• 15 Ekim 2018, Pazartesi 9:04
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

CUMHURİYET KURTULDU; CHP KURTULABİLECEK Mİ?
 Yıllar sonra ilk kez bir Cumhuriyet gazetesi aldık. 2. Cumhuriyetçiler kovulunca gazete bayağı bir değişmiş. Kuvayı Milliye çizgisine dönüşün işaretlerini gördük ve bu bizi çok sevindirdi. Çok eski bir Cumhuriyet okuruyum. İki kere bıraktım gazeteyi diğer birçok Cumhuriyet okuru gibi. Birincisi 12 Mart 1971'den sonra yönetim değişince; ikincisi ise 12 Eylül Darbesinden sonra gazeteye müdahale edilince. Üçüncü ve en uzun bırakışım ise gazetede bir çizgi değişikliğinin izlerini gördüğüm 2003 yılından sonraydı. 15 yıl sonra yine Cumhuriyet'e döndük. Umarım Kuvvacı çizgiyi sürdürmeyi başarırlar.
Gelelim CHP'ye! Aynı durum CHP için de söz konusu. Bu partide rahmetli babam ve rahmetli ağabeyim gibi ben de siyaset yaptım. Kemalist çizgiden yavaş yavaş fakat kararlı bir şekilde uzaklaşıldığını görünce ayrıldım. Bugün artık siyaset yapmaya ne sağlımız ne yaşımız müsait. Fakat her bilinçli yurttaş gibi gelişmeleri takip ediyoruz. Yazarak da olsa yanlışları ve doğruları dile getirmeye, bizi okuyanlara mum ışığı gibi olsa da ışık vermeye, bilgilendirmeye çalışıyoruz. Güzelim ülkemizin sürekli olarak ve kararlı bir şekilde Atatürkçü çizgiden uzaklaştırılmasının hüznü içindeyiz.
Geçen seçimlerde Vatan Partisi'ne oy verdik. Neden? Çünkü açık açık 6 OK'u savunuyorlar. Türkiye'nin Atatürk Döneminde olduğu gibi Bölge Merkezli bir siyaset takip etmesini ve Plânlı Karma Ekonomiyi savunuyorlar. Anti Emperyalistler. Ben de kendimi bildim bileli öyleyim!
Peki, hataları yok mu? Çok! II. Abdülhamid'i yerli yersiz eleştirmelerini, maceracılıkları ve tecrübesizlikleri ile bize bir imparatorluk kaybettiren Enver Paşa'yı ve İttihatçıları övmelerini, I. Dünya Harbi'ne girmek zorunda olduğumuz görüşünde ısrar etmelerini tasvip etmiyorum. Bunlar doğru değil. Fakat bu sadece onların hatası değil. Aydınlarımızın büyük bir çoğunluğu bu yanlış görüşte ısrar etmekteler!
Ne yazık ki, bu şartlarda ve bu yönetim yapısı içinde CHP'ye yönelik hiçbir beklentimiz yok! Zaman zaman değindiğimiz gibi, bizim asıl sorunumuz güçlü bir muhalefet partisinin bulunmayışıdır. Bugün eğer Kuvayı Milliye çizgisinde bir CHP bulunsaydı AKP iktidarı bu kadar sorumsuz işler yapabilir miydi? CHP yetkililerinin 24 Haziran Seçimleri sırasındaki bazı söylemlerini bir türlü unutamıyoruz. Dersim için araştırma komisyonu kuracaklarmış! Ermenilere Soykırımı iddiaları araştırılacakmış!
Parti CHP'li olmayanların eline geçerse bunlar tabiî ki, olur.
CHP şimdi Yerel Yönetim seçimlerine hazırlanıyor. Ne vaad edecekler doğrusu merak ediyoruz. AKP'den farklı olarak nasıl bir Halkçı belediyecilik yapacaklar? Kentlerimizin betonlaşarak yaşanılmaz bir duruma gelmesini önleyecek, kent hayatını daha da kolaylaştıracak, katılımcı bir belediyecilik konusunda bir projeleri var mıdır?
Hiç sanmıyoruz!
Yine retorikle işi götürmeye çalışacaklar. Abant toplantısında “Elitist söylemi bir kenara bırakarak, sağın söylemleri ile konuşalım” mealinde bir karar almışlar. Bunu yapacağınıza kapatın partiyi AKP'ye katılın gitsin!
Peki, CHP ne yapmalı?
CHP önce, kendini 2. Cumhuriyetçilerden temizleyerek arınmalıdır.
Cumhuriyet gazetesi nasıl kurtardı kendini bunlardan. CHP de bunu yapmalıdır. CHP ancak yeniden Kuvayı Milliye Ruhu'nu partide hayata geçirirse başarılı olabilir. Peki, yapabilir mi bunu? Çok zor! Çünkü kuşatılmış bir durumda.
Hâlbuki, ancak bunu yapmayı başarabildiklerinde iktidar alternatifi olabilirler. Yoksa sağın söylemlerini benimsemek falan boş lâftır. CHP bu yapısıyla Kemalizm'in önünde tıkaçtır.
CHP önce, Atatürk nasıl bir Türkiye devralmıştı. Neler yapmıştı. Nasıl başarılı olmuştu bunu öğrenmelidir.
Yani önce tarih!
Sonra da yüzyılların en büyük istismar konusu dine eğilmelidirler. Kendilerini çok iyi yetiştirmiş aydın ilâhiyatçılarımız var. Bunların içinden yetkin danışmanlar edinmelidir CHP.
Bugün uygulanan bu Emevî dininin Kur'an'la bir ilgisinin olmadığını önce kendileri, demagogları susturacak düzeyde iyi öğrenmelidirler.
Gelelim İYİ Parti'ye!
Sayın Akşener'in İlk Grup toplantısında yaptığı ilk konuşmasını dinledik. Gerçekten de güzel bir konuşmaydı. Fakat bir yerde öyle bir benzetme yaptı ki, o güzelim konuşma güme gitti.
Sayın Akşener, yolsuzluklarla, AKP iktidarı ile nasıl mücadele edeceklerini anlatırken bir de Şair Yunus'tan örnek verdi. Daha doğrusu, Yunus'un bir şiirinde geçen 'Molla Kasım'ı yüce bir kişilik gibi gösterip, grubunu işaret ederek Molla Kasım'lar burada diye bir gaf yaptı.
Hâlbuki, Molla Kasım, okuduğu Yunus'un şiirlerini şeriata aykırı bularak yırtıp dereye atan bir cahil din adamı. Yunus Emre bir şiirinde bu Molla Kasım'la dalga geçiyor. Onu şöyle hicvediyor:
“Derviş Yunus sözü eğip büküp söyleme,
Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir!”
Ne yazık ki, böyle hatalar arada bir oluyor. Kültürümüze ve tarihimize yeterince vakıf olmayanlar danışman ve metin yazarı olarak görevlendirildiklerinde böyle gaflar yapılabiliyor.
Meselâ, sayın Binali Yıldırım Başbakanken Bolu'da yaptığı bir konuşmada, Bolululara, “Bolu Beyi'nin torunları” diye hitap etmişti.
Hâlbuki, Köroğlu'nun “Benden selâm söylen Bolu Bey'ine çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır” şiirinde belirttiği Bolu Bey'i tarihe zalimliğiyle geçmiş bir kişidir!
Sayın Cumhurbaşkanı da bir konuşmasında “dinime küfreden bari Müselman olsa” deyimini kullanmıştı ki, bu da doğru değildir. Bir Müslüman dinime niye küfretsin ki?
Bu, 16. Yüzyılda yaşamış Bahayi-i Küfrî takma isimli bir Osmanlı şairinin selefî bir din anlayışına sahip olan Kadızadelileri eleştirmek için yazdığı bir hicivdir. Doğrusu da şudur: “Bana dinden çıkmış diyenin kendinde iman olsa, dinime karışan bari Müselman olsa!”

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık