• 16 Haziran 2017, Cuma 8:53
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

DIŞ POLİTİKAMIZ GÜVEN VERMİYOR (2)
 Amerika, bölgemizi kendi emellerine göre şekillendirmek istiyor. Bunun için de, PYD ve DEAŞ'ı manivela olarak kullanıyor! DEAŞ, âdeta bir İngiliz anahtarından farksız! Suriye topraklarını önce DEAŞ işgal ediyor; sonra, 'Kahraman PYD'liler' bu toprakları DEAŞ'tan kurtarıyor! Bu, dünya kamuoyunda PYD'ye müthiş bir sempati sağlıyor.
Kapitalizmin acımasızlığına karşı, dünyada yükselmekte olan İslâmcı dalgayı -kendi imalâtları olan-, DEAŞ'la önlemek istiyorlar. Yani bir taşla iki kuş!
20.09.2014 tarihli New York Times'de yayınlanan bir makalede, DEAŞ'ın, CIA ile ilişkilendirildiğini hatırlatalım! İşin içinde Vatikan da varmış iyi mi! (Kanal A Haber, Yaz-Boz Programı 15.4.2017)!
Bir tiyatro oynanıyor ve ne yazık ki, içinde biz de varız! Hâlbuki, Amerika'nın bu pis oyununu bozabiliriz. Bunun için de, başta Rusya olmak üzere, bölge devletleri ile işbirliği yapmamız şart. Biz, emperyalizmin bölgemizdeki senaryolarını işlevsiz bırakmak amacıyla, Atatürk'ün önderliği ile kurulan Sadabat Paktı ile bunu başarmıştık. Atatürk, Rusya ile de yakın dostluk ilişkileri kurmuş ve bunun sürdürülmesini vasiyet etmişti! Ne yazık ki, ülkemiz, Atatürk'ün ölümünden sonra, Batı hayranları eli ile, yeniden, Batı'nın vesayetine sokulmuştur. Bugün, Millî Menfaatlerimiz doğrultusunda bir politika takip edebilmemizin yegâne çaresi, bu onur kırıcı vesayetten kurtulmaktır. Bunun için de, önce, Soğuk Harp Döneminde zihinlerimize yerleştirilen Amerika 'DOST', Rusya 'DÜŞMAN' algısını yıkmak zorunludur.
Medyadaki Rusya düşmanlığına bir örnek: 29.04.2017; Bir İngiliz destroyeri Boğaz'dan, Karadeniz'e açılıyor! Geminin ön kısmında silâhları İstanbul'a çevrili İngiliz askerleri var. Fakat nedense, Rus savaş gemisi boğazdan geçerken, silâhlı askerlere dikkat çeken medyamız, bunu görmezden geliyor! Bunlara ilişkin bir tek kare fotoğraf bile yer almıyor medyamızda! İngiliz savaş gemisinin Boğazlardan geçtiği 29 Nisan tarihi de dikkat çekici! 29 Nisan 1916'da, Basra'daki Kut-el Ammâre'de, İngilizler 40 bin kayıp ve esir verdikleri ağır bir yenilgi yaşamışlardı! Dikkatlerden kaçan bir şey daha var: Bu yıl Kut Zaferi kutlanmadı!
Medyamıza bakılacak olursa, Esat halkını katlediyor! Hâlbuki, biz nasıl Güneydoğu'daki hendek savaşlarında, PKK'ya haddini bildirmişsek, Suriye Devleti de, Amerika ve Avrupa ülkelerinin silâhlandırdığı isyancıları ve sırf insan öldürmek için bu güçlere katılmış psikopat manyakları bertaraf etmeye çalışıyor! Suriye'de çok kirli bir iç savaş yaşanıyor. Bunun sebebi, hem bölgenin ekonomik kaynaklarına el koymak ve hem de Siyonist İsrail'in güvenliğini sağlamak! Büyük Kürdistan da bu plânın bir parçasıdır.
Önce Irak üç parçaya bölündü. Şimdi de Suriye'yi parçalayacaklar! Hesapları, Güneydoğu Anadolu Bölgesini de bizden kopartmak! Plân bu! Biz, işte bütün bu kirli, bu kanlı plânın baş aktörü olan Amerika ile müttefikiz! Washington'a kadar gidip bu Amerika ile görüşüyoruz da, Şam'la temas kurmaktan kaçınıyoruz! Hem de, bu görüşmeden sonra yaşanacak gelişmelerle, bölge barışı yolunda önemli ilerlemeler kaydedileceği muhakkak olduğu hâlde!
Dünyanın değişik ülkelerinden ve ülkemizden Suriye'ye, PYD saflarında savaşmaya gidenler var! Bu iş Aynel Arap (Kobani) tiyatrosuyla başladı. Önce, PYD'nin, Suriye'nin, Rojava diye adlandırılan bölgesinde kurduğu hâkimiyet cilâlandı. HDP eş Başkanı Selâhattin Demirtaş'ın, 'Rojava Devrimi' söylemlerini hatırlayınız! Sanki, PYD o bölgede çok adil, çok demokratik bir yönetim kurmuş gibi, PYD yönetimine övgüler düzüldü. Hâlbuki biliyoruz ki, PYD ele geçirdiği bölgelerde etnik temizlik yapıyor! Bu, Birleşmiş Milletler tarafından da tespit edilmiş bir gerçek! Aynel Arap'ta (Kobani) PYD'nin, eli kanlı DEAŞ'la mücadele ettiğine dünyayı inandırdılar! Tabiî bu tiyatronun başarılı olmasında bizim de katkımız oldu! 'Kobani Düşüyor' masallarına inanılarak, Barzani peşmergelerinin sınırlarımızdan geçip, Kobani'ye gitmelerine izin verdik!
Amerika, PYD üzerinden kendi plânlarını uyguluyor. Sözde bunlar Suriye Demokratik Güçleri (SGD) ile birlikte DEAŞ'a karşı savaşıyorlar! Hâlbuki, bu sadece bir görüntü. SGD'nin içindeki Arap aşiretlerinden ve Süryanilerden oluşan grubun oranı sadece yüzde on! Gerisi PYD'li! SGD, PYD'yi meşrûlaştırmanın aracı olarak kullanılıyor! PYD'nin, Suriye'de özgürlük mücadelesi verdiği propagandasına inanan bazı saflar da, PYD saflarında savaşmak için Suriye'nin Kuzeyine gidiyorlar! Televizyonlarımızda, PYD saflarında savaşmak için Suriye'nin Kuzeyine giden çok meşhur bir İngiliz artistinin PYD üniforması ile görüntüleri yayınlandı. Algı yönetiminin gücünü görüyor musunuz?
Peki, buna karşı biz ne yapmalıyız?
Öncelikle, Türkiye'nin terörle mücadeledeki haklılığını dünyaya kanıtlayacak çabalar içinde olmalıyız. Dünya kamuoyunu daha fazla umursamalıyız. Ülkemizin, terörle mücadelede, hukuk devleti kurallarını çiğnediğine ilişkin kara propagandayı etkisiz kılacak tedbirler alınmalı ve Millî duruşa sahip Sivil Toplum örgütleri desteklenerek, haklılığımız tüm dünyaya anlatılmalıdır. FETÖ, PKK ve PYD, bunu çok etkili bir şekilde yapıyor. Fakat ne yazık ki, biz daha kendi ülkemizin aydınlarını ikna edebilmiş değiliz! Aynel Arap'ta (Kobani) yaşanan tiyatro sırasında, buradaki 'mücadeleye' destek vermek için Suruç'taki mitinge giden ve bir canlı bombanın kendini patlatmasıyla hayatlarını kaybeden PYD sempatizanı gençlerimizi hatırlayınız!
Evet, biz daha kendi halkımıza gerçekleri anlatabilmiş değiliz. Ne yazık ki, sözde Emperyalizme karşı mücadele ettikleri yalanı ile, sempati toplayan PKK ve PYD'nin, Emperyalizmin İşbirlikçileri ve Tetikçileri olduğunu gençlerimize anlatamamışız daha! Hatırlanacağı gibi, Açılım Sürecinde, Akil Adamlar görevlendirilmişti. Hâlbuki, asıl şimdi, FETÖ ve PKK-PYD'nin gerçek yüzlerini milletimize anlatacak, saygın Akil Adamlara ihtiyacımız var. Kumpas Davalarının vatansever mağdurlarının bu görevi seve seve kabul edecekleri muhakkaktır.
Aynel Arap'ta, PKK ve PYD'lilerin attıkları, “Biji Serok Obama” sloganını hatırlatırız! Bunlar mı Anti Emperyalist?
Terörist Devlet İsrail'in güvenliği için Irak, Suriye ve İran üç büyük tehditti. Irak bitirildi. Suriye bitiriliyor. Sırada bizim ve İran'ın olduğunu görememek için kör olmak gerekir. Bizi, Vahabî Suudlarla birleştirerek, İran'la kapıştırmak istiyorlardı! Amerika'nın, kurmak istediği İslâm NATO'sundan muradı bu değil miydi? Fakat, her şerden bir hayır doğar! Katar krizi bizi mecburen İran'la yakınlaştırdı. Tahran'da patlayan bombalardan sonra İran Dışişleri Bakanı soluğu Türkiye'de aldı.
Aklın yolu, Şiî, Sünnî bağnazlığını aşarak, emperyalizme karşı birleşmektir. Olaylar da zaten bize bunu dayatıyor.
Not: Enis Berberoğlu hakkındaki mahkûmiyet kararının Dünya Kamuoyundaki olumsuz imajımızı daha da güçlendireceği muhakkaktır.





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık