• 07 Ekim 2016, Cuma 9:00
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

GÜLENİZM KEMALİZM'İN ÇOCUĞUYMUŞ!
TVNET kanalında, bayramdan hemen önce, Yenişafak gazetesi yazarlarından Yusuf Kaplan'la yapılan bir mülâkatı şaşkınlık içinde dinledik. Yusuf Kaplan'ı önceki yıllarda TV 5 kanalında yönettiği açık oturumlardan tanıyoruz. Yenişafakta'ki yazılarına da arada bir göz atardık. Entelektüel derinliği olan bir insan. Fakat ne yazık ki, bu programda söylediklerinden,  muhafazakâr kesimdeki 'Atatürk'ü anlayamamak' hastalığının onda da olduğunu gördük
 Sayın Kaplan, 'Gülenizm'i Kemalizm'in beslediğini' söylüyor! Bu anlayışın temel sebebi, 'Atatürk dönemindeki baskılar sebebiyle Müslümanlar dinlerini öğrenemediği için, Atatürk'ten sonra, kolaylıkla  bu tür sapkın hareketlerin etkisinde kaldı' şeklindeki, bir zandan  kaynaklanan temelsiz bir saplantıdır. Hâlbuki, Atatürk, Türkçe Meal-Tefsirini yaptırarak, Müslümanların dinlerini ana kaynağından öğrenmesi imkânını bu millete sağlamıştı. Ne var ki, Yusuf Kaplan, “Kur'an dinimizi öğrenmenin ana kaynağıdır”  diyenlere de şiddetle karşı çıkıyor!  “Hadis, sünnet ve fıkıh” olmadan dini öğrenmenin mümkün olmadığını savunuyor!
 Tesadüf bu ya, bayramdan hemen sonra,  yine TVNET kanalında bir dinî programa denk geldik. Arapça konuşan ve sözleri tercüme edilen biri, Peygamberimizin hayatından örnekler veriyordu. Salon tıklım tıklım doluydu ve izleyenlerin hepsi kadındı. Yüce peygamberimiz, “Ben gaybı bilemem” diyerek, kendisinin sadece Allah'ın elçisi olduğunu söylediği hâlde, konuşmacı, Peygamberimizin mucizelerinden örnekler anlatıyordu! Efendim, Hz. Peygamberimiz bir kervanla seyahat ediyormuş. Susuz kalmışlar. Develer ve kervandakiler susuzluktan kırılıyor. Derken bir su kuyusuna geliyorlar. Fakat kuyuda su yok! Peygamberimiz, avucunu kuyuya uzatıyor, bir avuç su çıkarıyor; bunun bir kısmını içtikten sonra kalanını kuyuya geri bırakıyor ve sonra da kuyunun içine tükürüp,  arkasını dönüp gidiyor. Hemen ardından, kurumuş kuyudan bir anda sular taşıyor; insanlar ve develer bu sudan içerek kurtuluyorlar! Bu saçmaları bir sahabe anlatmış!
 Hadislerin birçoğu işte böyle, sahabelere atfedilen uydurmalardan ibaret ve ana kaynağımız Kur'an dururken, Müslümanlardan bunlara inanmaları isteniyor!
 Bu zihniyetin, bu Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'le sorunu büyük! Atatürk'ü; Padişahlığı ve Hilâfeti kaldırdığı için sevmiyorlar;  hem de Kur'an, babadan oğla bir Saltanata ve Hilafete yer vermediği hâlde! 
Atatürk; emperyalizme karşı ilk İstiklâl Harbi'ni vermiş; dünyanın bütün mazlum milletleri bizim İstiklâl Harbimizi örnek almış umurlarında bile değil! Dini, namaza indirgeyen; 'Seccademi serdiğim yer vatanımdır' diyen bu zihniyetin, Türkiye'yi Batı kampının kölesi yapmak isteyen Batıcı anlayış kadar tehlikeli olduğu bilinmelidir. 
Bizim asıl meselemiz, yanlış din algısıdır. Eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan sayın Prof. Ali Bardakoğlu'nun, 13.09.2016 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan şu  değerlendirmesi konuyu çok güzel özetliyor: “…Dinin özündeki ahlâkı yeniden keşfetmemiz, onu belli şekil ve ritüellere indirgemek yerine, (dinin) insan hayatında egemen kılmak istediği temel ahlâkî değerlerle, 'adalet, dürüstlük, hak yememe, yalan söylememe, ötekine saygı, yardımlaşma, kendisi için istediğini kardeşi için de isteme gibi' temel erdemlerle birlikte anlamamız gerekiyor.”
Müslümanlar, dinimizin ana kaynağı olan Kur'an'ı Kerim'i bir Türkçe mealden okumuş olsalar; dinin ana emrinin, sayın Bardakoğlu'nun bir kısmına değindiği değerlere uymak olduğunu, oruç ve namazın, bize sadece bu değerleri hatırlatmanın bir aracı olduğunu; Atatürk'ün, bütün hayatı boyunca dinimizin bu değerlerine bağlı bir hayat yaşadığını da anlayacaklardır. Dinin esası Allah'a iman ve Salih amel değil midir?
Çoğumuz ibadeti namaz kılmak, oruç tutmak gibi ritüellerin yerine getirilmesi sanırız. Hâlbuki, ibadetin temel anlamı Allah'a kulluktur. Peki Allah'a kulluk nasıl olacak? Bir kıssa  ile anlatalım: Yüce Allah, Müslümanların kulluğundan şikâyetçidir. Der ki, “Ben açtım, beni doyurmadınız; hastaydım, beni ziyaret etmediniz!” Müslümanlar “Ya Rabbi, sen bütün âlemlerin Rabbisin  Her  şeyin sahibisin. Sen nasıl aç olursun; nasıl hasta olursun?”
 Yüce Allah cevap verir: “Falan yerde, kimsesiz aç yetimler vardı. Eğer onları doyurmuş olsaydınız, beni doyurmuş olurdunuz! Falan yerde yaşlı, kimsesiz, hasta bir insan vardı. Eğer onu ziyaret etmiş olsaydınız, beni ziyaret etmiş olurdunuz!”
Kur'an'ın yanına hadis, sünnet ve fıkıhı koyanlara, yine Peygamberimizle sahabe arasındaki geçen bir olayı hatırlatmak isteriz: Peygamberimiz, bir sorunun çözümünde “şöyle  hareket edelim” deyince, sahabeden, “Ya Muhammed, bu görüş sana mı ait, yoksa vahiy mi?”  itirazı gelir. Peygamberimiz, “Benim görüşümdür” deyince; Sahabe “o zaman aramızda tartışalım” der. Yani, Peygamberimizin her yaptığı, her söylediği Kur'an âyetleri hükmünde olamaz. Müslümanlar  kuşkusuz bunlara da bakmalıdır fakat dinimizin ana kaynağının Kur'an olduğu unutulmamalıdır.   
Yusuf Kaplan'ın bu mülâkatını Hürriyet yazarı Ahmet Hakan da dinlemiş olmalı ki, .  13 Eylül tarihli, “Yusuf Kaplan'ın Temel Sorunu” başlıklı yazısında, şu eleştiriyi yapmış: 
“Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, amansız bir Fetullah ve Kemalizm düşmanı olarak beliriyor son günlerde. Fetullahçılık ile Kemalizm'i aynı potada eritmeye çalışıyor ve “Gülenizm, Kemalizm'in çocuğudur” falan türü çok iddialı analizler yapıyor.  Oysa aynı  Yusuf Kaplan bir zamanlar şu türden analizler patlatıyordu: “Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun samimî, ihlâslı, dur durak demeden ülke ülke koşan talebeleri bu ülkenin emniyet  supabıdır.” 
Eski Bakanlardan Mahir Ünal da Kemalizm'e saldırıyor. Bayramdan önceki haftalarda, CNN Türk'teki bir programda da yine, Kemalizm'e saldırılıyordu. Kemalizm hakkında bazı densiz sözler sarf eden, Cumhuriyeti kuranları 'elit' olarak suçlayan birini, o programda bulunan Hürriyet yazarı sayın İsmail Saymaz, “Cumhuriyeti elitler değil, garibanlar, yetimler kurdu. Atatürk Selânikli bir yetimdi” diyerek susturmuştu. Aynı programda eski AKP Diyarbakır milletvekili Abdullah Kurt da, Tek Parti Dönemini aşağılayan sözlere sarf etmişti. 
Atatürk'e, Kemalizm'e ve Atatürk'ün Tek Parti Dönemine yapılan saldırıların birçoğu bize göre, tarih bilmemekten kaynaklanmaktadır. Önemli bir kısmı da, yabancı istihbarat kuruluşlarının organize bir psikolojik harekâtıdır. Çünkü Batılı 'dostlar' bilmektedirler ki, Atatürk çekilip alındığında, bu Cumhuriyetin bir dayanağı kalmayacaktır. 
Alman Orta Doğu uzmanı Kurt Ziemke, 1930'da yayınlanan Die Neue Turkei adlı kitabında şu aklı veriyor: “İngilizler Musul'da hedeflerine ulaşmak için bir yandan Türkiye'deki ayrılıkçı hareketlere destek verirken, diğer yandan da, Kemalist akımın yayılmasını engelleyecek önlemlere başvurmuşlardır. Yapılması gereken, Kemalist Cumhuriyet'in hem din düşmanı hem de Kürt düşmanı olduğu tanısını gündeme getirip işlemektir” (Cengiz Özakıncı, “Yeni Osmanlı Tuzağı”, s. 354).
Atatürk'e, Kemalizm'e ve Atatürk Dönemine kara çalanlar bilsinler ki, yaptıkları emperyalizme hizmet etmekten başka bir şey değildir.  Bize göre, Atatürk'e yapılan bu saldırılar son derece bilinçlidir. 15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra, Cumhurbaşkanımızın, “Cumhuriyeti bugün daha iyi anlıyoruz” şeklindeki açıklaması; AKP Genel Merkezine Atatürk posteri asılması; meydanlarda Türk bayrakları ile birlikte Atatürk posterlerinin taşınması anlaşılan birilerini rahatsız etmiş! Batı'lı 'dostlar'  ve içimizdeki ajanları, Atatürk'ün yeniden rehber edinilmesinden korkuyorlar. Çünkü, o zaman hiçbir güç, Türkiye'nin bu coğrafyanın belirleyici gücü olmasını engelleyemez. Ve iyi bilinsin ki, ancak bu takdirde, bu coğrafya kan gölü olmaktan kurtulur; bölgenin ekonomik kaynakları ancak o zaman bölge halklarının refahı için kullanılabilir. 
Gerçekleri görelim! Farkında olmadan, emperyalistlere hizmet eder durumuna düşmeyelim!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık