• 12 Haziran 2017, Pazartesi 9:01
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

DIŞ POLİTİKAMIZ GÜVEN VERMİYOR (1)
 Amerika, Büyük Kürdistan (Büyük İsrail) projesini saklamaya gerek görmüyor. Daha dün, ABD Savunma Bakanlığı İstihbarat Ajansı Başkanı Korgeneral Vincent Stewart, “Merak edilmesi gereken, Kürtlerin bağımsızlığının olup olmayacağı değil. Asıl soru bunun ne zaman gerçekleşeceğidir” açıklamasını yaptı. Aslında, Condoliza Rice'ın 2002 yılında açıkladığı, aralarında bizim de bulunduğumuz 22 ülkenin sınırlarını değiştirecek olan Büyük Orta Doğu Projesi ile, bu, bütün dünyaya ilân edilmişti! Yaşadığımız gelişmeler de, bu doğrultudadır! Fakat, ekranların bazı gedikli yüzleri, televizyonlarda utanmadan, BOP'un artık geçerli olmadığı yalanlarını seslendirerek algı yönetimi yapmayı sürdürüyorlar!
Sayın Devlet Bahçeli de, 16 Mayıs tarihli Grup Toplantısında, 'Nihaî amacın, Kürdistan'ın kurulması ve bunun kabul ettirilmesi' olduğunu ifade etti. Amerika'nın yardımlarıyla, PYD'nin IŞİD'den (DEAŞ) devraldığı Suriye topraklarındaki nüfus yapısının değiştirilmesi de bunu göstermektedir. Bunu daha önce Irak'ta yaşadık! Hatırlanacağı gibi, -bizim görmezden gelmemizle-, Barzani güçleri, -Kırmızı Çizgimiz olan- Kerkük'ü işgal etmiş; Tapu ve Nüfus daireleri yağmalandıktan sonra, bu şehre büyük bir Kürt nüfus yerleştirilmişti. Amerika'nın 2003'teki müdahalesinden önce, Kerkük'te, Türk ve Arap nüfus çoğunluktayken, şimdi Kürtler çoğunluk! Son olarak da, Barzani'nin Kerkük'te, başta devlet daireleri olmak üzere, her tarafa, sözde Barzani Devletinin bayraklarını astırdığını hatırlatalım!
Şunu da tekrar hatırlatalım ki, Amerika bölgemize, kendi çıkarlarına göre yeniden düzen verme gayreti içindedir. 2003 yılında bizden şunu istemişlerdi: “...Küreselleşmenin bir adı da şehirleşmedir. Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve millî hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezî olmaktan çıkarmak zorundadır. 'Dünya' bütün hükümetlerden bunu istemektedir” (Arslan Bulut, Yeniçağ, 11.8.2003)!
Bu gerçeklere rağmen, Ekonomi Bakanı sayın Nihat Zeybekçi'nin, “vergi tahakkuk ve tahsilâtının özelleştirilmesi ve öğretmenlerin tayinlerinin valiliklere bırakılması önerisini” nasıl değerlendirmeliyiz? İlginç değil mi? 13 Mayıs tarihli Sözcü gazetesine verdiği bir mülâkatta, “Dünyada kentlerin öne çıktığı yeni bir ekonomik, siyasî ve toplumsal kalkınma modeline geçiş yapıldığını” söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Fuat Keyman da, “Türkiye'nin bu süreci ıskalamanın eşiğinde olduğu” uyarısını yapmış!
Şu işe bakın! 2003'teki Amerikan raporu savunuluyor ve bu mülâkat, 'Ulusalcı' Sözcü gazetesinde yayınlanıyor! CHP milletvekili Eren Erdem- herhâlde barışa katkı olsun diye- Silivri cezaevinde, Selâhattin Demirtaş'la yaptığı görüşmeden sonra, sanki 'Demirtaş yola gelmiş' gibi bir açıklama yapıyor. Fakat Demirtaş, gönderdiği düzeltmede, “Kendilerinin özerklik istemedikleri şeklindeki ifadenin doğru olmadığını” bildiriyor! Demirtaş'la, Tuncay Özkan'dan sonra, Eren Erdem'in görüşmesi manidar değil mi? Hemen ardından, TÜSİAD toplantısında, Açılım Süreci'nin yeniden başlatılmasının gündeme getirilmesi nasıl bir tesadüf! Ha, az kalsın unutuyorduk; sayın Deniz Baykal'ın Ahmet Türk'e gösterdiği ilginin sebebi acaba ne ola? Neler tezgâhlanıyor?
Bölgemizde yaşanan her kötülüğün sebebi Amerika'dır. Fakat, bizim Amerika Muhipleri, yine de, Amerika'yı aklamak gayreti içindedirler! Amerika'ya olan kamuoyu tepkisinin Rusya'ya çevrilmesi için çok aşağılık bir algı yönetimi sürdürülmekte. Kamuoyunda yükselen Amerika karşıtlığı, Rusya düşmanlığı yaratılarak dengelenmeye çalışılıyor! Amerika PYD'ye yüzlerce TIR'la ağır silâhlar sevk ederken; Bir PKK deposunda ele geçirilen Rus füzesinin, gazetelerde yer alan boy boy resimlerini hatırlayınız!
Türkiye bir Rusya'ya bir Amerika'ya yaklaştığı için, Rusya'ya güven vermiyor. Rusya'nın PYD'ye desteğinin bir sebebi de budur. Amerika, kendi çıkarları için, PYD'yi tamamen kontrolü altına almaya çalışırken, Rusya'nın -üstelik Türkiye'nin güven vermeyen politikaları meydandayken-, bu örgütü dışlayabileceği düşünülebilir mi? Bizim de, Salih Müslim'i Ankara'da ağırladığımızı hatırlatırız!
Sözde, 'Muhalefetin Sesi' olan Sözcü gazetesinin, Rusya Devlet Başkanı'nın, 'PYD ile kurdukları ilişkilerden endişelenilmemesi gerektiği, bu örgüte silâh vermeyecekleri' garantisini verdikten sonra, Rusya'nın PYD desteğini eleştirmek için attığı, “Sende mi Putin!” manşeti ve “Rusya bizi sırtımızdan vurdu” değerlendirmesi ancak bir kara mizah örneği olabilir.
Rusya bizim müttefikimiz mi? Stratejik ortağımız mı? Rusya'dan nasıl bir müttefik gibi davranması beklenir?
Bir Rus uçağını düşürdüğümüzü, bu uçağın bir pilotunun paraşütle inerken öldürüldüğünü, bizim korumamız altında bulunan Büyükelçi Karlov'un alçakça katledildiğini hatırlatırız! Rusya bize bu yüzden çok haklı olarak, hâlâ kırgındır ve aylar geçtiği hâlde, henüz ülkemize bir Büyükelçi göndermemiştir! Rusya ile ilişkilerimizin, uçak düşürme hadisesi sırasındaki düzeye gelemediğini de hatırlatırız! Bunun sebebi Rusya değil, biziz!
Şunu artık görmek zorundayız: Midelerinden ya da Beyinlerinden Batı'ya bağımlı olan bir kesim, kamuoyundaki Amerika düşmanlığını, Rusya'yı hedef tahtasına oturtarak bertaraf etmeye çalışmaktadır!
Objektif değerlendirmeler yapabilmek için yandaş medyayı da takip ediyoruz. Hiç hazzetmediğimiz yazarları bile, sabırla dinliyoruz. Bu meyanda, 10 Mayıs tarihinde, TGRT televizyonunda, Cem Küçük'ün verdiği önemli bir bilgiden söz etmek isteriz. Sayın Küçük, Kanal 24 televizyonundaki, “Kadınlar Meclisi” programının katılımcılarından, Azerbaycan Türkü Sevil Nuriyeva'ya, “Rusya'nın YPG'ye verdiği destek meselesini sorduğunu, Nuriyeva'nın kendisine, Türkiye'nin Esat düşmanlığı yüzünden, Rusya'nın YPG'ye destek verdiğini” belirtmekteydi!
Yani, 'Rusya, karşısında güvenilir bir Türkiye göremediği için', PYD'ye destek vermektedir!
Evet, Dış Politikamız güven vermiyor! Hâlbuki, Amerika'nın, bölgemizi kendi çıkarlarına göre şekillendirmek için yaptıkları meydandayken, başta Rusya olmak üzere, Bölge Devletleri ile işbirliği yapmamız gerekmez mi? Başbakan yardımcısı sayın Numan Kurtulmuş, Suriye politikamızın baştan itibaren yanlış olduğunu açıklamıştı! Suriye iç savaşının başlangıcında, sayın Ahmet Davutoğlu, “Bir hafta sonra Şam'da Emevî Camisinde namaz kılacağız” demişti! 6 yıl geçti; 4 milyona yakın Suriyeli mülteci ülkemizdedir! Suriye'nin Kuzeyi, PYD'nin kontrolüne geçti! Milyonlarca dolar harcayarak, Suriye sınırımıza duvar örüyoruz!
Suriye'de, -Batı'nın tezgâhladığı- iç savaş başladığında, sınırlarımızı kapatmış ve Suriye yönetimine destek vermiş olsaydık, bunları yaşar mıydık?
'Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu' söylüyoruz; fakat, bu doğrultuda adımlar atmıyoruz! Üstelik, Suriye'de işlerin yoluna girmesi için NATO'dan medet umuluyor! Bu, kuzunun kurda teslimi değil de nedir?



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık