• 06 Mayıs 2016, Cuma 8:50
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

'ESAD GİTSİN' İNADINDAN VAZGEÇİLMELİDİR!
 İktidarın, çağımızın gerçekleri ile bağdaşmayan ideolojik angajmanlarına göre Suriye'ye düzen vermeye kalkmasının vahim sonuçlarını yaşıyoruz. Fakat, bütün bu yaşadıklarımıza rağmen, Suriye politikasında en küçük bir geri adım söz konusu değil! 
 Biz Suriye politikamızla kendi ayağımıza kurşun sıktık. İç savaş başlamadan  önce, 900 kilometrelik Suriye sınırımızda bir tek komşumuz vardı; o da  Suriye Devleti'ydi ve bu sınır en güvenlikli sınırımızdı.  Her türlü desteği verdiğimiz bu iç savaş sayesinde, IŞİD Suriye'nin önemli bir kesimini ele geçirdi. İç savaşı fırsat bilen PKK'nın Suriye kolu PYD  de, hâkimiyet kurduğu Suriye'nin kuzey bölgesinde federasyon ilân etti. Suriye bunu tanımadı ve Suriye Devleti'ne bağlı milis güçleriyle PYD güçleri çatışmaya başladı. Hâlbuki, iktidar çevreleri Suriye'nin PYD ile işbirliği yaptığını ve Türkiye sınırından kuvvetlerini çekmekle PYD'ye alan açılmış olduğunu belirterek Suriye yönetimini suçlamıştı.  
İyi de, biz de PYD başkanı Salih Müslim'i, Esad'a karşı  kullanabiliriz düşüncesiyle Türkiye'de ağırlamamış mıydık? Suriye Devleti, isyancılarla baş edebilmek için bizim sınırımızdaki birliklerini aşağıya çekmişti. Suriye'nin bu davranışı konjonktüreldi. İçinde bulunduğu zor durumu savuşturmak için bunu yapmıştı. Nitekim federasyon ilânı söz konusu olunca PYD ile de savaşmaya başlamaları da bunu göstermektedir.  Biz ise, Suriye'de iç savaş çıkaranlara verdiğimiz desteğin sonuçlarının ne olacağı; bizi nasıl etkileyeceği konusunda müthiş bir öngörüsüzlük içinde; yapmamamız gereken ne varsa yaptık!  
Bugün 3 milyon Suriyeliyi ağırlamak zorundaysak; Suriye'nin kuzeyinde eğer güçlü bir PKK varlığı varsa; IŞİD belâsı ile karşı karşıyaysak;  canlı bomba eylemleriyle Türkiye sarsılıyorsa; Kilis füzelerle vurulabiliyorsa bunun sebebi, baştan sona yanlış olan Suriye siyasetidir.
 Rojava ve Ayn-el Arap gibi bölgelerde kantonlar kurulmasının ve buna benzer kantonların topraklarımızda denenmeye cüret edilmesinin; PKK terörünün bu kadar azgınlaşmasının ve bu kadar şehit verilmesinin sebebi de bu Suriye siyasetidir. 
Suriye ile Ecevit Hükümeti döneminde başlayan iyi ilişkiler devam ettirilmiş olsaydı ve Suriye'nin iç işlerine karışılmaya kalkışılmasaydı bunları yaşamamız söz konusu bile olmazdı. 
Batı'lı 'dostların', İsrail'in ve bu iktidarın kadim dostu Suudî Arabistan'ın da desteklediği Büyük Kürdistan projesi, başta ülkemiz olmak üzere, İran, Irak ve Suriye'nin bütünlüğü için çok ciddî bir tehdit. 
Peki, bu durumda, bu dört devletin de birlikte hareket etmeleri gerekmez mi? Fakat biz, ne yapıyoruz? Suriye'deki istikrarsızlığın daha da büyümesine katkı sağlayarak, âdeta Büyük Kürdistan senaryosuna hizmet ediyoruz! 
Evet! Ne yazık ki, dün Irak'ta yaptığımız hataları bugün Suriye'de tekrarlıyoruz! Amerika'nın 1991 yılındaki Irak müdahalesinden sonra, Çekiç Güç'ün topraklarımızda üslenmesine izin vererek, hattâ bunu bizzat Amerika'dan talep ederek, Irak'ın Kuzeyinde yaratılan otorite boşluğundan bilistifade, orada bir Barzaniztan kurulmasında olduğu gibi! 
Bu nasıl bir çelişkidir? Demek ki, iktidarlar değişiyor fakat Türkiye'nin Batı'ya bağımlı politikaları kolay kolay değiştirilemiyor! 
Irak'ta yaşanan tablo bugün Suriye'de tekrarlanıyor! Bu durum karşısında, sağduyunun gereği, isyancı grupları desteklemeyi bırakarak, meşrû Suriye Devleti ile işbirliği yapmamız gerekmez mi? Fakat biz hâlâ 'Katil Esad' tiradını sürdürmekte ısrar ediyoruz! 
IŞİD, hâkimiyet kurduğu Suriye topraklarından bizi füzelerle vuruyor.  Fakat biz, uçaklarımızla Suriye hava sahasına girerek, IŞİD mevzilerini vuramıyoruz. Bunun için Amerika'dan yardım istiyoruz! Peki niçin? Çünkü uçaklarımız Suriye hava sahasına girdiğinde Rusya'nın bir misilleme yapmasından çekiniyoruz!
 İktidarı desteklediği bilinen Abdulkadir Selvi'nin, Hürriyet'teki şu satırları, hazin durumumuzun aynası gibi: “Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, toplantı yaptığı sırada Kilis'e düşen roketler can kaybına yol açmıştı. O andan itibaren Ankara ile İncirlik arasında bir trafik yürüyor. Roketlerin atıldığı koordinatlar belirlenip, koalisyon güçlerine iletiliyor. Bunun üzerine gece 21'de İncirlik üssü'nden 4 adet savaş uçağı havalanıyor ama DAEŞ hedeflerini vurmadan üsse geri dönüyor.  İncirlik'ten Ankara'ya 'hava şartları müsait değil, hedeflerin durumu netleştirilemedi' şeklinde bir gerekçe iletiliyor. Bu durum Ankara'da rahatsızlığa neden oluyor. Amerikalıların niyetlerini sorgulayan değerlendirmeler yapılıyor. 4 adet savaş uçağı gece saat 01.00'da İncirlik'ten tekrar havalanıyor. Ağır bir hava bombardımanı yaşanıyor, uçaklar 'hedef imha edilmiştir' notu ile geri dönüyor!”
  Ülkemizin güvenliği için, Suriye'nin bütününde, Esad yönetiminin tam bir kontrol sağlaması şart. Bizim önce bunu idrak etmemiz lâzım! Ne var ki, sayın Cumhurbaşkanı hâlâ daha Esat'ın, '500 bin vatandaşının katili' olduğunu söylüyor! Rusya ile ilişkilerimizin düzelmesinin önemi meydandayken; Rusya'yı da, Esat'a yardım yaptığı için suçluyoruz! 
Eğer, Millî Bürokrasi bu kadar etkisizleştirilmeseydi, iktidar 'Suriye politikası gibi', millî menfaatlerimize bu kadar aykırı bir politikayı bu kadar ısrarlı bir biçimde uygulayabilir miydi? İktidar etrafını yandaşlarla doldurmakla, aslında kendi başarısını da kısıtlamıştır. Çünkü 'evet efendimci' yandaşların eleştiri getirmeleri mümkün değildir. Onlar sadece alkışlarlar!
Milletimiz, Suriye sınırımızda yeniden Suriye Devletini görmek istiyor. İktidar milletin bu isteğine karşı, bu gayri millî Suriye siyasetini daha ne kadar sürdürebilecektir. Kaldı ki, iktidarı destekleyen bazı önemli isimler bile artık Rusya ve Suriye ile ilişkilerimizin düzeltilmesinin zorunluluğundan söz etmektedirler! Meselâ Cumhurbaşkanına çok yakın isimlerden biri olan Nasuhi Güngör bunu kendi sütunlarında açıkça dile getirdi. 
Allah aşkına! Biz Rus uçağını niçin düşürdük? Kimse, '15 saniye süre ile hava sahamız ihlâl edildiği için' demesin. Yunan savaş uçakları hava sahamızı her gün ihlâl ediyor da gıkımız çıkmıyor! 
Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkan Yardımcısı Mehmet Şahin'i Habertürk'te dinledik. Bugüne kadar yaptığı yorumlar hep iktidar yanlısı olan, iktidarın Suriye siyasetini  savunan sayın Şahin, 'Kilis'i vuran IŞİD füzeleri, PYD'nin Kuzey Suriye Federasyonu'nu ilân etmesi, Suriye'nin bunu tanımaması ve Suriyeli milis güçleriyle PYD'nin savaşmaya başlaması üzerine yaptığı değerlendirmede'; 'Türkiye'nin Suriye ile temaslara başlayabileceğini' söyledi ki, Türkiye'nin yüksek menfaatlerinin gereği de budur.
 Kişisel kin ve öfkelerle devlet işleri birbirine karıştırılmamalıdır. Esat'ı sevmeyebilirsiniz fakat bu ülkenin menfaati için Esat'la el sıkışılması gerekiyorsa bu mutlaka yapılmalıdır. Devletin ve milletin menfaati her şeyin üzerindedir. 
Ne yazık ki, bugün, iktidarı daha millî ve daha gerçekçi bir dış siyasete mecbur edecek bir muhalefete de sahip değiliz. Bu bakımdan MHP'deki muhalefet hareketi ile bir açılım  sağlanabileceği inancındayız. Fakat ne yazık ki, Devlet Bahçeli ve yönetimi, iktidar hırsı ile,  bu açılımı sağlayabilecek bir değişimin önünü kesmek için her şeyi yapıyorlar.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık