• 19 Şubat 2016, Cuma 8:51
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

HAİN BİR SALDIRI!
 Ankara'da hain bir terör saldırısı daha yaşadık. 28 vatan evlâdı şehit edildi. Şehit sayımız artabilir. Onlarca da yaralı var. Yazık! Büyük bir ihtimalle saldırı PKK'nın işi. Başta PKK olmak üzere bütün terör örgütlerini lânetliyo-ruz. Bunların özgürlük mücadelesi verdiğine ina-nan  ve bunları destekleyen gafillere de lânet olsun! 
Bundan 15 yıl önce yok olma noktasına gelen bir terör örgütü, devletteki zaaflar yüzünden bu-gün, devletimize kafa tutacak bir duruma gel-miştir! 
İçlerinde bir nebze bu millete mensubiyet duygusu olan, sorumlu makamlarda bulunan  herkes, şapkasını önüne koyup düşünmelidir!  Sadece onlar değil; bu eli kanlı terör örgütünün özgürlük mücadelesi verdiğine; Kürt vatandaşlarımızın ezildiğine inanan geri zekâlılar da artık neye destek olduklarını, bu desteklerinin örgüte nasıl bir güç verdiğini ve bunun nelere mal olduğunu düşünmelidirler. Terörün bu boyutlara gelmesinde, devletteki zaafın yanında bu sözde aydınların da payı büyüktür. 
Millî vasfını yitirmiş televizyon kanallarında, yıllardır, PKK propagandası seyrediyoruz. Öyle tartışmacılar çıkardılar ki ekranlara; öyle yalanları, öyle inandırıcı bir şekilde söylediler ki, sanırsınız bu ülkede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız büyük bir baskı altındadır ve bizatihî Kürt vatandaşlarımıza eziyet edilmektedir!
Bu utanmazca yalanları bu millete yıllarca dinlettiler; ne RÜTÜK ve ne de yetkililer kıllarını bile kıpırdatmadı! 
Bu derin gaflet, teröristlere ve yandaşlarına güç verdi!
Dünyanın başka bir ülkesinde, böyle bir gaflet örneği görebilmek mümkün değildir. Bu ülkede yıllardır öyle aşağılık, öyle namussuzca bir psikolojik harp sürdürülmektedir ki, demokrasi, düşünce özgürlüğü gibi kavramlar bu devletin varlığından, vatandaşların can güvenliğinden daha değerli olarak kabul edilir olmuştur.
Efendim, Voltaire demiş ki; “Düşüncenizi paylaşmı-yorum, fakat onu ifade edebilmeniz için hayatımı ortaya koymaya hazırım!”
Yok böyle bir şey! Voltaire'nin böyle bir sözü yok! Hem olsa bile ne yazar ki?
Efendim, 'Güvenlikçi politikalarla terör sorunu çözülemez!'
Eee! Ne yapacağız? Batılı 'dostlar' yolu gösteriyor: 'Terör örgütü ile yeniden masaya oturun! Görüşme-leri başlatın!'  Emriniz olur!
Bu ülkenin elitini, Batı hayranı yaparak kontrol altına aldılar ya; kendi ülkelerinde aslâ izin vermeyecekleri şeyleri bizden istiyorlar! Ana dilde eğitim hakkını  tanımalıymışız! Kürt kardeşlerimizin kendi kendilerini yönetme haklarını tanımalıymışız. 
Avrupa Birliği'nin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na koyduğumuz çekinceleri kaldırmalıymışız (CHP bu çekinceleri kaldıracaklarını açıkladı iyi mi!)!
Bu anadilde eğitim konusunda müthiş bir kandırmaca yaşanıyor. Yazar Özdemir İnce'den, bir TV programında dinledik. Sayın İnce, Kopenhag Kriterlerine göre böyle bir şey olup olmadığını bir Fransız yetkiliye sorar. Aldığı cevap şudur: 
Kopenhag kriterleri anadilde eğitim diye bir şey dayatmıyor; istenen şey 'anadil öğrenme hakkının önündeki engellerin kaldırılması!' 
Bu da bu ülkede yıllardır serbest!
Ey Kürtçe anadilde eğitimi olmazsa olmaz diye dayatanlar! Aklınızı başınıza alın. Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık! Bir ülkede iki millet olmaz! Buna izin vermek bir milletin intiharı demektir. 
Herkes artık safını seçmelidir. Ya bu devletten yana olacaksınız, ya da  düşmansınız! 
Terör örgütlerini açıkça destekleyen her kimse, bunlara aslâ müsamaha gösterilmemelidir. Kanunlar yetersizse, yeni kanunlar çıkarılmalıdır. Kimse düşünce özgürlüğünü Devleti ve Milleti bölme vasıtası olarak kullanamaz. . Bunu yapmaya kalkanlar kanun önünde bedelini ödemelidir. 
Düşünce özgürlüğü masalları ile bugünlere kadar geldik. Yeter artık! Dünyanın bizden başka bir ülkesinde düşünce özgürlüğünün bu kadar istismar edilmesi mümkün değildir. Bu ülkede öyle bir psikolojik harp yöntemi uygulandı ve bunda  o kadar başarılı olundu ki, bu  vatana zerre kadara bağlılık duygusu hissetmeyenlerin bile kamuda çalışmaları, düşünce özgürlüğü adına ve  demokratlık adına  normal karşılanabildi! Böyle bir saçmalık dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bu devletin anayasasını,  millî devlet yapımızı beğenmeyebilir. Bu vatandaşımız eline silâh alıp dağa çıkmadıkça, kanunların güvencesi altında  bu ülkede özgürce yaşayabilir. Fakat bu düşüncelere sahip bir vatandaş kamuda çalışamaz! Güvenlik soruşturması işte bunun için var! Bir devletin, hukuk kuralları içinde  kendini korumasından daha doğal ne olabilir ki?
Bu ülkede bir akademisyenler bildirisi olayı yaşadık. Bu içerikte bir ihanet bildirisi dünyanın başka bir ülkesinde yayınlanamaz. Bırakın yayınlanmasını, bu zihniyette olanlar zaten o ülkede kamuda görev alamazlar! Fakat kabahat bu bildiriyi yayınlayanlarda değil. Kabahat, bu devleti yıllardır  zaaf içinde yüzdürerek bu duruma getirenlerde! Türkiye artık geçmişinde yaptığı hatalarla hesaplaşmak zorundadır. Bunu yapmazsak bu coğrafyada varlığımızı sürdüremeyiz. 
Güneydoğu'da yalnız bölücü PKK yok. Yasal olarak faaliyet sürdüren birçok parti ve STK var. Devrimci Doğu Kültür Ocakları, Devrimci Halk Kültür Derneği, Anti Sömürgeci Demokratik Kültür Derneği, Rızgari,  Kurtuluş Bayrağı, Kawa, Kürdistan  Kurtuluş Hareketi, Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları, Kürdistan Sosyalist Birliği, Kürdistan Öncü İşçi Birliği, Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi, Kürdistan Devrimcileri, Kürdistan Mücadele  Örgütü, Kürdistan Demokrat Partisi,  Kürdistan İşçi Partisi bunlardan bazıları!  Yurt dışında örgütlü olanlar da var. PKK'yı ve bunları açıkça savunan televizyon kanallarımız bile var!
Bunların hepsinin  amacı bu topraklarda bir Kürdistan Devleti kurulmasıdır!
Bize, 'PKK ile masaya oturun, müzakere edin' diyen Batılı 'dost' ülkelerden hiçbirinde bu tür bölücü faaliyetlere izin verilmez! 
Şimdi bakınız; bundan yıllar önce, Amerika'nın Teksas eyaletinde “Bağımsız Teksas” diyen birinin başına neler gelmiş! 
Teksas Meksika Devleti'ne bağlıyken, bu devletten ayrılıp, on yıl kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürdükten sonra, 1845'de Amerika'ya katılmış. Günümüzde, Teksas'ın Amerika'dan ayrılmasını ve bağımsız bir devlet olmasını isteyenler var. “Teksas Cumhuriyeti” isimli bir örgüt kurmuşlar. Öyle silâhlı bir güç filân değiller. Bırakınız, terör eylemleri ile günahsız insanları öldürmeyi, bir tek kişinin bile burnunu kanatmamışlar!
Bu örgütün kurucusu olan Richard McLaren, 1998 yılında 99 yıl hapse mahkûm edilmiş ve hâlen hapiste! Suçu neymiş biliyor musunuz? Teksas'ın bağımsızlığını isteyen bu örgüte üye oldukları için tutuklanan iki arkadaşının serbest bırakılması için bir çifti rehin almak; iki gün rehin tuttuktan sonra yapılan pazarlık sonucu rehineleri bırakarak teslim olmak! 
Bu suçun karşılığı 99 yıl hapis!
Ey PKK sempatizanları ve ey bu örgütle müzakere edenler! İşitin! 
Herkes şapkasını önüne koyup düşünsün! Hükümetin terör örgütlerine karşı, Hukuk Devleti Kuralları içinde, alacağı bütün tedbirlerin arkasındayız. Terör örgütlerine karşı verilmekte olan mücadele tek bir terörist kalmayana kadar sürdürülmelidir. 
Bu hain terör eylemini şiddetle lânetliyoruz.  Daha önce yaptığımız bir uyarıyı yineliyoruz. Genelkurmay bile yaptığı ilk açıklamada bu hain olayı 'KINIYOR!' 
Türkçeyi ne kadar yanlış kullanıyoruz!  Karşımızda bir terör örgütü var ve işini yapıyor. Terör örgütü kınanmaz LÂNETLENİR!  
Şehitlerimize rahmet, yaralananlara şifa diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık