• 22 Nisan 2013, Pazartesi 9:14
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

MİLLET BU DOLMAYI YUTMAZ!
 Başbakanın belirlediği 'ÂKİL ADAMLAR' milleti Kürt Açılımı'na ikna edebilmek için ülkenin dört bir yanına dağıldılar. Türk Milleti'ne, Türklüğe karşı tavrı mâlûm 'Âkil Adam' Prof. Baskın Oran'ın, İzmir'deki toplantıda, “Barış olmazsa, AVM'ler bombalanır, üzerinize canlı bombaların parçaları yapışır!” tehditlerini ekranlardan hayretle izledik! Bir başka 'Âkil Adam' da Karaman'da, 'Barış olmazsa savaş çıkar' tehditleri savurdu! Bakalım daha ne 'Âkilliklere'  şahit olacağız?
 Yandaş televizyonlar Barış Sürecini millete benimsetebilmek için âdeta bir Psikolojik Savaş yürütüyorlar. Bu sözde barış sürecinin ülkeyi bir kaosa sürükleyeceğinden endişe edenleri nerede ise çarmıha gerecekler! Barışı kim istemez ki? Fakat  “Barışı kim bozmuştu ve bu barış için ödenecek diyet nedir” diye sormayacak mıyız?
Sarı Öküzü veren gafillerin başlarına nelerin geldiğini hatırlatmak isteriz.
Biz bu sürecin sonunda, Anayasamızın 3. maddesinde yer alan  “Devletin Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlüğünün” yok olmasından endişe ederiz. 'Yok canım! Daha neler!' diyeceklere, 'Ortadoğu'ya Barış, Demokrasi, Kadın Hakları, İnsan Hakları, Ekonomik Refah getirecek diye parlatılan' BOP PROJESİ ile, sınırlarının değiştirilmesi tasarlanan ülkelerden birinin de bizim vatanımız olduğunu; yapılan operasyonlarla Sivil Savunma mekanizmalarımızın çökertildiğini; ordumuzun moral gücünün tahrip edildiğini ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın, 'Parçalanma Tehlikesine' dikkat çeken raporunu hatırlatalım!
 Kandil'e, İmralı'ya gönderilen heyetlerden sonra şimdi de, 'akıl almak için' Güney Afrika'ya, Mandela ile görüşmeye bir heyet gönderilecekmiş! Şu 'Âkilliğe' bakın! Allah aşkına, Güney Afrika hakkında hiç mi bilginiz yok? Nüfusun yüzde onuna sahip olan beyazların 'Apartheid' diye tanımlanan ırkçı yönetiminde, yerli halk yıllarca beyazlarla aynı tuvalete, aynı parka, aynı postaneye gidemedi; aynı otobüse binemedi! Şehirlerin ancak kendilerine ayrılan bölgelerinde yaşama hakkına sahiptiler! Yerli halkın 1994 yılına kadar siyasî hakları bile yoktu! Güney Afrika'nın yerli halkının Avrupalı sömürgecilere karşı verdikleri Hürriyet ve Demokrasi mücadelesi ile PKK'nın ülkemiz de yürüttüğü pis savaş nasıl bir tutulabilir? Kürt asıllı vatandaşlarımız bu ülkenin hür ve eşit vatandaşları değiller mi? Kamu haklarından yararlanmada kimden ne eksiklikleri var?
Ha! Güney Afrika seyahatinin bir yararı olabilir. Hazır oraya gitmişken, Irkçılığın nasıl bir şey olduğunu öğrenirler de, tarihinin hiçbir döneminde ırkçı olmayan bu yüce millete 'IRKÇI' yaftası yapıştırmaya kalktıkları için belki nadim olurlar.
Nasıl bir zihin kontrolü altında olduklarının farkında olmayan, PKK'nın 'Hürriyet Mücadelesi' verdiğine inanan gafillere, Amerika'nın 1991 yılında Irak'a yaptığı askerî müdahaleden sonra olanları hatırlatmak isteriz.  Bir Kürt Devleti'nin altyapısının hazırlanması amacıyla 'Dostumuz' ABD tarafından, Barzani ve Talabani güçlerinin yaşadığı, Irak'ın kuzeyindeki 36. paralelin kuzeyi uçuşa yasak bölge ilân edilerek, İncirlik üssüne yerleştirilen Çekiç Güç vasıtasıyla Saddam güçlerinin bu bölgeye girmeleri engellenmiş; bölge ABD'nin vesayetindeki Barzani ve Talabani'nin kontrolünde, CIA ve MOSSAD elemanlarının ve PKK'nın cirit attığı özerk bir Kürt bölgesi hâline getirilmiş; bölgeye yerleşmesine göz yumulan PKK'ya karşı, TSK'nin sınır ötesi operasyon yapması engellenmiş;  Irak sınır komşumuz olmaktan çıkarılmıştı. 
Bugün aynı akıl almaz siyaset Suriye'ye karşı da uygulanıyor! İktidarın 'BAŞARILI' dış siyaseti neticesinde, Dost Suriye bir anda 'düşmanımız' oldu ve Suriye sınırımızda da artık başka 'komşularımız' var! 
Irak'ın Kuzeyinde gelişmekte olan özerk yapının finansmanını ABD, Habur sınır kapısı aracılığı ile bize yaptırmıştı! Bu durumun verdiği rahatsızlık nihayet devletimizi harekete geçirmiş ve Ecevit'in Başbakanlığı döneminde, bu gelirleri kesebilmek için, Bağdat'ta Saddam ile yapılan görüşmeler sonucu, Ovaköy'de bir başka sınır kapısı açılması kararlaştırılmıştı. Ovaköy, Tel Afer ve Musul hattı üzerinden gerçekleşecek ticaret ile Barzani ve Talabani devre dışı bırakılmış olacaktı.  Olmadı; yapamadık! Amerika müsaade etmedi! 
Şu aczimize bakınız ki, PKK da yıllardır bu ticaretten payını almaktadır! Biz terörle işte böyle bir elimiz bağlanmış olarak 'mücadele' ettik! Ve neticede önümüze 'Açılım Projesi' konuldu. Şimdi, 30 yıldır yaşanan acılardan sonra sözde 'Barış' gündemdedir. Neleri vereceğimiz de aşağı yukarı bellidir. Amerika şapkadan  'Büyük Kürdistan' çıkaracak;  'Analar ağlamasın' teraneleri ile bize yutturulmak istenen dolma işte budur. Fakat bütün baskılara, tehditlere, ikna turlarına rağmen Türk Milleti bu dolmayı yutmayacaktır.
'Analar ağlamasın'  söylemi ne kadar ucuz bir demagoji! Bir tabanca patlayınca 'Aman analar ağlamasın' diye beyaz bayrak mı çekeceğiz? Bu ordu ne için var? Her tehdide böyle pabuç mu bırakacağız? Yıllarca, 'terörle bir yere varılamaz' dediler durdular. İşte sonuç meydanda; demek ki, varılıyormuş! Evet, devlet bu kadar acze sürüklenirse her şey olur. Hele Amerika'yı ve Avrupa Birliği'ni dost bellerseniz işte böyle kazıklanırsınız. Bunun adı 'Dost' kazığıdır. Seni yok etmek isteyenleri 'Dost' bellersen olacağı budur. AKP  suçludur fakat şunu unutmayınız ki, bu iktidar, Atatürk'ten sonra Batı'nın vesayetine giren iktidarların, Batı hayranı asker ve sivil aydınların ektiklerini biçmektedir! 
Atatürk, 13. 8. l923 tarihinde T.B.M.M'de yaptığı konuşmasında sanki gelecekte olacakları görmüş gibi şu uyarıyı yapmaktaydı: “Efendiler! Şurasını hatırdan çıkarmamalıdır ki, bu kadar fedakârlıkların semeresini elimizden kaçırmamak ve geçen musibet ve felâketlerin bir daha avdetini gayri mümkün kılacak tedbirleri almak bizim için her günün düşüncesi olmalıdır.”  
Ne yazık ki, en yakın arkadaşları bile O'nu hiç anlayamadılar; Tanzimatçılıkları depreşti  ve Türklüğü bu coğrafyadan silmekte kararlı olan Haçlı Emperyalizmi ile ittifak gibi bir gaflete düştüler. 
Peki, nasıl kurtulacağız bu cendereden? Bu hiç de zor değil. Önce Amerika'nın gücünü abartanları etkisiz kılacağız. Peki, bu nasıl olacak? Tarih şuûru ile;  İdeal ve îmanla! Ne demişti Atatürk, Bandırma vapuru ile düşman harp gemilerinin arasından  geçerken:  “Bunlar işte böyle, yalnız demire, çeliğe, silâh kuvvetine dayanırlar.  Bildikleri şey yalnız maddedir. Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar.  Biz Anadolu'ya ne silâh, ne cephane götürüyoruz.  Biz ideali ve îmânı götürüyoruz!”
İlk esaslı tokatı MHP'nin Bursa mitingi ve 300 vatansever aydının bildirisi ile yediler. Bu mitingler devam etmeli ve bu şuûra sahip vatansever aydınlar Anadolu'yu karış karış taramalıdır. Evet! düşmana teslimiyeti tavsiye eden Heyet-i Nasıha'lara karşı, milletimize, kurtuluşun ancak direnişle, birlik olmakla mümkün olabileceğini anlatacak' Millî Heyet'ler harekete geçirilmelidir; tıpkı Mehmet Âkif Ersoy ve arkadaşlarının İstiklâl Harbi sırasında yaptıkları gibi! Mehmet Âkif, Kastamonu Nasrullah Camiinde, Maide Suresi 51. Âyeti şöyle tefsir etmişti: “….Cenab-ı Hak buyuruyor ki, Ey müminler, size ellerinden gelen fenalığı yapmaktan çekinmeyen, bu hususta hiçbir fırsatı kaçırmayan, dininize yabancı milletleri, kendinize mahrem-i esrar, dost, arkadaş ittihaz etmeyiniz. Bunların suret-i haktan görünerek, size güler yüz göstermelerine, hayrınızı ister gibi tavırlar takınmalarına aslâ kapılmayınız. Onların gece gündüz isteyip durdukları, sizin felâketinizden, izmihlâlinizden, esaretinizden başka bir şey değildir.” 
Açılımın kimlerin eseri olduğu sır değil. Siyaset kürsülerinde Âkif'in şiirlerini okuyanlar, Millî Şairimizin Nasrullah Camiinde yaptığı konuşmayı da okumalıdırlar. O'nun, Haçlı Emperyalizmi hakkında millete yaptığı ve günümüzde de güncelliğini koruyan nasihatlerinden umarız ders çıkarırlar.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık