• 26 Temmuz 2017, Çarşamba 9:01
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

KURALLAR UYULMAK İÇİNDİR!
 Bu yazıyı yazmamıza sebep olan şey, Şehirlerarası Kara Yolunun düğün konvoylarına katılan arabalar tarafından, kurallara aykırı bir şekilde, son derece saygısızca kullanılmasıdır. Evimiz, Emniyet Müdürlüğümüzün çok yakınındadır. Araç konvoylarının gürültüsünden, bırakınız balkonda oturmayı, artık evimizin içinde bile huzur içinde oturamaz olduk. Son yıllarda bir âdet çıktı; düğün arabaları sahil yolunda, genellikle iki ya da üç araç yan yana konvoy şeklinde ve çok düşük hızla ilerliyorlar. Korna sesleri, egzoz patlatmalar, egzoz bağırtmalar ve bunlar yetmezmiş gibi, bir de sonuna kadar açılmış hoparlörlerden yükselen o dayanılmaz çirkinlikteki, kulakları tırmalayan sözde müzik!
Önce bu saygısızlığı yapanları kınıyorum. Toplumu rahatsız etmeye ne hakları var. Diğer taraftan yetkililer bu ağır kural ihlâllerine nasıl müsamaha gösteriyorlar anlayabilmiş değiliz.
Demokrasi kurallar rejimidir. Herkes, hepimizin güvenliği ve huzuru için konulan kurallara uyarsa, bu güzel şehirde huzur içinde yaşarız. Tabiî, yetkililerin de kurallara uymayanları tespit ederek, cezalandırmaları ve kimseye müsamaha yapmamaları şarttır. Eğer bir toplumda, kurallara uyulması sıkı bir şekilde denetlenmiyorsa o toplum giderek yaşanılmaz bir hâl alır.
Şehirlerarası Kara Yolunu bu şekilde işgal edenler, trafiği engellemekte, tehlike yaratmakta, hattâ can kurtaran araçlarının bile süratle, hastaları sağlık merkezlerine yetiştirmelerine engel olmaktadırlar.
Bu konvoyları gördüğümüzde 155'i aramaktan artık bıktık. Yetkililerden ricamız buna kesin bir çözüm bulmalarıdır. Emniyet Müdürlüğümüz Belediye ile işbirliği yaparak, evlenmek için Belediyemize başvuracaklara bu konuda uyarıda bulunulmalı; bu uyarıya rağmen bu densizlikleri sürdürenlere en ağır cezalar uygulanmalıdır.
Nasıl bir çelişkidir ki, çok partili hayatla birlikte, demokrasimizin daha da gelişmesi gerekirken, aksine, her şey daha da kötüye gitmektedir! Ahlâk bozulmakta, insanların birbirlerine saygı ve sevgileri azalmakta; kuralları çiğneme alışkanlığı giderek yaygınlaşmaktadır.
Bilir misiniz, 1950'li yıllarda Giresun'da, araçların korna çalmaları yasaktı; herkes bu kurala uyardı. Şoförler, yolun ortasından yürüyen yayaları uyarmak için elleri ile, arabanın kapısına vururlardı!
1950'lerin Giresun'unda, hiçbir esnaf, kaldırımları dükkânlarının uzantısı gibi kullanamazdı. Belediye zabıtaları hemen bu duruma müdahale ederlerdi.
Bizim çocukluğumuzda, bir cenaze ya da bayrak geçerken, 20, 25 metreden esas duruşa geçer ve cenaze ya da bayrağı, kıpırdamadan başımızla takip ederdik!
Geçenlerde Çınarlar camisine bir cenaze getiriyorduk. Musallaya yaklaştığımızda, arkamızdaki bir araba durdu. Fakat bir başka araba onu sollayarak, cenaze ile aramıza girdi ve bulduğu boşluktan yola devam etmek isterken, dayanamayarak arka kapısına vurdum. Şoför durdu ve 'ne oluyor' gibilerden, yüzüme baktı. Ona, “dirilere saygınız yok bari ölülere saygı gösterin” dedim!
Herhangi bir tepki göstermedi.
Gazi caddesi araç trafiğine kapatıldığında, bir yazı yazarak teşekkür etmiştik. Ancak, ne var ki, o zaman caddede trafik ışığı vardı; yayalar ve sürücüler ışıklara dikkat ediyorlardı. Şimdi trafik ışığı yok. Zaten gerek de yok. Fakat, defalarca uyarmamıza rağmen, Topallı sokağın Gazi caddesi ile birleştiği yere bir kasis koyduramadık! Çoğu sürücüler yayalara yol veriyor. Fakat densizler de az değil. Geçenlerde bunlardan bir tanesi ile tartıştık. Topallı sokaktan tam gaz geliyordu. Ellerimle yavaşlaması için uyardım. Durdu ve bana çattı: “Bu şehirde araba kullanamayacak mıyız” gibi bir şeyler söyledi. Ona, şehir içinde yayaların geçiş üstünlüğünden söz ettim. Bastı gaza gitti. Belki de ilk defa benden duymuştur, yayaların geçiş üstünlüğü diye bir şeyin olduğunu!
Boşuna dememişler beşikten mezara eğitim diye! Yalnız ne var ki, sadece eğitim yetmiyor. Denetim de en az eğitim kadar önemli.
Belediyemizden ricamız, buraya bir kasis konulmasıdır. Kasis konulsun ki, bu kasiste, araçların yavaşlayacağını bilen yayalar, Gazi caddesinde emniyet içinde yürüyebilsinler.
Belediyemizden bir başka ricamız da, Şehir Müzesinden Sokakbaşı'na çıkan ve araç girişi yasak olduğu hâlde, buna pek de uyulmayan bu sokağa bir yaya kaldırımı yapılmasıdır. Bu sokak, mahalle sakinleri ve okul zamanı, öğrenciler tarafından çok yoğun olarak kullanılmaktadır. Bir kaldırımı yoktur! Müzenin karşısından yukarıya doğru olan kısmına araçların park etmeleri önlenmelidir. Ayrıca, bizim Eşekçioğlu dediğimiz yöreye giden sokağın başındaki boş arsa hiç olmazsa bir, bir buçuk metre geri çekilerek, burası yayaların taşıtlardan kaçabilecekleri bir yer hâline getirilebilir.
Yerel konulara girdik. Yeşil Giresun'umuzun betonlaşmasından söz etmeden olmaz. Ne yazık ki, bu işin partisi yok. Betonlaşma tüm hızıyla sürüyor!
Uzun yıllar önce, sanırım bir Lise öğrencisi, kompozisyon ödevinde yaptığı bir Giresun tasvirinde, “Giresun'un bu eşsiz güzelliği karşısında, Gedikkaya'nın ağzının açık kaldığını” yazmıştı.
Günümüzde ise şunu yazabiliriz:
“Allah'ın Giresunlulara bir lütfu olan bu eşsiz güzelliğin betona kurban edilmesinden ötürü, Gedikkaya'nın şaşkınlığından ağız açık kalmış!”





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık