• 09 Ocak 2012, Pazartesi 8:58
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

"DEVLET HALKINI BOMBALADI!"
Kaçakçılık yapan vatandaşlarımızın terörist zannıyla bombalanması sonucu 35 vatandaşımızın ölümünü Taraf gazetesi; 'Devlet halkını bombaladı' başlığıyla vermiş!  Normaldir; Dersim'e 'katliam' diyen, 'Ermenilere soykırımı yapıldı' diyen bir zihniyettir bu! Sayın Başbakan gazetenin bu yayınını haklı olarak sert bir şekilde eleştirdi ki, bu eleştiriye biz de yürekten katılıyoruz; fakat daha düne kadar, bu gazetenin, 'doğrudan AKP'yi hedef almayan devlet karşıtı yayınlarına' her hangi bir tepkinin gösterildiğini hatırlamadığımızı da belirtmek istiyoruz! Umarız bu taifeye güvenmekle nasıl bir hata yaptıklarını artık anlarlar.
Bir Genelkurmay yetkilisi, “Tuzağa düştük” demiş!  Bu ABD'nin bizi düşürdüğü ilk tuzak değil ki! ABD 'dostluğunun' temellerini atan İsmet Paşa, yıllar sonra bu 'dostluğu' şu sözlerle tanımlamıştı: “Büyük devletle dostluk ayı ile yatağa benzer!” ABD bizi kullanıyor; Türkiye'yi kaosa sürükleyerek kendi menfur planının uygulanmasını kolaylaştırmak istiyor. PKK'ya verilen gizli ve açık desteklerin başka bir izahı olabilir mi? Fransız Meclisi'nin Soykırımı hakkında aldığı karar sadece Cumhurbaşkanı seçimlerine bağlanabilir mi? Leyla Zana'ya “Otonomi yetmez” dedirten güç kimin gücüdür?
Askere uzanan dil şimdi de hükümete uzanıyor Reşadiye'yi ve Dağlıca'yı askere yıkmak isteyen güçler yine devredeler ve bu defa sorumluluğu hükümete yıkmak istiyorlar çünkü askeri bitirdiler!
Kaçakçı oldukları anlaşılan 35 vatandaşımızın bombalandığı bölgede ne Irak hükümetinin ve ne de Barzani Bölgesel Yönetiminin etkin bir kontrolü söz konusudur. Ve yine biliniyor ki,  bu bölgede üslenen PKK'lı teröristler zaman zaman karakollarımızı basıp,  Mehmetçiklerimizi şehit ettikten sonra inlerine geri çekilmektedirler!  Peki, nasıl olur da, Türkiye böyle bir duruma rıza gösterebilmektedir? Amerika, 'beni tehdit eden teröristler var' diyerek binlerce kilometre ötedeki Afganistan'ı işgal ederken, Türkiye burnunun dibindeki bu sahipsiz toprakların terör üssü olarak kullanılmasına nasıl izin verebilir?
 'Suriye'deki muhalifleri korumak için' tampon bölge önerileri yapılırken; Türkiye kendi güvenliği için, Irak'ın kuzeyinde kendi kontrolünde bir tampon bölge oluşturulmasını niçin talep etmemektedir?
Ne yazık ki, bırakınız tampon bölgeyi; ABD ile yapılan bir anlaşma ile, Irak'ın kuzeyine kara harekâtı ve uçaklarımızla bombardıman yapmamız bile ABD'nin iznine bağlıdır! Diğer taraftan, bir yönetim boşluğu altındaki bu bölge aynı zamanda bir kaçakçılık merkezidir ve bu kaçakçılığın boyutları milyar dolarlarla ifade edilmektedir ki, ülkemizin güvenliğini ve bütünlüğünü en az PKK kadar tehdit ettiği muhakkaktır.
Irak'ın kuzeyine girmemize izin vermeyen ABD bize terör örgütünün hareketliliği hakkında bilgi veriyormuş! Nitekim, bu son hadisede de  görüntüleri İncirlik'ten havalanan Amerikan Predatör insansız uçaklarının verdiği iddia edilmektedir! Bilindiği bu insansız hava araçlarının verdiği yanlış bilgiler yüzünden Afganistan ve Pakistan'da, terörist zannıyla binlerce insan öldürülmüştü! Yani bu ilk değil! Amerika böyle 'hataları' hep yapıyor!  
Peki, “Devlet halkını bombaladı” diyerek felâket tellâllığı yapanlar  'dostumuz' ABD'nin bu konudaki sicilini  bilmezler mi?!
                           ***
Milletvekili emeklilerine bir gece yarısı operasyonu ile yapılan yüzde yüz zam yapıldı! Necati Doğru, Türkiye'den 5 kat daha zengin olan Almanya'da, 8 yıl vekillik yaptıktan sonra emekli olan milletvekilinin 3 bin 782 TL (1534 Euro) maaş alabildiğini yazıyor! Bizde ise, gece yarısından sonra geçen yasa onaylansaydı 7 bin 800 TL alacaktı! İşçiye, memura, emekliye yüzde 5'i bile bulmayan zam; vekile yüzde yüz! Ayıptır, günahtır. Bu yakışıksız zammı savunanlar, milletvekillerinin statülerini öne çıkarıyorlar. “Efendim, bir milletvekili emekli olduktan sonra herhâlde sıradan bir fert gibi yaşayamazmış!” Milletvekilinin statüsü imiş söz konusu olan!  Peki, vatandaşın statüsü ne olacak?  Bunlar milletin vekili değiller mi? Emeklilerin çoğunluğunun bin liranın altında maaş aldığı bu ülkede böyle bir zammın âdil olduğunu kim söyleyebilir?
Özal döneminden beri yapılan uygulamalar imtiyazlı bir milletvekili sınıfı yaratılmak istendiğini gösteriyor.  Peki, milletvekilliği bir meslek midir?
Atatürk, Recep Peker'e,  seçilecek milletvekillerinde bulunmasını istediği 8 özelliği not ettirmiş. Şule Perinçek geçen Pazar yazısında  bu 8 maddeyi sıralamış. Atatürk'ün, mebuslarda aradığı birinci vasıf şudur: “Aday mebus seçildikten sonra da çiftçi kalacak, hayatını terk etmeyecek, mesleğine daima sadık kalacaktır.  Mebusluğunda, tatil zamanında yine mesleğine ve mesleğiyle meşguliyete bağlı kalacak; tatilinde köyünde aynı hayat tarzını yaşayacaktır.”
Yani, milletvekilliği bir meslek değildir!
Biz, 1930'ların başlarında, ekonomik durumumuzda ortaya çıkan bazı olumsuzluklar sebebiyle Atatürk'ün, milletvekili maaşlarında indirim yaptırdığını da biliyoruz. Fakat şu hâle bakın ki, 70 milyar dolara ulaşan yıllık cari açığımız, anlaşılan o ki, kimseyi endişelendirmemektedir! Kamuda süregelen savurganlığı ve emekli milletvekillerine yüzde yüzlük  zammı başka nasıl değerlendireceğiz?
Meğer, Cumhurbaşkanımızın bazı maddelerini veto ettiği 'Emekli Vekillere Kıyak Maaş Kanunu' geçen dönemde de Meclis'e gelmiş fakat Alt Komisyon Başkanı; AKP milletvekili sayın Zekai Özcan, bir kanun tasarısının içine sokulmak istenen bu yasayı, alt komisyon raporunu imzalamayarak engellemiş. Özcan'ın, AKP'den ayrılarak  MHP'ye geçmesinin  bir sebebi de bu yasa imiş!
                                   ***
 İran Basra Körfezi'nde uzun menzilli füze denemesi yaptı! İlk uzun menzilli füze denemesinde, karadan denize atılan “Kadir” füzesi Basra körfezinde belirlenen hedefi yok etti!  “Ne var bunda, ABD de bize füze veriyor” diyebilirsiniz! Evet, ama o füzenin adı Patriot ve bize ait değil; kumandası ABD'de!
İsrail, Doğu Akdeniz'deki Türk denizaltılarının elektronik sistemlerini her zaman kapatabileceğini ilân ediyor! Uçaklarımızın, 'dost' ve 'düşman' algılamasına karar veren ülkenin de bize bu uçakları veren ABD olduğunu not edelim!
ABD işgali altındaki Afganistan Çin'le bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya göre Çin, çıkardığı petrolün yüzde yetmişini Afganistan'a bırakacakmış. Meclis'te kabul edilen fakat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından, dört maddesi tekrar görüşülmek üzere iade edilen Petrol kanununu hatırlayan var mı? Hrant Dink cinayeti sebebiyle gölgede kalan bu kanuna göre, yabancı şirket bulduğu petrolün yüzde on iki buçuğunu bize bırakacaktı!
Suriye sınırındaki mayınlı arazi meselesini çoktan unuttuk! Mayınların temizlenmesi karşılığında İsrail'e 49 yıllığına terk edilecekti de, muhalefet bunu engelleyince, mayınların ücret karşılığında temizlenmesi kararlaştırılmıştı. Bu, altın değerindeki topraklar bölgedeki yoksul, topraksız eski sahiplerine verilecekti! Ne olduğunu bilen var mı? 
Acaba bir gün zincirlerimizi koparabilecek miyiz?
'Atatürkçülüğü hakaret sayan bir insanın, Atatürk'ün kurduğu bir kurumun başına getirilebildiği bir ülkede bunun gerçekleşe-bilmesi mümkün mü?' diye düşünebilirsiniz. Biz, SAĞ ve SOL kutuplaşmanın emperyalizmin dünya hâkimiyetini gerçekleştirmeyi amaçlayan bir tezgâh olduğunu ve Atatürk'ü gerçekten anladığımızda, bunun o kadar da zor olmadığına inanıyoruz.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık