• 12 Şubat 2016, Cuma 8:53
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

MUSUL'U, HALEP'İ ALMAK!
 Türkmendağındaki çatışmada ölen MHP'li İbrahim Küçük,  ölmeden önce twitterdan “Türkmen Dağı imdat diyor!” mesajını atmış! Peki, ne işi vardı rahmetlinin Suriye'de? 
'Bayır-Bucak Türkmenlerini savunmak adına' Suriye'ye giden milliyetçi kardeşlerimiz, AKP iktidarının kirli Suriye siyasetine destek olduklarının farkında bile değiller! Atatürk'ün anti emperyalist milliyetçiliğinden beslenmeyen; 'Anti Komünizme' ve 'Esir Türkleri Kurtarma' idealine endekslenen bir milliyetçilik anlayışı ile varılan yer işte burasıdır! Şu ironiye bakınız ki, Orta Asya Türklüğü özgürlüğüne kavuştu fakat biz hâlâ Amerika'nın vesayetinde kıvranıyoruz!
 Suriye'de yaşayan Türkmen kardeşlerimiz Esat'a cephe almak yerine, Esat'ın yanında yer alsalardı bu dram yaşanır mıydı? Televizyonlarda ve gazetelerde, Türkmendağından sonra, Halep'in de düşmek üzere  olduğuna ilişkin haberler çıkıyor. Halep bir Suriye kenti değil mi? Hani biz Suriye'nin bütünlüğünden yanaydık! Erbakan Hoca yıllar önce, “Suriye bölünürse Türkiye bölünür” diye uyarmamış mıydı?  “Halep düşmek üzereymiş!” Bu nasıl bir mantıktır? Mehmetçik ve Polisimiz, Sur'da, Cizre'de vatanın bölünmez bütünlüğü için nasıl savaşıyorsa, Suriye ordu güçleri de, Suriye'nin bütünlüğünü korumak için savaşıyor. Biz PKK'nın üzerine giderken ne kadar haklıysak, Esat da,  Suriye Devletine karşı ayaklananların üzerine gitmekte o kadar haklıdır. Suriyeli sığınmacı sayısı 3 milyona yaklaştı. Bizzat Başbakanın açıklamasına göre, 5 yılda, bunlar için yaptığımız harcama 30 milyar dolar! Buna tabiî ki, ihracattan kayıplarımız dahil değil! Demokrasiyle yönetilen bir Batılı ülkede, bu basiretsizliği gösteren bir hükümet bir gün bile ayakta kalamaz.
 Suriye'de, Amerika ve hempalarının organize ettiği bir kirli savaş yaşanıyor ve biz de buna müdahiliz! Bin yıldır bir arada yaşadığımız kardeş bir millete kurulan bu iğrenç komploda biz nasıl yer alabiliriz? Müslümanlar  nasıl böyle bir zulme ortak olabilir?
Suriye'deki Türk yönetimini Osmanlı ile ve 1516 Mercidabık savaşı ile başlatanlar yanılmaktadırlar. Yavuz'un burada yendiği ordu, yine bir Türk Devleti olan Memlüklerin ordusuydu! Memlüklerden önceki Suriye Selçuklu Devleti'nin, Nurettin Zengi'nin Zengiler Devleti'nin ve Eyyubîlerin de Türk Devletleri olduğunu hatırlatalım! Evet! Bugün AKP iktidarının düşman kabul ettiği Suriye, bin küsur yıl Türklerin hâkimiyetinde kalmış; halkının çok büyük bir çoğunluğu Müslüman olan kardeş bir ülkedir!
 Şu işe bakınız ki, Müslüman Türkiye, Haçlı Emperyalistleri ile ittifak içinde;  komşuları Müslüman devletlerle ihtilâf içindedir! Suriye'ye düşmanlık siyaseti bize ne kazandırdı? Suriye'de yaşayan Türkmen kardeşlerimize ne kazandırdı? Bugün kimi Türkmen kardeşlerimizin İstanbul'da, dilencilik yaparak hayatlarını sürdürmeye çalışmalarının sorumlusu kim? Bayır-Bucak Türkmenleri için savaşanlar bunları niçin sorgulamıyor?
Bugün Halep'in, Musul'un ve Kerkük'ün alınmasından söz edenler var! Fetih devri geçmiştir. Ancak, bu eski vatan parçalarını fethetmenin başka bir yolu vardır ki, o da, Irak ve Suriye ile kardeşçe ilişkiler kurulmasıdır. Atatürk döneminde bu yolda önemli adımlar atılmıştı. Atatürk, Irak ve Suriye'nin bağımsızlık mücadelelerini desteklemiş ve bu ülkelerle bir federasyon kurmayı düşünmüştü. Atatürk'ün, o dönemin bağımsız Müslüman Devletleri olan İran, Irak ve Afganistan ile 8 Temmuz 1937'de kurduğu Sadabat Paktı'nı bugün hatırlayan yok! Milliyetçi Arap rejimleri ile aramızın açılmasının sebebi, bizim daha sonra, emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet eden ittifakların içinde yer almamızdır. Bunu sorgulayan yok! Atatürk sonrası, 'Atatürk-İnönü birbirinin devamı' denilerek geçiştiriliyor. Fakat öyle değil! Bugün ödemekte olduğumuz, Atatürk'ten sonraki vahim hataların faturalarıdır. Sadabat Paktı anlayışı devam ettirilseydi, II. Dünya Harbi'nden sonra bağımsızlığına kavuşan Mısır, Suriye, Ürdün ve Lübnan gibi Arap Devletlerinin de Sadabat Paktı'na katılmaları ile, Emperyalist Devletlerin kumpaslarını boşa çıkaracak bir örgütlülüğe ve dayanışmaya kavuşmuş olacaktık. Bu coğrafya, bir barış ve huzur adası olacaktı. 
Mazlum Milletlerin kurtuluş mücadelelerine örnek olan Türkiye, Batı ittifakı ile kendi varlığını da tehlikeye atmıştır. Türkiye, Batı İttifakının cenderesinden kendini kurtararak, bölge devletleri ile yakın ilişkiler kurmayı başardığında, artık “Halep'i ve Musul'u nasıl alırız?” sorularının bir anlamı da kalmayacaktır. Çünkü komşu devletlerle gerçekleşecek ekonomik, askerî ve kültürel işbirliği sınırları anlamsız kılacaktır. İnanınız, bin yıl bir arada yaşayan bu coğrafya insanı bu ilişkileri rahatlıkla kurmayı başarır. Yeter ki, içimizdeki  Batı hayranlarından kurtulalım! Yeter ki, Kur'an'da da yeri olmayan, şu anlamsız mezhep kavgalarını bir kenara bırakarak dinimizi, ana kaynağımız olan Kur'an'dan öğrenelim.
 2010 yılında,  Suriye, İran ve Irak'la,  vizeleri kaldırmayı kararlaştırdığımızı ve Avrupa Birliği'nin Şengen'ine nazire olarak, ŞAMGEN'i kurmayı kararlaştırdığımızı hatırlatırız! Suriye Başbakanı Muhammed Naci Otri, o dostluk günlerinde şunları söylemişti: “Biz geçmişe dönüp bakmak istemiyoruz. Mayınların temizlenmesi, yeni sınır kapılarının açılması, mevcut kapıların modernize edilmesi gündemdedir. Kısa bir süre önce bunu tasavvur bile edemezdiniz. Halep-Gaziantep uçuşları yapılıyor. Biz artık Türkiye-Suriye'yi bir bölgesel coğrafya olarak görüyoruz. Hattâ şöyle diyoruz Bütün Türkiye Suriye'nindir, Bütün Suriye Türkiye'nindir.”
Halep ve Musul işte böyle fethedilirdi! Ne yazık ki, bunu sağlayacak bütün gönül köprüleri dinamitlendi! 
'Komşularımızla Sıfır Sorun' derken, vardığımız yer, 'Değerli Bir Yalnızlıktır!'
İktidar da, muhalefet de Batı ittifakı içindeki konumumuzu sorgulamaya bile yanaşmıyor! Rus uçağının düşürülmesinden sonra artık Amerika'ya daha da bağımlıyız! Avrasya hayalleri artık bir başka bahara!
 29 Ocak akşamı CNN Türk'te Bülent Arınç, Rusya'ya karşı açıkça Amerika'yı tercih ettiğini söyledi! Hemen akabinde, CHP Genel Başkanı, angajman kurallarını ihlâl ettiği iddia edilen Rus uçağının, düşürülmesi gerektiğini söylemesin mi! Yani Rusya ile ikinci bir kriz daha! Siyaset Amerika'ya öylesine angaje olmuş ki, kimse Amerikan vesayetinden rahatsız değil! Amerika muhipliği o kadar derin ki, Amerika ne yapsa bizi kendinden uzaklaştıramıyor! 1992'de Muavenet muhribimizi vurmaları, 2003'de Irak'ta, askerlerimizin başına çuval geçirmeleri kimsenin umurunda değil!
Bu Amerikancılardan kurtulamazsak, bırakınız Halep'i, Musul'u almayı Diyarbakır ve Hatay bile elden gidebilir!
Suriye ile ilgili haberlerde müthiş bir bilgi kirliliği var. Amerikancı Medya ve Yandaş Medya, Rusya ve Suriye karşıtlığında yarış hâlindeler! Suriye'nin ve Rusya'nın PYD ile işbirliği eleştiriliyor. Peki ya PYD'nin Amerika ile ilişkileri! Amerika açıkça PYD'yi terör örgütü kabul etmediğini açıklamadı mı? Rusya; PYD'nin sırf ABD'nin kullanımında olmasını ister mi? Tabiî ki, Ruslar da PYD'yi kullanmak isteyecek. Stratejik Ortağımız olabilecek Rusya ile ipleri bu kadar germeseydik, Rusya PYD'ye bu kadar yaklaşır mıydı? Rusya Türkiye'yi, Amerika'nın yörüngesine  itecek bir tavır içine hiç girer miydi? 
İktidar  eğer, Suriye Devleti'ne karşı ayaklanan güçlere destek vermeseydi, Güney sınırımızda PYD ve IŞİD gibi 'komşularımız' olmazdı. İktidar, Suriye'deki ateşe benzin dökerken, bu yangının kendi ülkemize de sıçrayacağını hesap etmeliydi! Suriye istikrarsızlaştırılmasaydı Güneydoğudaki o kalkışmalar da aslâ  söz konusu olamazdı!
 Esat'la anlaşırsak bütün dengeler değişir. Fakat bu iktidarla bu ne mümkün!  
İran'a uygulanan ambargo kalktı. İlişkilerimiz düzgün olsa, iş adamlarımızın İran'da yapacakları çok iş var! Fakat Suriye'de;  Rusya'dan başka, İran'la da karşı karşıyayız! 
 Ne çare ki, ufukta, millî çıkarlarımıza daha uygun bir iktidarın da belirtisi yok! 
ABD Dışişleri Bakanı Kerry: “Esat'la yola devam etmek zorunda kalabiliriz” demek noktasına geldi!   Fakat bizimkilerin 'Zalim Esed' inadı sürüyor!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık