• 30 Ekim 2015, Cuma 8:08
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

KABAHAT BATI'DA DEĞİL BİZDEDİR! (2)
 Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapan Medeni Ayhan, Ankara Barosu'nun 2004 yılındaki genel kurul toplantısında, “Ermenilere soykırım yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu 1915'te Hamidiye Alayları ve İttihat ve Terakki Kadroları ile, 1.5 milyon Ermeni'nin katliamında rol almıştır. Mazlum ve güzel Ermeni halkının acısını paylaşarak önlerinde saygıyla eğiliyorum” şeklinde bir konuşma yapmış ve bu konuşma ile büyük tepki çekmişti. O zaman Genelkurmay 2. Başkanı olan İlker Başbuğ, Ayhan'ı mahkemeye vermiş ve dava 6 yıl sürmüştü. Netice ne oldu biliyor musunuz?  Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi Ayhan'ın bu sözlerini, düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirerek beraat kararı verdi!
Milletimizi soykırımı yapmakla suçlayan bu beylerin, Ermeniler tarafından katledilen 500 bin Müslüman (Türk ve Kürt) umurlarında bile değildir. Türklüğün açıkça tahkirine karşı devletimizin, üniversitelerimizin ve aydınlarımızın hâli de meydandadır. Böyle bir devletin hâlâ daha varlığını sürdürmesi mucize değil de nedir?
Gerçekten de çok feci bir durumdayız. Fakat, AİM'in bu Perinçek kararından sonra, millîci Türk aydınlarının, Türklük düşmanı bu ihanet şebekesine karşı seslerinin daha gür çıkacağına ve kuracakları örgütlerin daha fazla ses getireceğine inanıyoruz. Fakat, karşı karşıya bulunduğumuz meselelerin çok iyi kavranması şarttır. Çünkü karşımızdaki devlet ve millet düşmanları güçlüdür; güçlü iç ve dış desteklere sahiptir. Millîcilerin ise, devlet bile yanında değildir. Bu bakımdan en büyük gücümüz bilgidir; örgütlülüktür. Önce Batı'yı çok iyi tanımalı; bize çok kültürlülüğü tavsiye ederken, kendi ülkelerinde nasıl 'Tekçi' olduklarını iyi bilmeli ve tarihimizi çok iyi öğrenmeliyiz. 
Banu Avar'ın, Ermenilere Soykırımı yaptığımız iddialarının Fransa'da bayraktarlığını yapan, Ermeni asıllı bir Fransız parlamenter olan Patrick Deveciyan'la yaptığı mülakât, Batı'nın ikiyüzlülüğünün ve Batı hayranı aydınlarımızın zavallılığının, çarpıcı bir örneğidir. Banu Avar'ın, “Siz bir Ermeni olarak 1915 olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna,  Deveciyan, “Ben Ermeni değilim, Fransız'ım” cevabını verir. Bu cevaba şaşıran  Banu Avar, “Ama siz Ermeni kökenlisiniz” deyince, Deveciyan bu defa, “Burası bir ulus devlet ve ben de Fransız yurttaşıyım.  Yani Fransız'ım” cevabını verir! Avar'ın “Ama, siz değil misiniz Türkiye'de insanlara Kürt, Laz, Çerkez, Süryani denilmeli diyen” diye sorunca, Deveciyan şu ibretlik cevabı verir: “O başka!”
Evet, onlarda başka; bizde başka! Çünkü onlarda millî devlet güçlü olmalı ki, tüm dünyayı sömürebilsinler. Bizde ise, millî devlet darmadağın edilmeli ki, bu iç ve dış sömürü düzeni ve bu kaos daha yıllarca sürebilsin! 
Sola sızarak, solu kullanarak, yıllardır yaptıkları işte budur! 'Çok kültürlülük, etnik kimliklerin kabulü, Türkiyelilik' gibi kavramlar işte bunun için Batı tarafından servis edilmektedir! 
Alman Başbakanı Merkel, “Çok kültürlülük bizim için arzulanan bir şey değildir” diyormuş kimin umurunda! 
Türkiye bir Hukuk Devleti olmalı; Adalet Devleti olmalı; Bağımsız bir Yargı ve Özgür ve Millî bir Basına sahip olmalı. Temel hak ve özgürlükler garanti altında olmalı. Amenna! Buna kim karşı çıkabilir? Fakat bunların ancak, güçlü bir Millî Devletle hayata geçebileceği de iyi bilinmelidir. 
Geçenlerde vefat eden Orgeneral Teoman Koman, kendisini yargılayan hâkimin, 'Derin devlet var mı?' sorusuna şu cevabı vermişti: “Türkiye'de derin devlet yoktur. Sathî devlet vardır!” 
Evet! 'Sathî Devlet'; yani görünüşte, 'Devlet gibi' görünen bir devletimiz var! Eğer Türkiye'de gerçekten bu milletin menfaatlerini gözetecek bir derin devlet olsaydı, bu yaşadıklarımızın bir teki bile meydana gelebilir miydi? Bir kumpasla Orduyu çökerttiler; sonra yargı bitirildi. Millî Birliği paramparça ettiler! Bugün bu ülkede dört devletten söz edilmektedir! İsmi var fakat kendi yok T.C.Devleti; PKK'nın KCK'sı; Cemaat'in ve AKP'nin devleti! 
Güçlü bir millî devletimiz olmadığı için, Batı'nın her türlü tahkirini suskunlukla geçiştiriyoruz. Ermeni Soykırımı iftiralarında, Kürtçülük meselesinde bunun sayısız örneklerini yaşadık. Ellerinde bir tek kanıt olmadığı hâlde, milletimizi soykırımcı olarak suçluyorlar. Bu millete mensubiyet duygusunu kaybetmiş, GDO'lu aydınlar, bu suçlamaları, bu ülkenin televizyonlarında fütursuzca yapabiliyorlar! İçeriden ve dışarıdan müthiş bir saldırı ile karşı karşıyayız. Papa Hazretleri bile, “Ermenilere Soykırımı yaptığınızı kabul edin” diye buyuruyor! Avrupa Parlamentosu'nun hakkımızdaki küstah kararlarına ne diyelim? Avrupa Parlamentosu, AİHM'nin, “Siyasetçiler tarihî olayları yargılayamazlar” ve 1921'de, Malta'da Türkleri yargılayan İngiliz Yargıçlarının “Soykırımı izine rastlanılamamıştır” kararlarına rağmen,  'Soykırımı Kabul Edin' diye karar alabiliyor! 
1915'teki zorunlu iskân olayının benzerini Amerika ve İngiltere de yapmıştır. II. Dünya Harbi sırasında ABD; kendi topraklarında savaş yaşanmadığı hâlde, Japonya ile Uzakdoğu'daki savaşını gerekçe göstererek, Japon asıllı 112 bin vatandaşını tecrit kamplarında toplamış ve bunları savaş bitene kadar buralarda tutmuştu! Bu insanların ne ellerinde silâhları vardı ne de Amerikan askerlerine bir saldırıları olmuştu! İngilizler de, Avustralya'da savaş olmadığı hâlde, bu ülkede yaşayan ve hiçbir tehdit teşkil etmeyen bir Alman kolonisini uzak bir adaya sürmüşlerdi! Bizde ise Ermeni çetelerinin saldırıları söz konusuydu! Rus ordularında, yüz elli bin Ermeni, Osmanlı'ya karşı savaşmaktaydı!
Ermeni Tehciri konusunda, HDP'nin tavrı da ilginçtir. Türkiye Partisi olduğunu iddia eden bu partinin sözcüleri, ellerinde hiçbir kanıt olmadığı hâlde,  milletimizi Ermenilere soykırımı yapmakla suçlamakta; soykırımı yaptığımızı kabul etmemizi istemektedirler! HDP sözcüleri, Bununla da yetinmemekte; Kürtlere, Yezidilere, Süryanilere ve Rumlara da soykırımı yaptığımızı iddia etmektedirler. Tuhaf değil mi? hem Türkiye Partisi olduklarını iddia ediyorlar;  hem de Türk Milletine alçakça, suçlamalar yöneltiyorlar!  HDP'liler ve bazı Türkiyeli aydınlar soykırım iddialarını sürdürürken, bir Alman Parlamenter  bu soykırımı iddialarına bakınız nasıl tepki gösteriyor!
Alman Hükümetinin ortağı CDU üyesi Dr. Johannes Henrich, Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin (CDU), Ermeni meselesiyle ilgili tavrını protesto ederek, partisinden istifa ediyor! “90 yıldır, Ermeni tarihçileri ile bilim insanlarının, yaşanan olayları bilinçli ve tek taraflı olarak dünya kamuoyuna sunduğunu” ifade eden Dr. Heinrich'in, yaptığı şu açıklamayı,   özellikle HDP'liler okumalıdırlar: “Bütün bunları yaparken bir cümleyle de olsa katliamlarda kaç Müslüman'ın öldürüldüğüne ki, bu kesimin kaybı dehşet verici düzeydedir; değinme zahmetinde bulunmamaları düşündürücüdür. Ülkemde, politikacıların ve medyanın tek taraflı ve dar çevreden olaylara bakışı beni çok üzüyor. Şayet kesinlikle bir 'soykırım' deyimi kullanmak isteniyorsa, neden iki 'soykırım'  olmuştur demekten kaçınıyorlar?”
Türkiye, tarihinin en büyük ihanetini yaşıyor derken abartıyor muyuz? Cumhuriyetin 92. yılını kutluyoruz. Umarız artık, önem ve anlamını da anlarız!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık