• 27 Ekim 2014, Pazartesi 9:08
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

ÖNCE GERÇEKLERİ ÖĞRENELİM !
 Güneydoğu’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu devletimize bağlı, fakat PKK’nın baskısı yüzünden seslerini bile çıkaramıyorlar. Siz olsaydınız ne yapardınız? Sizi koruyacak bir devlet gücü ortada yok! PKK ‘Kepenk kapat’ deyince kapatmayın bakalım! Terör örgütü işyerinizi yakıyor! Haraç istiyor sizden! Vermeyin bakalım! Can güvenliğiniz yok ki!
Batı’lı ‘Müttefiklerimizin’ baskılarına boyun eğen bu iktidar eli ile,  ‘Çözüm  Süreci’ adı altında verilen tavizlerle bir ‘Kukla Kürdistan’ devletine doğru ilerliyoruz!
Ne yazık ki, milletimiz yaşanan bu vahim gelişmeleri sanki hipnoz altında imiş gibi seyrediyor! Daha da vahimi, bir akıl tutulması içindeki aydınların, PKK’nın devlete karşı  olan bu kalkışmasının arkasındaki emperyalist tertipleri göremeyerek, meseleye sadece bir özgürlük meselesi olarak bakmalarıdır! Evet, acı ama gerçek odur ki, PKK hareketi aydınlar arasında önemli bir desteğe sahiptir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında, HDP’nin adayı Selâhattin Demirtaş’a, ‘bunun ülkenin bölünmesine hizmet eden bir anlayışı aklamak anlamına geleceği düşünülmeden’  nasıl ahmakça  övgüler düzüldüğünü hatırlatırız!
Televizyonlarımız âdeta PKK propagandasının borazanı gibi! Şirin Payzın’ın, CNN Türk kanalında yayınlanan bir programında, program konuğu olan, KCK davasından yargılanan Hatip Dicle’ye tutukluluğunu hatırlatarak “Siz de bir süre TUTSAK kalmıştınız değil mi?” sözlerini şaşkınlıkla dinlemiştik.Düşünebiliyor musunuz? Terör örgütü ile ilgili  bir davada sanık olarak yargılanan bir şahsa, ‘TUTSAK’ deniliyor! Böyle bir gafleti,  bu ülkenin GDO’lu aydınlarının  benzemeye çalıştıkları Avrupa’nın hiçbir ülkesinde yaşamanız mümkün değildir. Resmî adı “Aynel Arap” olan bir şehir, PKK yandaşlarının yönlendirmesiyle, devletimizin en tepe noktalarındaki isimler tarafından bile  ‘KOBANİ’ olarak telâffuz ediliyor! Emperyalist ‘dostlarımız’ bıraksalar, ordumuzun defalarca tepeleyebileceği bir kanlı örgütün şu gücüne bakar mısınız?
 Eee, emperyalizmle flörtün sonu işte budur!
Ege Üniversitesinde Atatürkçü öğrenciler, Güneydoğu’da Türk Bayraklarının yakılmasını, Atatürk büstlerine saldırılmasını protesto için bir eylem  düzenlediler. Ülkücü öğrenciler de bu haklı demokratik  eyleme destek verdiler.  Fakat o da ne? Bir başka grup öğrenci Atatürk’ü ve Bayrağımızı savunmak için bu eylemi yapanlara saldırıyor ve televizyonlar bu saldırıyı ‘Karşıt Gruplar’ çatıştı diye veriyor! Hangi karşıt gruplar? Atatürkçü ve Ülkücü gençlere saldıranlar PKK  yandaşları! Bunu niçin milletten saklıyorsunuz? Bu gaflet ötesi bir şeydir.
Bu ülkenin üniversitelerinde Atatürk’e, Devletimize ve Bayrağımıza düşman gençler yetiştiriliyorsa demek ki, çok büyük bir sorunla karşı karşıyayız.  Dağdaki eşkıyayı hâllederiz fakat asıl mesele üniversitelerin bu hâllere düşürülmüş olmasıdır.
Bir üniversite öğretim üyesi, PKK yandaşı bir öğrenciye, devlete karşı olan tavrının sebebini soruyor. Öğrenci “Bize ayrımcılık yapılıyor” diyor. Örnek vermesini istiyor öğrenciden fakat öğrenci, somut  hiçbir örnek veremiyor! Öğretim üyesi ona şu nasihati  yapıyor: “Bak evlâdım; bu üniversiteyi kazanmışsın. Üniversitenin yurdunda kalıyorsun. Devletin bursunu alıyorsun! Türk öğrenciler hangi haklara sahipse sen de aynı haklara sahipsin. Daha ne istiyorsun?”
Evet, daha ne istiyorsunuz? Mesele, tarihimizin, dünya ve ülke gerçeklerinin gençlerimize öğretilmemesidir. Mesele, Türkiye’nin Batı’nın kontrolüne geçtiği 1940’ların sonlarından itibaren, Amerika’nın telkinleriyle, eğitimimizin millî vasıflarını hedef alan bir siyasetin sinsice yürütülmesi ve  bu iktidar döneminde de bu vasıfların tamamen yok edilmiş olmasıdır. ‘Demokratikleşme, Çağdaşlaşma’ görüntüsü altında bu milletin genetiği değiştirilmeye, kültürümüz yok edilmeye, millî birliğimiz un ufak edilmeye çalışılmaktadır ki, bu emperyalizmin son derece sistemli bir siyasetidir.
Bizim ülkemizde, ‘gençlerimizi çağdaşlaştırmak’ adına gayri millî bir eğitim uygulanarak; okullarımızdan Millî Güvenlik dersleri kaldırılırken, bize bu akılları veren Amerika’da bakınız neler oluyor? ABD’de Millî Güvenlik derslerine subaylar giriyor ve bu derslerde Amerikan Tarihi öğretiliyor! Bu subay öğretmenler ‘ileride ulusal güvenlik konusunda sorun çıkarabilecek, Silâhlı Kuvvetler ve ülke aleyhine faaliyet gösteren ve gösterebileceğinden şüphelenilen öğrencileri’ ilgililere bildirip haklarında işlem yapılmasını sağlıyorlarmış! Yani öğrencileri fişliyorlarmış!  Öğrenciler liseyi bitirince,  diğer dersleri çok iyi olsa bile “Amerikan Tarihi ve Vatandaşlık” derslerinde zayıf iseler bir üniversiteye girmeleri oldukça müşkülmüş! 
Amerika, vatansever gençler yetiştirmek konusunda bu kadar hassas; bizde ise Türklüğe, Atatürk’ümüze, Bayrağımıza, bu ülkenin birliğine ve bütünlüğüne var güçleriyle saldıranların sırtı sıvazlanıyor! Var mı dünyada böyle bir demokrasi örneği?
Daha önce de yazdık, Amerikalı yazar William Blum’un belirttiğine göre,  Amerikan okullarında, Amerikan bayrağını selâmlamayı reddeden, bağlılık yeminini etmeyen öğrenciler okuldan uzaklaştırılıyor (Haydut Devlet, s. 316)! Bizim ülkemizde ise Millî Ant kaldırılıyor!
İngilizler, I. Cihan Harbi’nden beri, savaş kahramanlarını unutturmamak için her 11 Kasım günü yakalarına “poppy” denilen, Türkçesi “gelincik” olan karton çiçekler takıyorlar; bizim ülkemizde ise,  Millî günlerimizin kutlanması bir angarya gibi  görülmekte!  “Şehitlik, Gazilik kaldırılsın; çocuklarımıza milliyetçiliği çağrıştıran kavramlar öğretilmesin, bunlar gençleri saldırgan ve savaşçı yapıyor; gençlere barış kültürü benimsetilsin” yaveleri ile gizlenen millî hassasiyetleri yok edilmiş bir gençlik yetiştirme plânı sinsice  uygulanıyor! Yani bölücülüğün  kök salması  âdeta devlet eliyle  organize ediliyor!
İşin bir yönü budur. Diğer bir yönü, Kürtçülük yanlılarının taleplerinin meşrû  olduğuna milletin inandırılması için, son derece sistemli ve melûn bir ‘5. Kol’ siyasetinin özgürce sürdürülmekte olmasıdır. Türkiye düşmanı bir koro, neredeyse her akşam TV kanallarında bu zehri millete zerk etmektedir. Türk Milleti, son derece aşağılık bir Asimetrik Psikolojik Saldırı ile karşı karşıya bulunmaktadır. “Efendim, Kürtlerin ulusal hakları var. Ülke nüfusunun yüzde yirmisini Kürtler teşkil ediyor. Güneydoğu Kürtlerin vatanıdır. Bu cumhuriyet yanlış kuruldu. Kürtler yok sayıldı. Kürt kimliği tanınmalıdır. Barış içinde bir arada yaşamak için Kürtlerin talepleri karşılanmalıdır!” Hâlbuki, gerçekler öyle değil. Üyeleri arasında, eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Prof. İlter Turan ve İlter Türkmen gibi liberal aydınların bulunduğu BİLGESAM’ın, 2009 yılında Güneydoğu’da yaptırdığı bir araştırmadan bazı rakamları tekrar hatırlatmak isteriz. Terör örgütü yandaşlarının propagandalarından etkilenerek neredeyse ‘Verelim Kurtulalım’ noktasına gelen çevrelerin umarız gerçekleri görmelerine vesile olur.
Güneydoğu’da  yaşayan vatandaşlarımızdan, Anadili Kürtçe olanlar % 56.2; Türkçe olanlar % 33.4; Zazaca olanlar % 5.4; Arapça olanlar  % 4.7’dir!  Yani bölgede sadece Kürtler yaşamıyor! Bölge halkının kendisine  sorulan sorulara verdiği şu cevaplara bakınız: T.C. Vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum:  % 81.01;  Türk Ordusu bizim ordumuz % 79.46; Türk Bayrağı hepimizin % 83.95;  İstiklâl Marşı benim marşım % 83.27! Fakat bunların ne önemi var ki! Müttefiklerimiz karar vermişler: Türkiye bölünecek!
Bu emperyalist senaryoyu bozabiliriz. Bozmak zorundayız. Bunun yegâne yolu  önce gerçekleri öğrenmek  ve Bölge Devletleri ile işbirliğimizi geliştirmektir. 
 
 
 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık