• 13 Ağustos 2012, Pazartesi 9:38
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

GELECEĞİMİZİ DÜŞÜNDÜKÇE İÇİMİZ ÜRPERİYOR!
 Şemdinli'deki 'savaş' günlerdir sürüyor! Her gün şehit cenazeleri geliyor! Demeçler çok sert fakat kuru gök gürültüsünden bir farkı yok! 'Kürt Açılımı' politikasının 'meyvelerini' PKK'nın daha da azgınlaşması, yandaşlarının daha da şımarması ve  PKK'nın 'Alan Hâkimiyeti' olarak topluyoruz! TV ekranlarında 'Siyasî Çözüm' görüntüsü altında, ülkenin nasıl bölüneceğinin tartışmaları 'özgürce' yapılıyor! Haber TURK'da, Faik Bulut, Suriye'nin Kuzeyi'nde gerçekleşen 'sürpriz' PKK hâkimiyetini savunuyor ve 'II. Mahabat'ı yedirmeyeceğiz' tehditleri savuruyor! Diyarbakır Belediye Başkanı, Erbil'den sonra, sıradaki 'Başkentlerini' Diyarbakır, Kamışlı ve Mahabat olarak sıralıyor! 'Âkil Adam' Henri Barkey, Akşam gazetesine verdiği demeçte “Yeni bir Kürdistan kuruluyor mevhumu bir yerde doğru. Fakat bunun Türkiye'ye karşı büyük bir tehdit olarak görülmesi için neden yok. Kuzey Irak'taki Kürtlerle nasıl iyi geçiniyorsanız, Suriye'deki Kürtlerle de iyi geçinebilirsiniz” diyerek, 'Suriye'nin Kuzeyi'ndeki PKK hâkimiyetini de kabul edin' aklını veriyor! BDP milletvekili Nursel Aydoğan, “PKK'nın terör örgütü olmadığına inanıyoruz; Kürt halkının ana dilini, kimliğini, kültürünü demokratik yollardan elde edemediği için eline silah alıp dağa çıkmış bir gerilla örgütüdür” açıklamasını yapıyor ve ne yazık ki, bu küstahlara hak ettikleri cevabı verecek bir Allah'ın kulu çıkmıyor! 
Gelelim Suriye'ye! Çin, Rusya, İran, Irak, Lübnan ve Hizbullah Suriye'nin yanındalar! Tam anlamıyla anti-emperyalist bir cephe! Biz ise, PKK belâsına karşı birlikte hareket etmemiz gereken İran, Irak ve Suriye ile değil,  'Suriye'ye demokrasi getirmek adına',  'müttefikimiz' Amerika, kendi ülkelerinde demokrasinin 'D' si bile olmayan Suudî Arabistan ve Katar'la birlikteyiz! Basında estirilen 'Yalan Rüzgârına' rağmen milletimizin yüzde 72'si, Suriye'ye yapılacak müdahalenin emperyalist devletlerin amaçlarına hizmet edeceğine inanıyor! 
Obama'nın sayın Başbakanımızla konuşurken, elinde beyzbol sopalı resminin servis edilmesi hakkında sayın Âkif Emre, Yenişafak'ta şu anlamlı tespiti yapmış: “Küresel sistemle entegre olmakta, kısa sürede bunun getirisinden istifade etmekte sakınca görmeyen muhafazakâr demokratlar, uzun vadede önlerine konacak stratejik tercihlerle karşı karşıya kalabilirler. 'Masa altından sopa göstermenin' şifrelerinden biri çok beklemeden deşifre oldu bile. Suriye'nin kuzeyinde muhtemel Kürt oluşumuna karşı konvansiyonel tepkilerinden birini göstererek, tanklarla tatbikat yapan Türkiye'ye uyarı geliverdi!” Kimden?  Tabiî ki, bizi İran, Irak ve Suriye ile kavgalı hâle getiren ABD'den!
  Yüksek Askerî Şûra'nın, 40 tutuklu general ve amiralin emekliye sevk edilmesi kararından sonra sayın Orhan Bursalı Cumhuriyet'te şu  değerlendirmeyi yapmış: “Orduyu tüm üst yönetim olarak tasfiye, siyasî Ergenekon ve Balyoz davalarının ana hedefiydi. Bu dâva bir hukuk dâvası değildir. Öyle sananlar varsa, onları burada “şaşkınlar” ilân ediyorum!”
Peki, nasıl bu hâllere gelindi? Nasıl bu kadar savrulabildik?
Sayın Yusuf Kaplan, 6 Temmuz tarihli Yenişafak'ta, 17 yıl önce Londra'da, müstear adla yayınladığı “Dış Kaynaklı Sivil Darbe” isimli bir yazısını tekrar yayınlamış. Yazısında, İngiliz basınında, Refah Partisi hakkında yayınlanan 'tahrik' yazılarından bazı örnekler vermiş ki, sorumuzun cevabının ipuçlarını da burada bulabiliriz.
 İndependent: “RP'nin Seçim Zaferi, Lâik Sistemi Sarsarken, Ordu alarmda!” The Times: “Lâik Rejim Tehlikede!” Daily Telegraph: “RP'nin seçimlerden galip çıkması, Türkiye'deki 73 yıllık lâik rejimin geleceğini tehlikeye soktu!” İndependent: “Türkiye'yi önümüzdeki günlerde istikrarsız ve karanlık bir gelecek bekliyor!” Daily Telegraph: “Türkiye'deki bazı çevreler, RP'nin Türkiye'deki sistemi değiştirmeye kalkışması halinde, kapıda bekleyen askerlerin olaya müdahale edeceğinden kuşku duymuyorlar” şeklindeki iddiaları haber olarak veriyor!
Yetmiyor! BBC saat başı şu haberi yayınlıyor: “Türkiye'deki seçimlerden RP'nin zaferle çıkması hâlinde Türkiye'de ordunun darbe yapması bekleniyor!”
O tarihlerde, Türkiye'de de eşzamanlı olarak estirilen 'İrtica geliyor' fırtınasını hatırlıyoruz! Yani hem dışarıdan, hem içeriden tam bir kumpas!  Sonrasında 28 Şubat hâdisesi; Erbakan Hoca'nın istifası; Batı'nın kurguladığı 2001 ekonomik krizi ve AKP iktidarı!
Refah Partisi'nin hükümet ortağı olmasından ödleri kopan, “Türkiye Batı'dan kopacak” diye yaygarayı basan Batılı 'Dostlar' AKP iktidarını alkışlarla karşıladılar! Bizi bir oyuna getirdiler. Kontrollerine aldıkları ya da manipüle ettikleri medya organları vasıtasıyla 'Türban' ve 'İrtica' yaygarası ile milleti birbirine karşı kışkırttılar. Emperyalizmin tabiî taktiği! Bütün sömürge ve yarı sömürgelerde yıllardır uygulanan yöntem! Ne yazık ki, bu oyuna iki taraf da geldi. Geçen haftalarda Mehmet Âkif'den bir alıntı yaparak, İngiliz emperyalizminin Hindistan'da bu işi nasıl yaptığının bir örneğini vermiştik. İngilizler Müslümanlara gelir: “Yahu Hindistan'da koyun az, inek bol. Siz ne diye Kurban bayramında inek kesmiyorsunuz?” Müslümanlar inek kesmeye başlayınca bu defa Hintlilere gider “Görüyor musunuz şu Müslümanları; hiç sizin inançlarınıza saygı duyuyorlar mı? Bayramlarında, sizin için kutsal olduklarını bildikleri hâlde inek kesiyorlar!” Netice: Müslümanlar ve Hindular birbirlerine girerler; arabulucu olarak da İngilizler devreye girer! Koskoca 500-600 milyonluk Hindistan'ı İngiliz kurnazlığı 50 bin askerle elinde tutar; sömürür, sömürür!
Hatırlar mısınız? Başbakan Pof. Necmettin Erbakan'ın verdiği bir yemekte, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, masasında içki olmadığını görünce dışarıdan rakı getirtmişti! 'Lâik' basınımız bu nezaket dışı davranışı nasıl da övmüştü! Peki, milletin çoğunluğu acaba bunu nasıl karşılamıştı? 
Milletin ordusunun milletle olan sıkı bağı,  küresel plâna uygun bir şekilde iyice gevşetilmiştir. Bunun bedelini şimdi millet olarak ödüyoruz!
Tutuklu yargılanan Komutanlarımız ve aydınlarımız için üzülüyoruz. Ülkemizi bekleyen tehlikeleri tahayyül ettikçe içimiz ürperiyor fakat işte bugünlere nasıl geldiğimiz de iyi bilinmelidir. The New York Times “AKP Türk ordusunu evcilleştirdi” diye yazmış. Bunun aynı zamanda Batı'nın bir projesi olduğunu; AB'nin bu doğrultudaki baskılarını hatırlatalım!
Sayın Âkif Emre, Yenişafak'ta Mısır ordusu hakkında şu tahlili yapmış: “Mısır ordusu halkın içindedir, okul yapar, köprü yapar, vatanı için savaşır; Milletinin Kültürel ve Dinî Değerlerine açıktan savaş açmaz!” 
Ne yazık ki, Mısır'daki bu 'tabiî' durum bizim ülkemizde sadece asker için değil, aydınlarımız için de gayritabiîdir ve bizim temel meselemiz de budur. Eğer 'Batılılaşacağız, çağdaşlaşacağız,' savrulmasıyla değerlerimizden bu kadar uzaklaşılmasaydı askere karşı bu kadar rahat operasyon yapılabilir miydi?
 Emperyalistlerin tuzakları konusunda acaba ayıkacak mıyız yoksa, Lâiki-Muhafazakârı, 'Amerikasız yaşayamayız!' diyerek bu zilletle yaşamayı sürdürecek miyiz? 
(9.8.2012)

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık