• 30 Ocak 2017, Pazartesi 8:10
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

EDEP YA HÛ!
 Bu söz, eskiden tekkelerin girişinde yazılıymış; “Bizi terbiye eyle ey Allah'ım!” anlamına geliyor. Tekkeye girenler edebe böyle davet edilirlermiş. 
Bir, 'Tek Adam Yönetimi'ni getirecek olan Anayasa değişikliği, Meclis'te çok gergin oturumlarda görüşüldü. Meclis'in mehabetine yakışmayan kavgalara şahit olduk. Devlet sistemimizi değiştirecek olan bu kadar önemli bir Anayasa değişikliği, derinliğine tartışılmadan, yangından mal kaçırılır gibi Meclis'ten geçirildi. Fakat referandumda ne olacağı meçhul! Sayın Bahçeli (MHP değil) destek veriyor olsa da, MHP tabanının referandumda vereceği oylar çantada keklik değil! Konuştuğumuz bazı AKP'lilerin bile kafaları karışık! İktidar; referandumda beklediği sonucu alamayabilir. Nitekim, Kadir Has Üniversitesi'nin yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasına göre, Partili Cumhurbaşkanına “EVET” diyenlerin oranı yüzde 43'ü geçemiyor! Merkez Medyanın ve Yandaş Medya'nın referandumda evet çıkması için yürüttüğü rezil propagandanın sebebi de bu olsa gerek! “Hayır” diyecek olanlar, sanki vatana ihanet içindeler! Üslupları son derece çirkin. 
Biz de bunun için, “EDEP YA HÛ”; yani, “Bizi terbiye eyle Allah'ım” dedik. 
Evet; Yandaş Medyanın kullandığı üslup milleti ayrıştırıyor. Her zamankinden daha fazla Millî Mücadele Ruhuna ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde; başımızda bu kadar belâ varken; sırf referandumda bir kaza olmasın diye, bu kadar incitici,  bu kadar  ayrıştırıcı bir üsluba ne gerek var? Şunu unutmayalım ki, biz bu  ülkede birlikte yaşamak zorundayız. Bu milletin  bölünmesinin, sadece ve sadece bu ülke hakkında karanlık emelleri olan emperyalist devletleri mutlu edeceği bilinmelidir. 
Referandumda “Hayır” çıkması ihtimalinin belirmesi, Yandaş Medyanın ölçüyü iyice kaçırmasına sebep oldu. 19 Ocak tarihli Yenişafak gazetesinin manşetinde iri puntolarla yer alan “TALİMATI JOHN BASS VERDİ” başlığının altındaki metinde,  CHP'ye yöneltilen çirkin iddia, bu ölçüyü kaçırma durumunun vahim bir örneğidir. Metin aynen şöyle:
 “ABD-FETÖ-CHP referandum öncesi operasyon peşinde. Anayasa referandumu öncesi yeni operasyon plânı CHP üzerinden servis ediliyor. Milliyetçi söylemle MHP  tabanını yönlendirmeye çalışan CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun bu taktiği John Bass'tan aldığı ortaya çıktı.  Kılıçdaroğlu'nun 17 Aralık'tan bu yana ABD ile yürüttüğü temaslar, Türkiye'ye karşı operasyonun parmak izlerini taşıyor.” 
Bu çok çirkin iddianın ayrıntısı iç sayfada bu kez şöyle verilmiş:  
“Milliyetçilik talimatı John Bass'tan mı?”
Hani, talimatı veren John Bass'tı! El insaf! Demek ki, referandumda hayır çıkacağı  endişeleri var ki, Ana Muhalefet Partisine bu kadar çirkin bir üslupla saldırılıyor. 
Şu an CHP tarihî bir görevle karşı karşıya. Anayasa değişikliği gerçekleştiğinde nasıl bir Türkiye tablosu çıkacağını, sakin ve birleştirici bir üslupla millete iyi anlatabildikleri takdirde, referandumdan “Hayır” çıkabilir. CHP'den bir diğer beklentimiz de,  iktidar alternatifi olabilmelerinin ancak ve ancak, bünyelerindeki Sorosçuları tasfiye etmekle mümkün olabileceğini artık görmeleridir.
 Avrupa Birliği üyesi Macaristan'ın Soros bağlantısı olan bütün Sivil Toplum Örgütlerinin faaliyetlerini durdurduğunu hatırlatmak isteriz! 
 CHP ancak Atatürk'ü ve Altı Ok'u kılavuz edinerek iktidar alternatifi olabilir. Liberallerin peşlerine takılarak değil.
19 Ocak akşamı, Haber Türk televizyonunda, Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu'nu dinledik. Sayın Feyzioğlu'nun anayasa değişikliği konusunda yaptığı açıklamalar son derece çarpıcıydı. Sadece şu örneği  belirtelim: Bu değişiklikle yargı tamamen Partili Cumhurbaşkanının kontrolüne geçecek. İllerde ve ilçelerde İl Başkanları ve İlçe Başkanları söz sahibi olacak. Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerini Partili Cumhurbaşkanı  ve Meclis atıyor. Milletvekillerini de Partili Cumhurbaşkanı belirleyeceğine göre, Yargıyı Partili Cumhurbaşkanının belirleyeceğini söylemek yanlış olmaz.  Bunun bir sakıncası da, yargının, illerde İl Başkanlarının, ilçelerde ise İlçe Başkanlarının vesayetinde olması tehlikesidir. Sayın Feyzioğlu'nun bu mülakâtı, internetten mutlaka dinlenmelidir.  
Anayasa değişikliği ile meydana çıkacak olan siyasî yapının Demokratik Sosyal Hukuk Devleti ile bağdaşmayacağı, tarafsız anayasa hukukçularının da ortak değerlendirmesidir. Milletvekili sayısı 600'e çıkarılıyor fakat Meclis'in denetim yetkisi kaldırılıyor. Denetim yapamayacak olduktan sonra sayı artmış eksilmiş ne önemi var ki? Cumhurbaşkanını, seçimlerde halk denetleyecek diyorlar. Halk hesap uzmanı mı?
Bu konudaki bir yazımızda,  dinimizin de bize istişare ile karar vermemizi buyurduğunu hatırlatmıştık.  Konunun önemi nedeniyle tekrar hatırlatalım: 
Şûrâ Suresi 38. ayet “Onlar, Rablerinin çağrısına uyarak, salâtı ikame ederler (ayağa kaldırırlar)  işleri de kendi aralarında şûrâ  (istişare) ile yürütürler….”
Bu ayetteki “salâtı ikame etmek” genellikle “namaz” olarak çevrilmektedir.  O zaman 'Namazın ayağa kaldırılması' gibi, saçma bir cümle ortaya çıkmaktadır!  Bir diğer ayet, Al-i İmran Suresi 159. ayettir.  Bu  ayetle yüce Allah,  Müslümanlara âdeta bir demokrasi dersi vermektedir. Bu ayet Uhud Savaşı  mağlubiyetinden sonra inmiştir. Savaş öncesinde yapılan müzakerelerde, Peygamberimizin, “Savunma savaşı yapalım” fikrine karşı çıkan sahabe,  Mekke ordusuna saldırılması kararını almış; Peygamberimiz de bu karara katılmak zorunda kalmıştı. Sonuç bilindiği gibi ağır bir mağlubiyet oldu. 
Bu ayet, bu mağlubiyetten sonra inmiştir. Meali şöyledir: 
“Ey Peygamber! Sen, Uhud'da yenilgiye sebep olanlara karşı, Allah'ın sana lutfettiği sevgi ve merhamet sayesinde yumuşak ve merhametli davrandın; eğer onlara karşı sert ve kırıcı davransaydın, seni bırakır gider, senden koparlardı. Öyleyse sen, onları affet ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. İşleri onlarla danışmaya devam et…”
Zümer Suresi 18. ayet ise daha vurucu bir demokrasi dersi içeriyor: “Onlar bütün sözleri, görüşleri dinlerler ve onların en güzeline uyarlar. Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimseler  işte onlardır ve gerçekten onlar, akıl-irfan, sağduyu sahibi kimselerdir.”
Peki, bugün  yapılan nedir? Yapılan, hepimizin çok iyi bildiği gibi, muhalefetin sesini olabildiğince kısmaktır! Ayrıca şunu da hatırlatmak isteriz ki, bu anayasa değişikliği gerçekleştiğinde, Partili Cumhurbaşkanı, devleti dilediği gibi yönetmek imkânına sahip olacaktır. Bu son derece tehlikeli bir durumdur ve Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin şahsıyla ilgili bir şey de değildir. Ayrıca, iktidarın bugüne kadar olan uygulamalarında, güçlü ve adaletli bir hukuk devletinin olmazsa olmazı olan, ehliyet, liyakat ve sadakat esaslarına uymak konusunda iyi bir sınav veremediğini de hatırlatmak isteriz. Buna bir de, 'alınları secdeye değiyor' diye, dindar görüntüsü veren Fethullahçıların, bürokraside olağanüstü bir hâkimiyet kurmalarına sebep olan  atamaları eklemeliyiz.
Atamalarda EHLİYET-LİYAKAT ve SADAKAT esasları temel kriterler olarak  dikkate alınmadığında, devletin beka sorununun ortaya çıktığını bizzat yaşayarak görmüş bulunuyoruz. O hâlde, yapılması gereken şey bu kriterlere titizlikle uyulması değil midir?
 Nisa Suresi 58. ayeti tekrar hatırlatalım: “Emaneti ehline veriniz. Hükmettiğinizde adaletle hükmediniz.”
Bu konuyu bir hadisle noktalayalım:
“İnsanlarla  ilişkilerinizde, onların ibadetlerine değil, dinar ve dirhemle ilişkisine bakınız!”
Yani, yüce Peygamberimiz  diyor ki, İnsanların ibadetine değil, dürüst ve ahlâklı olup olmadığına bakınız. Tabiî, bunları anlayabilmek için önce  Kur'an'ın ruhuna vâkıf olmak; bunun için de Kur'an'ın bir Türkçe meal-tefsirini sindire sindire okumak lâzım.
Şu çok acı bir gerçek ki, ne Atatürkçüler gerçek Atatürk'ü tanıyorlar; ne de Müslümanlar Kur'an'ı biliyorlar! Çektiklerimizin temel sebebi  budur.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık