• 11 Temmuz 2016, Pazartesi 8:55
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

NEDİR BU ÜST AKIL'DAN ÇEKTİĞİMİZ!
 Üst Akıl'ın ülkemizde nelere kadir olduğunu yazmıştık. Peki, gerçekten de, Üst Akıl dilediğini yapabilir mi? Çoğunlukla evet! Ancak, arada bir, çizgi dışına çıktığımız da oluyor. Meselâ Kıbrıs Barış Harekâtı'nda olduğu gibi. Peki, bu hep böyle mi gidecek?  Eğer bu anlayış sürdürülürse böyle gider! Fakat aydınlarımız ve siyasetçilerimiz, Batı'nın dünyaya demokrasi getirmek gibi bir niyetleri olmadığını; onların yegâne amacının küresel ölçekteki  sömürünün devam ettirilmesi ve bunun için de Etnik-Mezhep farklılıklarını, Dinci Terörü organize ederek, Millî Devletleri çökertmek olduğunu anladıklarında, bütün bu oyunlar bozulabilir. Atatürk, 1918'in o çok zor koşullarında bunu başarmıştı. Bugünkü Türkiye o günkü Türkiye ile kıyaslanabilir mi? Yine başarabiliriz. Fakat bunun için Kuvayı Milliye ruhuna ihtiyaç var! Dincisi ile, solcusu ile, liboşu ile Atatürk'e niçin bu kadar saldırıyorlar zannediyorsunuz? Bu millet Atatürk'ü yeniden kılavuz edinmesin diye! Bu bakımdan MHP Kurultayının engellenmesini de Üst Akla bağlamak aşırı bir zorlama olmaz. Ancak her etki bir tepki doğurur. Nitekim,  MHP üzerinde, -Genel Merkez dahil- oynanan çirkin oyunlar MHP tabanına da gerçeği göstermiştir. Er ya da geç seçimli kurultay toplanacaktır.
CHP'li dostlar kızmasın fakat CHP'de, Üst Aklın kirli tezgâhlarına sahne oluyor. CHP 'Atatürk'ün Partisi' olarak tanımlanıyor fakat gerçek odur ki, Atatürk'ün ölümü ile birlikte, CHP, “İnönü'nün Partisi” olmuştur! Falih Rıfkı Atay, “Atatürkçülük Nedir?” kitabında, “Atatürk öldükten sonra, CHP ve Çankaya çevresini, Atatürk'ün yaptıklarına daha o sağ iken inanmamış olanlar sarmıştır” değerlendirmesini yapmaktadır. 1953 Kurultayında, Kemalizm CHP programından çıkarılmış; yerine, 'Atatürk Yolu' diye bir kavram getirilmiştir (Metin Aydoğan, “Yeni Dünya Düzeni”, s. 871).  Hâlbuki, 9 Mart 1935 tarihinde başlayan CHP 4. Büyük Kurultayı'nda kabul edilen programın önsözünde, “Partiye esas olan bütün prensipler Kemalizm Yoludur” ifadesi yer almaktaydı (Teori dergisi, Haziran 2005)! 
Ali Şükrü Bey'in öldürülmesi olayı ile ilgili olarak, Trabzon'daki gazetesinde, 'Katil Çankaya'da' diye yazılar yazan Faik Ahmet Barutçu, Atatürk'ün ölümünden sonra, İnönü tarafından önce milletvekili; 1950'den sonra da, Grup Başkan Vekili yapılmıştır” (Atay, Çankaya, s. 340)!
Kemalizm'i bir türlü benimseyemeyen İnönü CHP'si, daha sonra da Sosyal Demokrat olmuştur!  Sosyal Demokrasinin temeli piyasa ekonomisidir. Bizim gibi, gelişmekte olan bir ülkenin serbest piyasayı kabul etmesi tek kelime ile intihardır! Bizim 1945'ten sonra yaptığımız da işte budur! Hâlbuki, Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi siyasetini sürdürmüş olsaydık, bugün, Avrupa'nın birçok ülkesinden çok daha ileri bir seviyede olurduk; Batı İttifakı içinde, emperyalistlerin İleri Karakolu durumuna düşmezdik ve emperyalistlerin  coğrafyamızı, kendi çıkarlarına göre düzenlemeyi amaçlayan kanlı senaryoları aslâ uygulanamazdı. Tekraren söyleyelim ki, bugün içinde bulunduğumuz zelil durumun tek sebebi, Batı İttifakı içindeki pozisyonumuzdur. Bu pozisyonumuz sebebiyle Batı'ya direnemiyoruz. Ve ne yazık ki,  Amerika'nın bize attığı kazıklardan biri olan, Avrupa Birliği'ne üye olmak, iktidar ve muhalefet için Millî Hedef! Adamlar bizi yok etmekte kararlı; biz ise, bizi içlerine almaları için taviz üstüne taviz vermekte devam ediyoruz! İngiltere'nin AB'den ayrılma kararından sonra, AB Bakanı Ömer Çelik'in Avrupa'ya şu önerisine bakar mısınız: “AB'nin yeni bir aşıya ihtiyacı var. Biz bugün ürettiğimiz kapasite bakımından da bu güce sahibiz. Avrupa Anadolu ile birleşmeli!”
Sayın Cumhurbaşkanı da, AB üyeliği hayali içinde olmalı ki, “Bizi Müslüman olmadıkları için almıyorlar” diyor! Hıristiyan olsak alırlar mı? Ne demişti Prof. Neumark: “Çok samimî olarak ifade edeyim ki, Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır, Kilisenin Türk ve İslâm düşmanlığı, Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince, Müslüman olduğu için sevmez; ama faraza, lâiklik şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder. Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar: 'Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih kalmaz!'” Ne var ki, bunu anlayabilmek için Türlükle barışık olmak ve Türk Tarihini iyi bilmek gerekir! 
CHP'ye dönecek olursak; CHP milletvekili sayın Aytun Çıray'ın, 25 Haziran tarihli Sözcü'de,  önemli bir mülakâtı yayınlandı. Sayın Çıray'ın tespitleri gerçekten önemliydi.  Bazı tespitlerini özetleyerek verelim:  “Türkiye Cumhuriyeti'ni ayakta tutan anayasa ve hukuk sistemidir. Kırılan, dağılan, yerle yeksan edilen şey işte budur!”
“Sorumlusu sadece Erdoğan mı? Testinin paramparça olmasının baş sorumlusu açık! Testinin dağılıp paramparça olmasına yol açan olaylar? 7 Haziran 2015 seçimlerinin belli olduğu andan itibaren, sayın Bahçeli'nin, 25. Dönem Meclisi'nin âdeta saray lehine ilga edilmesinin başlangıcını oluşturan erken seçim beyanı testiye şiddetli bir darbedir.” 
“Sayın Kılıçdaroğlu kamuoyuna, 'kendisine Davutoğlu tarafından hiçbir şekilde Koalisyon Teklifi yapılmadığını' söyledi. Yani, Türk Milleti'nin çok değerli tam 35 gününün AKP tarafından  'istikşâfi' görüşmeler adı altında gasp edilmesi testiye vurulmuş bir darbe değil mi?'”
Sayın Çıray'ın, CHP Milletvekili Mehmet Bekâroğlu'nun, “Tarihî Dönüm Noktasında CHP” başlıklı raporu konusundaki şu tespitleri de oldukça önemli: “Kimseyi kırmak gibi bir niyetim olamaz. Ancak bizatihi, Bekâroğlu'nun  CHP'deki varlığı, testinin kırılmasına yol açan darbelerden biridir. Türkiyeliliği ve ucube bir lâiklik anlayışını savunan Bekâroğlu, CHP'nin paradigmatik krizlerinden biridir. Raporun tamamı, CHP'nin dayandığı kurucu değerleri esas alınarak okunduğunda, bu söylediklerim hafif bile kalabilir. (…) Bekâroğlu, CHP'ye İslâmist-sol karışımı bir eda ile, CHP'nin içinden saldırıyor! Atatürk ve CHP'nin kurucu değerlerine bayat, demode diyor ve onlara karşı çokkültürcü tezler öne sürüyor. İçinde Türk geçen her şeyi yıkıyor!” Hâlbuki, Halk TV'de,  geçen hafta Cumartesi günü seyrettiğimiz Gürkan Hacir'in “Şimdiki Zaman”  programında, sayın Hacir, bazı eleştirilecek yanları olsa da, bu rapor için Bekâroğlu'nu tebrik etmişti! CHP'nin durumu ne yazık ki, böyle! 
Geçtiğimiz günlerde CNN Türk kanalında, Suriye ve Rusya ile ilişkilerimiz konulu bir program  izledik. Bu programda, Prof. Yaşar Hacısalihoğlu'nun çok kaba Suriye düşmanlığı kokan düşüncelerini dinledikten sonra, sıradan vatandaşlarımızın Suriye konusunda, AKP iktidarının  yanlış siyasetini desteklemelerine kızmakta haksız olduğumuzu düşündük. Sayın Hacısalihoğlu'nun, programa Ankara'dan katılan emekli Büyükelçi ve eski CHP milletvekili sayın Osman Korutürk'ün, çok aydınlatıcı sözlerine rağmen, düşüncelerinde ısrarı doğrusu anlaşılır gibi değildi. Sayın Korutürk'ün verdiği bir örnek, zamanın Dışişleri Bakanı olan sayın Davutoğlu'nun nasıl bir stratejik sığlık içinde olduğunu da göstermekteydi. Suriye olayları tırmanmaya başladığı ve biz de Amerika ile birlikte bu hadiseye müdahil olduktan sonra, Davutoğlu'nun, çok ender bilgi verdiği Meclis Dış İşleri Komisyonu'nda, sayın Korutürk'ün, “Suriye'de Rusya, İran ve Çin'in önemli bağları var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” mealindeki bir soruya verdiği, “Biz onları saf dışı bırakacağız' mealindeki sözleri nasıl bir aymazlık içinde olduğumuzun kanıtıdır. Osman Korutürk gibi bir ismin CHP dışına itilerek, Bekâroğlu gibilere kapıların açılmasını da, CHP'li dostlar umarız sorgularlar.
Ülkemizin geleceği için, bir an önce, Rusya ve Suriye ile ilişkilerimizin düzeltilmesi zorunludur. Türklük ve İslâm düşmanı İsrail'le uzlaşıldı! Devlet Aklının nihayet hâkim olması ile,  Rusya'dan da özür dilendi. Umarız,  Suriye ile ilişkiler konusunda da gerekli adımlar atılır.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık