• 15 Haziran 2015, Pazartesi 9:31
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

HASAN AĞABEYİ KAYBETTİK!
 Çok değerli dostum, sevgili Ağabeyim,  Hasan Öğütçü'yü kaybettik. Onunla, Yeşil Giresun gazetesindeki odasında, bazen de, gazetenin önündeki ağacın altında,  çaylarımızı yudumlarken yaptığımız güzel sohbetleri her zaman büyük bir özlemle hatırlayacağım. 
Hasan ağabeyimin üzerimdeki emeği çok büyüktür. Yazı kabiliyetimin gelişmesini onun teşviklerine borçluyum. İlk köşe yazım, 1979 yılının başlarında yazdığım “Özveri” isimli bir yazıydı. Yine aynı yıl, Ülkücü ve Solcu gençlerin yazdıkları sloganlarla duvarları kirletmelerini eleştiren “Duvar gazeteleri” isimli bir yazı yazdığımda, beni işyerimden arayarak tebrik etmişti.    
Ankara'ya yerleştikten bir süre sonra yazı yazmayı bırakmıştım. Giresun'dan Ankara'ya döndüğüm bir seyahatte, aynı otobüste birlikte olduk. Parkinson hastalığına yakalanmıştı; kontrol için Ankara'ya gidiyordu. Otobüsten inip-binmesine yardımcı olmuş; mola sırasında birlikte oturup sohbet etmiştik.  Benden yine yazmamı istemişti. Kaç yıl oldu? Sanırım 20 yıla yaklaşmıştır. O gün, bugün Yeşilgiresun gazetesinde, sürekli olarak haftalık yazılar yazıyorum. Yazılarım  “Bu Ülkeyi Sokakta Bulmadık” ismiyle kitap oldu.
Yaz tatillerinde Giresun'a geldiğimde Hasan Ağabeyimi mutlaka ziyaret ederdim. 18 yıl aradan sonra, Giresun'a temelli yerleşince, daha sık görüşmeye başladık. Dostluğumuz daha da pekişti. Kendisi de benim gibi idealist bir insandı. Siyasetin memlekete bir hizmet aracı olmaktan çıkarak,  menfaat odaklı bir uğraş hâline gelmesi; kifayetsiz muhterislerin her yere hâkim olmaları onu çok üzüyordu. Hep bu konuları tartışır; memleketin geleceğine ilişkin endişelerimizi paylaşırdık. 
Fındık özel uzmanlık alanıydı. Giresun fındığı için çok uğraştı. Fındık Kurultayında emeği büyüktür. Emekliliğinden sonra, birçokları gibi köşesine çekilip oturmadı ve çok zor bir işi, gazeteciliği seçti. Yeşilgiresun gazetesini devraldı ve bugünkü durumuna getirdi. Hasan Ağabey bir Beyefendiydi; dürüst, düzgün ve ciddî bir adamdı. Gazetesi de aynen kendisi gibiydi. Örnek bir gazete patronu ve başyazardı. Kıyafetinde çok titizdi: Çok temiz ve çok uyumlu giyinirdi. Yeni aldığı bir tişörtü beğendiğimi anlayınca aynısını alıp bana hediye ederek, beni mahcup etmişti.  
Saat gibi işleyen bir beyni vardı. Hastalığı sebebiyle ellerinin titremesine mani olamıyordu fakat o titreyen elleri ile başmakalelerini yazmayı sürdürdü.  Hani ağaçlar ayakta ölür derler ya;  Hasan Ağabey de işte görevinin başında öldü diyebiliriz. Yoğun bakımdayken bile gazeteyle ilgilendiğini duyunca hiç şaşırmadım. İşte bunun adı sorumluluk duygusudur. Bugün birçoklarında olmayan bir  şey! 
Beyyine Sûresi ayet 7'de, “Şüphesiz inanan ve sâlihâtı işleyen,  güzel işler yapan  kimseler, yaratılanların en hayırlılarının ta kendileridir” buyuruyor.
Hasan Ağabey çok güzel işler yaptı. Ben, kimseyi incittiğini görmedim; duymadım. “Yaratılanların en hayırlılarından biri” sıfatını hak ettiğine inanıyorum. Allah rahmetini üzerinden eksik etmesin. Mekânı cennet olsun. 
Kederli ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. 
Onu hep özlemle hatırlayacağım.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık