı İttifakına katılmayarak, onların bölgemizdeki çıkarlarının savunucusu rolünü üstlenmeseydi; Rusya  ile dostluk ilişkilerini kendi elleriyle berhava etmeseydi ve Milliyetçi Arap Devletleri ile birlikte hareket etseydi, Orta Doğu bir bataklığa dönüşebilir miydi? 
Azerbaycan toprağı Karabağ 23 yıldır Ermenilerin işgali altında ve biz kardeş Azerbaycan için hiçbir şey yapamıyoruz! Batı İttifakı içindeyiz ve fakat Batı, Ermenistan'ı destekliyor! Atatürk'ten sonra, o kaba Anti Komünist siyaset sürdürülmeseydi bugün bu kadar çaresiz olur muyduk?
İttihat ve Terakki Yönetiminin nelere sebep olduğu, Atatürk döneminin onurlu Millî Siyaseti ve daha sonra katıldığımız Batı İttifakı içinde bağımsızlığımızın, nasıl kağıt üzerinde bir kavrama dönüştüğü iyi bilinmelidir.  “Uyan Türkiye- Bugünlere Nasıl Geldik?” isimli kitabımızda bunları ayrıntılı olarak anlattık.
Hindistan bağımsızlığının sembol ismi Mahatma Gandi'nin şu sözleri  dikkatle okunmalıdır: “Biz, Türkiye Cumhuriyeti'ni dünyanın en güçlü devletlerini dize getiren bir büyük devlet olarak tanıdık. Türk Milleti'nin emperyalistlere karşı verdiği mücadeleden ilham da aldık. Fakat, Atatürk öldükten sonra Türkiye, küçük bir Balkan devleti derekesine düştü” (Necdet Sevinç, Yeniçağ, 22.10.2004)!
Doğan Avcıoğlu da Hitler'in şu sözlerini nakleder: “Türkiye'yi Kemal'in ölümünden sonra, budala ve aptallar yönetmektedir!”
Evet, Atatürk'ten sonra verdiğimiz görüntü işte budur!
 Ne yazık ki, Atatürk'ten sonra Amerika ile imzalanan İkili Antlaşmalarla, NATO üyeliği ve Avrupa Birliği Üyeliği Masalı ile Batı'nın vesayetine girdik. Bilindiği gibi, PKK terör örgütü de bu 'dostlarımız tarafından desteklenmektedir. Yapmamız gereken, bizimle aynı sorunu yaşayan İran, Irak ve Suriye ile birlikte hareket etmek olduğu hâlde Irak'ın ve Suriye'nin parçalanması  için bu Batılı 'dostlarla' birlikte hareket ediyoruz! 
Bu gerçeklere rağmen, kimi ulusalcı aydınların, 'Aman Orta Doğu Bataklığına Bulaşmayalım' söylemini dillendirmeleri gerçekten enteresandır. Bir başka enteresan durum ise, AKP iktidarının, Şangay Beşlisi lehindeki tavrına Ana Muhalefet Partisinden gelen şiddetli eleştiridir! İktidar bu konuda samimîdir ya da değildir; o başka mesele fakat Atatürk'ün Bölge Merkezli siyaseti doğrultusundaki bu tavrın CHP tarafından desteklenmesi gerekmez miydi? CHP'li Faruk Loloğlu, bu tavrı şu sözlerle eleştiriyor: “Hâlâ inanamıyorum. Avrupa Birliği değil, Şangay Beşlisi diyen AKP, Türkiye'nin eksenini değiştirmekle kalmıyor, köklerini kazımaya çalışıyor.” CHP Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi de şu tepkiyi göstermişti: “Başbakanın Kazlıçeşme mitinginde yaptığı konuşma Türkiye adına endişe vericidir. Orada İslâm Dünyası içersinde Asya'da konumlanmış bir Türkiye tarifini yaptı. Asya ülkesi olarak Türkiye'yi, Batı'ya, modern dünyaya meydan okuyan bir ülke konumunda değerlendirdi. Avrupa Birliği hedefi bir kenara atıldı. Sayın Başbakan'ın 'gerekirse Şangay Beşlisi'ne üye oluruz' değerlendirmesi, espri yapmadığı, bunu inanarak söylediği gerçeğini ortaya çıkardı. Şangay Beşlisi, demokrasi ile sorunlu ülkelerdir. Türkiye'nin yeri Şangay Beşlisi, Asya değil;  Avrupa Birliği'dir, Amerika'dır!” 
Şangay Beşlisinin demokrasi dışı bir alan olduğunu savunan CHP Genel Başkanı da, “Demokrasi Batı'da, bizim Doğu'da ne işimiz  var” açıklamasını  yapmıştı! 
Batı bizi yok etmek  istiyormuş ne gam! Ne yazık ki, Tanzimat'tan bu yana, Atatürk Dönemi dışında,  Batı hayranı aydınlarımızın feraseti işte budur!
Bu Batıcı zihniyet Çin'le imzalanan ve NATO'yu da oldukça rahatsız eden, millî menfaatlerimize en uygun 'Uzun Menzilli Füze Antlaşması'na da karşı çıkmaktadır! 
Nelson Rockefeller l956'da ABD Başkanına yazdığı bir mektupta, “TÜRKİYE  OLTAYA YAKALANMIŞ BALIKTIR! demekteydi. Rockefeller eksik söylemiş! Muhalefetin ve Batıcı aydınların bu 'Eksen Kayması' endişelerine bakılacak olursa demek ki, zihinlerimiz de esir alınmış!  Bu kafadaki aydınların millete kızmaya hakları var mıdır?
Not: Hacettepe Üniversitesi öğrencileri, Üniversiteye asılan Öcalan afişi indirilmeyince, Türk bayraklarıyla bir yürüyüş yapmışlar. PKK yanlıları öğrencilere saldırmış. Rektör Beyimiz, üniversitedeki PKK varlığını protesto eden öğrencileri, şu vahim sözlerle azarlamış:  “Siz onların bayraklarına saygı duymazsanız, onlar da sizin bayrağınıza saygı duymazlar!” 
İşte, bu iktidarın ve bu etkisiz muhalefetin sayesinde geldiğimiz yer  budur! 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık