• 11 Aralık 2015, Cuma 8:52
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

HOŞ GELDİN SOĞUK SAVAŞ!
 Olağanüstü günler yaşıyoruz.  Her zamankinden daha sağduyulu olmalıyız. Fakat ne yazık ki,  yine duygular ve hırslar hâkim! Parti sözcülerinin, Hükümet Programı üzerindeki konuşmalarını dinledik. HDP'nin ilk konuşmacısının bakışları da, söylemi de nefret ve kin doluydu. Önümüzde çok daha zor günlerin olduğunu görebilmek için kâhin olmak gerekmiyor. Siyaseti biraz dikkatle takip eden her sağduyu sahibinin, bunu gördüğüne ve bu güzel ülkenin geleceğinden endişe duyduğuna inanıyoruz.
Atatürk'ün ölümünden sonra, Türkiye'yi yönetenlerin, rotayı Batı'ya kırmaları; Batı ile kurulan ittifak ilişkilerinin bir bağımlılığa dönüşmesi bizi bugünlere getirmiştir. Eğer, iktidar ve muhalefet partileri, kaybettiğimiz, -bu Cumhuriyetin Kutlu Kurucularının geliştirdiği- Devlet Aklını yeniden kılavuz edinmezlerse, bugünleri bile arayacağımızdan emin olabilirsiniz.
Hükümet Programı üzerinde CHP sözcüsü sayın İlhan Kesici, esprilerle dolu çok hoş bir konuşma yaptı. Meclis Başkanı da, konuşmasının içeriği ve üslubu için Kesici'yi tebrik etti. Meclis'in mahabetini idrak edebilmiş siyasetçi sayısı o kadar az ki; bu tarz konuşmaları nerede ise unuttuk. Meclis'ten aklımızda kalan nedir? Hep kavga ve hep hırçın bir üslup! Sayın Kesici bu konuşmasında, hükümet programında yer alan, Türk Milleti kavramının anayasadan çıkarılması konusuna hiç değinmemiş olsa da, konuşması yine de önemliydi. Kaldı ki, konuşmasında bu konuya değinen MHP sözcüsünün eleştirisi de öyle pek ahım şahım bir şey değildi. Biz beklerdik ki, o konuşmada,  Türk Milliyetçilerinin böyle bir şeye  aslâ  izin vermeyecekleri, kararlılıkla ve yüksek sesle ifade edilsin! 
İnancımız odur ki, Meclis'te, Kuvayı Milliye Ruhu'ndan beslenmiş yirmi kişilik bir parti grubu olsaydı, her şey çok daha farklı olurdu. Bizim asıl meselemiz, iktidar partisi için, bir 'Demokles Kılıcı' işlevi görecek diri bir muhalefetin eksikliğidir. 
Sayın Kesici'nin konuşmasına dönecek olursak; Selçuklu'nun yıkılmasından sonra, Sivas yörelerinde hâkimiyet kuran Kadı Burhaneddin'den naklettiği bir vecize çok anlamlıydı.  Kadı Burhaneddin devlet adamı için şu tanımı yapmış: 
“Devlet adamının gözü dağın arkasını görür. Devlet adamının aklı nelerin olacağını bilir!”
Ahmet Cevdet Paşa'nın, “Devlet adamları tarih okurlar” sözünü bu sütunlarda sıklıkla hatırlatırız. Devlet adamları tarih okumaz ve sadece kendi hayat tecrübelerine güvenerek kararlar alırsa, yalnız kendilerini değil, yönettikleri ülkeyi de büyük felâketlere sürüklerler. İşte, bunu önleyecek tecrübeye 'Devlet Aklı' deniliyor.
Cumhurbaşkanımız, “Güçlü devlet olmazsak bu coğrafyadan siliniriz” diye konuşmuş. 'Hamdolsun'; angajman kurallarımızı ihlâl eden Rus uçağını düşürerek güçlü devlet olduğumuzu kanıtladık! Şaka bir yana, Rus uçağının niçin düşürüldüğünü anlayabilmiş değiliz. Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değdi mi? Türk-Rus dostluğunu kendi ellerimizle berhava ettik. Yunan uçakları hava sahamızı hemen her gün ihlâl ediyor! Bir İsrail uçağı, hava sahamızdan geçerek Suriye'yi bombalamış; hattâ yedek yakıt tankını da, Gaziantep üzerinde topraklarımıza bırakmıştı! Yunan ve İsrail uçaklarını düşürdük mü? 
Rus uçağının bizi tehdit ettiğini kim iddia edebilir? 'Angajman kuralları ihlâl edildi'  deniliyor! Allah aşkına, bu kurallar Allah'ın ayetleri mi? Angajman kurallarının, Suriye'yi sıkıştırmak için konulduğunu bilmeyen var mı? Bu angajman kuralları sayesinde, Selefî Cihatçı güçler, sınırlarımızda, rahatlıkla varlıklarını sürdürmek imkânına sahip oldular. 
Suriye'nin istikrarsızlığa sürüklenmesine katkı sağlayarak,  Filistin'de Müslümanlara kan kusturan İsrail'in ekmeğine de yağ sürmüş olmadık mı?
Angajman kurallarımıza uymadığı iddiasıyla,  Rus uçağını düşürdükten sonra,  Rusya ile bozulan ilişkilerimizin vahim sonuçları meydandadır. Biz, Rus uçağını düşürerek, âdeta kendi ayağımıza kurşun sıktık. Hâlbuki, Rusya ve İran  açıkça Suriye'nin yanında yer aldıktan sonra, angajman kurallarını değiştirmeliydik. Evet, eğer Rusya ile stratejik ortaklığımız devam edecek idiyse; bu yapılmalıydı. Rus uçağının düşürülmesi ve paraşütle atlayan bir Rus pilotun, -bizim desteklediğimiz Selefî Cihatçı güçler tarafından-, savaş hukuku çiğnenerek,  Allahuekber nidalarıyla öldürülmesi, inanıyoruz ki, Müslümanlığın ne olduğunu bilen müminlerin de kanını dondurmuştur. Bu, sözde İslâmî Cihatçılar, İslâm'a en büyük kötülüğü yapmaktadırlar. Bu katillere sempati ile bakanlar, umarız artık gerçeği idrak ederler. 
Diğer taraftan, pilotumuzun uyarılarının, elektronik dalga ile Rus pilota ulaşmasının önlendiği iddiasını da hatırlatalım! Birileri Rus uçağını düşürmemizi mi istedi? Rus uçağının düşürülmesinden sonraki gelişmelere bakılacak olursa, bu iddia yabana atılır değil.
AKP iktidarının Mezhepçi ve İdeolojik Suriye politikası sayesinde, güneyimizde artık  bir Suriye Devleti yok! 'Hamdolsun', PYD, IŞİD ve kendi aralarında bile kavgalı onlarca Selefî Cihatçı örgütle komşu olduk! Dostumuz ve de müttefikimiz Amerika, bizim 'Kırmızı Çizgimiz' olan PYD'yi, 'Kara Ordum' diye niteliyor! Yani Amerika bize,  “Ey Türkiye! Sakın benim PYD'me dokunma” diyor! Şimdi de, Amerikan askerlerinin, PYD güçlerine askerî eğitim vermek için, Kürt Kantonlarının kurulduğu Suriye'nin Kuzeyine gidecekleri ve Amerika'nın, -hukuken Suriye'ye ait bu topraklarda-, Suriye Devleti'nin izni olmadan, bir Askerî Üs ve Havaalanı kuracağını öğreniyoruz!  
Yeni Osmanlı hayali ve Esed takıntısının yön verdiği Suriye siyasetimizin sonuçları şimdilik bunlardır! Musul'a, Peşmergeyi eğitmek için asker göndermemiz üzerine, Irak hükümetinden yediğimiz zılgıt da, itibarımızın ne hâle geldiğinin aynasıdır. Komşularımızla sıfır sorun derken sorunlu olmadığımız komşumuz kalmadı! 
Gazeteci Fehim Taştekin'in,  “SURİYE” isimli bir kitabını okuduk. Kitapta  çok ilginç bilgiler var. Bu kitaptan bazı önemli bilgileri daha sonraki yazılarımızda paylaşacağız. Fakat, yazarın Amman Büyükelçimizle yaptığı bir mülâkattan not ettikleri var ki, öncelikle yazmamız gerekiyordu. 15 Nisan 2012'de Fehim Taştekin, bir mülâkat yapmak için Amman Büyükelçiliğimize gider. Büyükelçimize, Suriye'deki olaylar, Ürdün ve bölgedeki  gidişatla ilgili görüşlerini sorar. Taştekin'in yazdıklarını birlikte okuyalım: “Büyükelçi, Suriye dosyasının taşıdığı bölgesel riskleri ve Orta Doğu'nun gerçek dinamiklerini hafife alan Ankara'nın yaklaşımlarından dolayı ziyadesiyle endişeliydi. Elçiliklerden gelen uyarıları dikkate almayan, 'second track' diplomasisiyle iş gören;  yani, gayriresmî sivil unsurlarla çalışan, bagajında ideolojik angajmanlar bulunduran ve büyük iddialar eşliğinde etki alanını genişletmeye bu kadar hevesli olmasına rağmen, bölgeyi tanımayan hükümetin hızla duvara çarpacağını anlattı.”
Büyükelçimizin bu öngörüleri aynen gerçekleşmiştir. Gayri millî Suriye siyasetimiz yüzünden, burnumuza kadar pisliğe batmış bir durumdayız. Suriye'den sonra, Rusya ile de ilişkilerimizin bozulmasının vahim sonucu, ülkemizin yeniden, Batı'nın etki alanına girmiş olmasıdır. Kim bilir, belki de arzulanan buydu! 
Ne yazık ki, yeniden, Soğuk Harp dönemine geri dönülmektedir 
Rus uçağının düşürülmesinden sonra, yandaş medyanın yaptığı yayın, Soğuk Harp Dönemi'nin çılgınlığının ve o kaba üslubunun yeniden benimsendiğini gösteriyor. Komünizm bitti fakat Amerika hayranlığı ve Rus düşmanlığı  tüm rezilliği ile devam ediyor! Hâlbuki, bu iktidarın Rusya ile kurduğu ilişkiler; Şangay Beşlisi'ne katılmaktaki arzusu bizi biraz umutlandırmıştı. Ne yazık ki, muhalefet, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini dengeleyecek olan bu adımları destekleyeceğine,  “Batı'dan kopuyoruz” telâşına kapılmıştı! Bundan böyle, endişelenmelerine gerek yoktur! Artık Amerika ile birlikte yürüyeceğiz. Amerika, NATO ve Batılı dostlar bizi koruyacaklar! Uçakları şimdiden İncirlik'e gelmeye başladı zaten! Amerika ile birlikte olduktan sonra kim korkar Hain Kurttan! 
Hoş geldin Soğuk Savaş! Yeniden başa dönmek zorunda değildik,  fakat ne yazık ki, ibret alınmayınca tarih tekerrür ediyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık