• 23 Temmuz 2012, Pazartesi 9:11
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

İÇİMİZDEKİ AMERİKA!

AKP, ‘Kesin kazanırız’ gözüyle baktığı Balıkesir ve Manisa Belediye Başkanlıklarını kaybetmiş; bu iki ilde de MHP seçimleri kazanmıştı. Millî Gazete yazarı Mustafa Yılmaz’ın yazdığına göre; bu sürpriz sonucu sadece AKP değil, ABD de merak etmiş ve Amerika’nın İstanbul Başkonsolosu Sharon Weiner, seçimlerden hemen sonra soluğu Balıkesir’de alarak, şehrin esnafından, eşrafına, amirinden, memuruna tek tek dolaşarak ‘AKP’nin neden kaybettiğinin cevabını aramış!’ 

Amerika bizi bu kadar yakından takip ediyor!

Prof. Tolga Yarman, Amerika’da eğitim görmüş, fakat Türk kalabilmiş önemli bilim adamlarımızdan birisidir. Geçenlerde bir televizyon kanalında enerji meselemiz hakkında yaptığı önemli açıklamaları dinledik. Sayın Yarman’ın kardeşleri de bilim adamı. O, Amerika’dan döndükten sonra ülkesine hizmet için Anadolu’daki bir üniversiteye gidiyor ve öğretim üyesi olan kardeşlerini de Anadolu’ya çağırıyor. Tıpkı, Atatürk döneminde yurt dışına tahsile gönderilen, oralarda kendilerini yetiştirerek, önlerine konulan imkânları ellerinin tersiyle itip hizmet için Türkiye’ye koşan idealist Kuvayı Milliyeciler gibi!  Sayın Tolga Yarman’ın bir kardeşi Havelsan Genel Müdürü olarak bu ülkeye hizmet etmekteydi. Havelsan’da çok önemli başarılara imza atmış. Başarıları birilerini rahatsız etmiş olmalı ki, Balyoz gibi, Ergenekon gibi davalara bulaştırmaya çalışmışlar ve sonunda ‘Askerî Casus’luk’ suçlaması ile içeri attırmayı başarmışlar! Tıpkı GATA’da görevli askerî doktur, Prof. Albay Tayfun Uzbay gibi! O da tıp bilimi konusunda önemli çalışmalara imza atan bir bilimi adamı. Çalıştığı alan Şizofreni. Şizofreniyi tedavi edecek bir ilaç geliştiriyor ve bu çalışması dünya ilaç tekellerinin de ilgisini çekiyor! Sayın Uzbay’la yapılan bir mülâkattan öğreniyoruz ki, tutuklu bulunduğu koğuştaki 15 subayın tamamı da mesleklerinde en başarılı olanlar!

Prof. Tolga Yarman, 12 Eylül 2010’da yapılan Anayasa Referandumu öncesinde eski ABD Büyükelçisi James Jeffrey’in, İstanbul’daki bir toplantıda, ‘referandumda evet denmesinin Türkiye’nin demokratikleşmesine önemli bir katkı sağlayacağı’ şeklinde bir konuşma yapmış.  Kendisi de eski büyükelçiye hak ettiği cevabı vermiş.  Tavrından hiç pişman değil,  fakat ‘Kardeşim acaba bu tavrım yüzünden mi tutuklandı’ diye merak ediyor!

 Geçtiğimiz günlerde Meclis’ten jet hızı ile çıkarılan bir kanunla Özel Yetkili Mahkemeler ‘sözde’ kaldırıldı. Bu yeni düzenleme kamuoyuna, bir ‘reform kanunu’ olarak sunulunca, ‘Eh artık, sudan gerekçelerle tutuklu olarak yargılananlar da serbest bırakılırlar’ diye düşünmüştük! Evet, serbest bırakılanlar oldu PKK’nın şehir yapılanması KCK davası kapsamında tutuklu olarak yargılanan Prof. Büşra Ersanlı ve 15 arkadaşı tahliye edildiler; onlar artık tutuksuz yargılanacaklar! Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, KCK’dan tutuklu Prof. Büşra Ersanlı için, “Büşra Ersanlı terörist olamaz. Kendisini atanırım. Öyle yaramazlıklar yapmaz” demiş! Anlaşılan o ki, Odatv, Balyoz, Ergenekon, Askerî Casusluk gibi iddialarla tutuklu olarak yargılanan ‘yaramazlar’ belirsiz bir süre daha yatacaklar!

Fransa’nın Ankara Büyükelçisi, İstanbul’da düzenlenen bir törenle ‘büyük romancı’ Elif Şafak’a, ‘Sanat ve Edebiyat Şövalyesi’ ödülü vermiş. Büyükelçi yaptığı konuşmada,  ‘Ermeni Soykırımı iddialarını sahiplenerek, Türk toplumunun bilinçaltı üzerinde çalışma yaptığı için’  Elif Şafak’a takdirlerini bildirmiş!

Türklük aleyhinde faaliyette bulunanlara Batı hep itibar etmiştir; bu bakımdan Fransa’nın bu tavrı normaldir; bizim anlayamadığımız şey, bu tiplerin bu ülkede de baş tacı edilmeleridir.

“Neden böyle oluyor?” diye soracak olursanız, cevabı basittir: Atatürk’ten sonra bu ülkenin başına geçenler, Millî Rota’yı millete de unutturdular da onun için! 27 Mayıs’ın önemli isimlerinden Orhan Erkanlı, “Anılar, Sorunlar, Sorumlular” isimli kitabında şu bilgiyi veriyor: “Amerikan askerî yardımı birçok tabiî neticeleri de beraberinde getirdi. Ankara’da Amerikan Askerî Yardım Kurulu faaliyete geçti. Ordumuzun çeşitli mekteplerinde Amerikalıların nezaretinde kurslar açıldı. Birçok subay ve astsubayımız Batı Almanya’ya ve Amerika’ya kurslara gönderildi.  Askerlerimizi siyasî alanda hükümeti büyüleyen ‘Küçük Amerika’ olma hayali sarmıştı. Harp Akademileri dahi stratejik konsept değiştirdi; Amerikanlaştı!”

Evet, Amerika ile, ilkini Şubat 1945’de imzaladığımız İkili Anlaşmalar’la bu altyapı kurulmuştur! Bu anlaşmaların ayrıntıları 27 Mayıs’çı Haydar Tunçkanat’ın “İkili Anlaşmalar’ın İçyüzü” isimli kitabında bulunmaktadır. Ne yazık ki ve ne tuhaftır ki, ilk baskısı l970 yılında yapılan bu değerli kitabın ikinci baskısı ancak birkaç yıl önce yapılabilmiştir! Asker-Sivil aydınlarımız Atatürk sonrası hakkında tam bir karartma altındadırlar. Kuvayı Milliye ruhundan nasıl ve kimlerin eliyle uzaklaşıldığı konusundaki gerçekler hâlâ daha örtülmeye çalışılmaktadır. Diğer taraftan, Amerika’nın bu tarihten beri, devletimize ve milletimize ‘iyilikleri’ devam etmektedir!

 ‘Küçük Amerika Olmak’ sapkınlığının ‘Kuvayı Milliye Ruhu’nun yerini nasıl aldığı çok iyi bilinmelidir. Bu sözü, 1940’ların sonunda ilk telâffuz eden İsmet Paşa’nın prenslerinden Nihat Erim’dir. Daha sonra Demokrat Parti iktidarında Celâl Bayar, Amerika seyahati sırasında “Türkiye Küçük Amerika Olacak” diye konuşacaktır! Yani CHP de Demokrat Parti de aslında Ruh İkizidir. Ayrıca şunu da ifade edelim ki, bu Küçük Amerika sevdasının neşet etmesinin sebebi, öyle bugün bile hâlâ tekrarlandığı gibi, ‘Sovyet Tehdidi’ filân değil; Tanzimatçı aydınlarımızın ruhlarının derinlerinde yatan Batı aşkının, Mustafa Kemal Paşa’nın ölümünden sonra depreşmesidir!

27 Mayıs’ın lideri olan Cemal Gürsel’in ihtilâlden bir ay sonra Amerikan AP ajansına verdiği bir mülâkatta söylediği şu sözler ABD’nin nasıl bir zihin kontrolü altında olduğumuzu göstermektedir: “Kanaatimize göre yalnız Türkiye’yi değil, aynı zamanda NATO müttefiklerimizin sağ kanadını da kurtardık!”  Evet, rahmetli Gürsel, 27 Mayıs İhtilâli’ni işte bu sözlerle değerlendirmiş!

Ah, bu milleti bir de NATO’dan kurtarabilsek!

Yine ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 27 Mayıs’tan bir yıl sonra hazırladığı bir raporda, Millî Birlik Komitesi üyelerinin çoğunluğunun ‘ABD yanlısı’ olarak değerlendirildiğini de belirtelim! Amerika dün olduğu gibi günümüzde de komutanlarımızı çok yakından takip etmekte; Atlantikçi, Milliyetçi ve Ulusalcıları bir bir tespit etmektedir. Allah hepimizi Amerika’nın ‘iyiliklerinden’ korusun!

GLADYO-SÜPER NATO!

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu üyesi CHP milletvekili Mehmet Şeker, diğer NATO ülkelerindeki derin yapının izlerini Türkiye’de de gördüklerini söylemiş.  Şeker, “Bu ülkede kontrgerilla, derin devlet, gladyo, adını ne koyarsanız koyun, bir organizasyon, bunların arkasında ise ABD var. Darbelerde asker gece yatıp, sabah kalkıp darbe kararı almıyor. İşin içinde ABD var. İç içe geçmiş, mafya-çete-bürokrasi adına ne derseniz deyin bir organizasyon yapılmış ve bunlar çıkar amaçlı suç örgütleri oluşturmuşlar. Bunlar ortaya çıkıyor” demiş (Yeniçağ, 7 Temmuz 2012)!

İkili Anlaşmalar ve NATO üyeliği ile başlayan ilişkilerin sonunda gelinen nokta işte budur! Atatürk öldükten sonra bu millete yaşatılan,  bize özümüzü kaybettiren bir ‘Değişim’ ve ‘Dönüşümün’ sonucudur bütün bunlar. Şimdi yine ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’,  Değişim-Dönüşüm denilmektedir. Hâlbuki bizim ihtiyacımız olan şey özümüze dönmektir; daha  büyük bedeller ödemeden, hem Bilge Kağan’a hem de Kur’an âyetine uyarak (Duhan Suresi 13.âyet), ‘çok geç olmadan’ titreyip kendimize gelmektir.

(İsmail Şefik Aydın- 19.07.2012)

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık