• 23 Haziran 2019, Pazar 16:15
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

'KÜRT AÇILIMI' YENİDEN Mİ BAŞLAYACAK ? (3)

Bu coğrafyadaki yer altı kaynakları tükenmedikçe, Batılı 'dostlarımızın' 'Kürt Sevdası' da  bitmeyecektir. Vereceğimiz şu örnek, bu 'sevdanın' arkasındaki gerçeği anlamamız bakımından aydınlatıcıdır: “EMET”, Capitol Hill'deki Amerikan ve İsrail yanlısı bir düşünce kuruluşu! Sarah Stern de, EMET'in kurucularından. Geçenlerde Aydınlık gazetesinde, bu Hanım'ın, İsrail'in en büyük gazetelerinden Jerusalem Post'ta yayımlanan bir makalesinin özetini tebessümle okuduk. Sarah Stern bu makalede, Kürtler ile Yahudiler arasındaki benzerliklere göndermede bulunarak 'iki halkın da çok büyük acılar çektiklerini, 'katliamlara' uğradıklarını hatırlatmış!' Kürtler, dünyanın devletsiz en büyük halkıymış!
Sarah Stern şöyle devam ediyor: “'Kürtlerin dağlardan başka dostu yok' söylemi geleneksel bir Kürt atasözüdür. 'Dağlardan ve İsrail'den başka dostu yok', daha doğru bir söylem! Kürtlerin self-determinasyon arayışı başladığında, onları kucaklayan İsrail bir başına kaldı. Başbakan Netenyahu Kürtleri, 'Cesur, değerlerimizi paylaşan Batı yanlısı insanlar' olarak tanımladı. Derin bağlılık karşılıklıdır. Amerika ve Avrupa'da, Kürdistan Bölgesi'nin bağımsızlığı için yapılan mitinglerde İsrail bayrakları dalgalandırıldı!”
 Sarah Stern, Kürtleri şöyle tanımlamış: “Bölgedeki İran hegemonyasına ve dinî aşırılıklara karşı bir siper olduğunu kanıtlayan, demokrasi ve insan haklarına bağlı küçük ama cesur bir halk var!”
Sarah Stern, İran'ı hedef göstermeyi de ihmâl etmemiş: “İran bir misyondur. İslâmî Cumhuriyet bir Şiî Hilâli oluşturmaya çalışıyor ve Kürdistan ile İsrail birlikte, Orta Doğu'yu Afrika'ya bağlayacak bir Şiî köprüsü ile, İsrail ve müttefiklerinin güvenliğine tehdit konularında iki kritik bariyer görevi görebilirler. Eğer Batı, kendini koruma duygusu anlamında en ufak bir ahlâkî bütünlüğe sahipse, bütün gücüyle Kürtlerin arkasında durmalı!”
Batılı 'dostlarımızın' Kürtleri kullanmadaki kararlılığını görüyor musunuz? Hâlâ daha, bunu anlayamamış olanlar için sadece, “gafiller” demek çok hafif kalmaz mı? 
Sarah Stern'in bir de 'Şii Hilâli' uyarısı var ki, çok önemli! Ne yazık ki, buna inanan içimizde de bir hayli gafil var! Can derdinde olan; Amerika'nın tehditlerine ve meşrû olmayan yaptırımlarına karşı bölge devletleriyle işbirliği yapması zorunlu olan İran'ın Şiî Hilâli peşinde koştuğuna kargalar bile güler. Amaç elbetteki, bölge devletlerinin işbirliğini baltalamaktır. Bunu görememek için de kör olmak gerekir. 
Bağımsız Kürdistan sevdalıları ve PKK yandaşları, alçakça bir suikasta kurban giden Hrant Dink'in 1 Haziran 2004'te yazdığı, “Andıran Günler” makalesindeki şu uyarıyı mutlaka okumalıdırlar. “Hiçbir emperyalist ülke bir milletin kara kaşı kara gözü için onu kurtarmaya  gitmez. O önce kendi çıkarını düşünür. İşine geldiğinde de anında satar; arkasına bile bakmadan çeker gider. Nitekim yüz yıl önceki o beklentiler, o umutlar Ermeniler açısından tam bir hüsranla sonuçlandı işte. İyisi mi sen ey Kürt kardeşim! Sen gel şu işi bir bilene sor.  Şu Ermeni kardeşinin bilirkişiliğine güven!”
Bu gerçeğin görülememesi için müthiş bir algı operasyonu yapılıyor! Emperyalist Devletler, hedef ülkelerdeki aydınları, kendilerinin bir 'Hürriyet Havarisi' olduklarına inandırabiliyorlar! Bu Haydut Devletlerin kontrolündeki istihbarat örgütleri, Sivil Toplum Kuruluşları (NGO'lar) 'Etnik ve Mezhep' ayrımcılığını körüklemekte pek mahirdirler. Bu arada, devşirilmiş aydınların, medyadaki ve akademisyenler arasındaki Etki Ajanlarının da devrede oldukları bilinmelidir!
 Kendi ülkelerinde terör örgütlerine göz açtırmayan Batılı 'dostlar', söz konusu Türkiye olunca, 'terör örgütlerine karşı orantısız güç kullanılmamasını' tavsiye ediyorlar; temel insan haklarını hatırlatıyorlar!
 Devletimiz teröristle, herhâlde Hukuk Devleti kuralları içerisinde mücadele edecektir. Fakat bizim Batılı 'dostlarımız', bu Katil Çetesine, bu taşeron örgüte hoşgörü gösterilmesini istiyorlar! Amaçları elbetteki, terör örgütünün ve sempatizanlarının özgürce, bölücü faaliyetlerini sürdürmeleri ve ülke içinde, barışın ve huzurun sağlanmasını önlemek; ekonomik gelişmemize sekte vurmak ve böylelikle Türkiye'nin güç kaybetmesidir! 
Amerika'nın gerçek yüzünü ancak körler göremeyebilir! Bu ülke ile itirazsız işbirliğini savunanlara da asla vatansever diyemeyiz. Hani, PYD'ye verilen silâhlar IŞİD bittikten sonra geri alınacaktı! Amerika PKK/PYD'ye 20.000 TIR silâh verdi. Bu silâhlarla bir ordu donatılır! Zaten inkâr da etmiyorlar ki; 'PYD bizim Kara Ordumuz' demiyorlar mı? 
Amerika, PYD'yi eğitecek Askerî Uzmanlar da gönderiyor! Bu durumda, Türkiye'nin bu Amerikan plânlarını boşa çıkarmak için, başta Suriye olmak üzere Bölge Devletleri ile yakın işbirliği kurması şarttır. 
Artık herkes görmelidir ki, Amerika'nın amacı Türkiye'yi bölmektir! Bu, kimi gafillerin sandığı gibi, bir paranoya değildir; gerçektir! Suriye'den sonraki hedef Türkiye'dir! Bu durumda yapılması gereken, daha fazla gecikmeden, Devlet Aklı ile hareket etmek ve Rusya'dan nasıl özür dilediysek, Suriye'den de özür dileyerek, bölgesel işbirliğine bir an evvel Suriye'yi de dahil etmektir!
 Emperyalizmin menfur 'II. İsrail-Kukla Kürdistan' Projesini ancak Rusya Federasyonu, Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin işbirliği ile tarihin çöplüğüne gönderebiliriz. Ancak ne var ki, Devlet Televizyonu bile, Suriye aleyhine yayın yapmayı doymaz bir iştaha ile sürdürüyor!
Ne yazık ki, önyargıları parçalamak gerçekten de atomu parçalamaktan daha zor! İktidarın yanlış Suriye politikasında ısrarı bize milyarlarca dolara mâl oldu. Suriye'ye barış gelse, bu durum, bu ülke ile olan ticaretimizi sıçratacak! Bugün borç sarmalında kıvranan ülkemizin aslında, Suriye ile barışmamak gibi bir lüksü yok! 
Suriye ile ilişkilerimizin düzelmesi Batı Asya İttifakını da (Türkiye, İran, Irak, Suriye ve daha sonra Ürdün ve belki de Mısır) kolaylaştıracaktır. Akdeniz'de de sıkıştırılan Türkiye, böylelikle daha rahat bir nefes alabilecektir.  Bu ittifakın Rusya'yı bize daha da yaklaştıracağı bilinmelidir. Türkiye burada bir öncü kuvvet durumundadır. Çünkü, Türkiye, tarihî olarak bu potansiyele sahip bir devlettir. Bu coğrafya, bin küsur yıl Türklerin yönetiminde kalmış ve adaletle yönetilmiştir. Türk Yönetimi yüz yıllarca, Sömürgeciliği bu coğrafyadan uzak tutmuştur. Ne var ki, Emperyalist 'Dostlarımız' ve içimizdeki işbirlikçileri, bu gerçeği, hem ülkemizde, hem de Arap ülkelerinde unutturmayı başarmışlardır!
 Oldukça güçlü bir Batıcı lobimiz var! Bunlar Merkez Medyada da varlar; Yandaş Medyada da varlar! İnanınız Amerika'da bile bu kadar Amerikancı bir medya yoktur. Bunlar, II. Dünya Harbi'nden sonra katıldığımız Batı İttifakının ve NATO'nun ürünleridir. Batı'nın etkisine girmiş aydınlarımız ve siyasetçilerimiz, kendi ülkemize ve dünyaya, Amerika'nın gözlerine taktığı gözlükle baktıkları için gerçekleri bir türlü göremiyorlar! Batı İttifakı içinde yaşadığımız bunca zilleti, yıllarca,  'Çağdaş bir Devlet olmanın zorunlulukları' diye millete yutturmayı başardılar; Atatürk Dönemindeki Tam Bağımsız Türkiye'nin onurlu vatandaşları olarak yaşamanın ne demek olduğunu unutturmayı başardıkları gibi! Ne zaman uyanacağız? 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık